
Türkiye “Suriye ve Musul” bahanesiyle “iyiden iyiye” Ortadoğu Bataklığı’na girdi, ardı ardına “Şehit Haberleri” geliyor!…
Bu konuda daha önce “Musul-Kerkük’ün ULUSLAR ARASI ANDLAŞMAYA GÖRE Irak’ta Fiili Kürt Devleti kurulduğu / Irak’ın “bütünlüğü ortadan kalktığı anda ‘zaten otomatikman Türk Toprağı’ olduğunu ve işin ‘Savaş’la değil, ‘Uluslararası Hukuk’la çözümlenmesi gerektiği”ni Yaşar Nuri Hocamız’ın TBMM’de yaptığı “1926 Sınır Andlaşması” ile ilgili Açıklaması’yla anlatmıştım, özetleyeyim:
.

Halkın Yükselişi Partisi (HYP) Genel Başkanı Yaşar Nuri Öztürk, 1926 tarihli “Sınır Antlaşması”na imza koyan Irak Devleti ortadan kalktığı için “Musul ve Kerkük’ün Egemenliği’nin Türkiye’ye devredilmesi gerektiğini” ileri sürdü.
Halkın Yükselişi Partisi (HYP) Genel Başkanı Yaşar Nuri Öztürk, TBMM’de düzenlediği Basın Toplantısı’nda, Türkiye ile Irak arasında 5 Haziran 1926 tarihinde Sınır Anlaşması imzalandığını, BM’nin onayladığı bu Antlaşmada, Musul ve Kerkük için “Türkiye’nin devrettiği toprak” ifadesine yer verildiğini söyledi.
Musul ve Kerkük’te artık “Irak Devleti’nin egemen olmadığı” görüşünü vurgulayan Öztürk, aynı durumun “Kıbrıs’ta da” yaşandığını savundu. Öztürk, İngiltere’nin 1914 yılında Kıbrıs’ı ilhak ettiğini, Türkiye’nin bunu tanıdığını hatırlatarak, “1955 yılında Ada’dan çekilen İngiltere’nin, Türkiye’nin Kıbrıs üzerindeki egemenlik hakkını tekrar tanıdığını” ifade etti.
Yaşar Nuri Öztürk, Irak’ın Kuzeyi’nde fiilen bir Kürt Devleti kurulmasının da 1926 tarihli Antlaşma’ya imza koyan Irak Devleti’nin “toprak bütünlüğünün parçalanması” anlamına geldiğini söyledi. (“HYP Genel Başkanı Yaşar Nuri Öztürk: Musul ve Kerkük Türkiye’ye İade Edilmelidir” Haberi / “Meclis Haber” Sitesi / 18.01.2007)
Bu “Yaşar Nuri Öztürk: Musul-Kerkük Şu Anda Türk Toprağı” adlı Yazım’da anlatmasına anlattım da, bu “Dünya Lideri” dedikleri “Hukuk ve Tarih Cahili” ve de Tayfası dinlemedi, gitti oraya Mehmetçik’i sürdü…
*
Dinlemese de “2.bir Uyarı”yı daha yapıyorum, ister dinlesin, ister dinlemesin!
Yaşar Nuri Öztürk Türkiye’nin sürüklendiği “Ortadoğu”yu şöyle özetliyor:
Yahudiler Peygamberler’i katletti, Araplar da Peygamber Ehlibeyti’ni… Bunlardan biri “Cinayet Kavmi”, diğeri ise “Hıyanet Kavmi”… Allah bu Cinayet ve Hıyanet Kavmi’ni cezalandırdı ve “kafa kafaya” çarpıştırdı, bu “Kıyamet’e kadar” sürer! Onun için Türkiye bu işe karışmasın, BANA NE YESİNLER BİRBİRLERİNİ… (Sokak Tv / 18.07.2014)
Araplar’ın bu “hıyaneti” sadece Peygamber Ailesi’ni katletmesiyle de “sınırlı değil” tabi ki… Yaşar Nuri Hocamız başka bir konuşmasında da “Araplar Osmanlı’ya da ihanet etti” diyerek, “Osmanlı’ya yaptıkları kalleşliği” de hatırlattı.
Bu “böyle”yken bu Ülke’yi Yöneten, Araplar’a “Din Kardeşlerimiz” geyiğiyle değil “Türkiye’nin Menfaati”ne göre yaklaşmalıdır. Çünkü Araplar “Din Kardeşimiz” falan değildir!
.
.

-22 Haziran 2010’nda yayınlanan “Din Kardeşi Değil, Lawrence Uşakları!” adlı Yazım’da da belirttiğim gibi- bunların “adam satmak”ta üstlerine yoktur, çünkü Dinleri-İmanları “Petrol / Para”dır!
“Aynı Yazım” şunu da söylemişim:
Şimdi bütün bunları yazdıktan sonra, “Yatağanbaba Arap düşmanıdır” diyen olur mu acaba? Olabilir! Peki öyle miyimdir? Hayır! “Düşmanlık” başka, ha bire kandırılmak yani “salaklık” başka!
Osmanlı İmparatorluğu’nu İngilizler’e kanarak arkadan hançerleyen bu Arap, bu yaptığından “pişman” oldu mu, “tövbe” etti mi? Etmedi… “Sıkıntı” işte burada… Tarih’in önünde bir pişmanlığı ve özür dilemesi yoksa, bu durumda “hangi gerekçe ve güvence ile” Arap’a sıcak bakıp-güveneceğiz?!
Daha üstünden 100 yıl bile geçmemiş, nankörlüğünü / kaypaklığını / hainliğini yeniden yapmayacağının bırakın bir “garanti”sini, bunun bir “belirtisi” var mı? Bütün bu soruların cevabı belli: Yok!
Ben hayatım boyunca “Araplar dostumuz, Avrupalılar düşmanımız” diye bir şeyi hiç mantıklı bulmadım… Düşmansa zaman zaman “her ikisi de” düşman, dostsa zaman zaman gene “her ikisi de” dost… Zaten “Dış Politika”daki bu “dostluk ve düşmanlık” asla “zamanüstü” değildir… “Dönemsel”dir. Dış Politika’da “zamanüstü” olan bir tek gerçek vardır, o da “ülkelerin karşılıklı menafati”dir…
Fanatik Kafalar İktidarı ele geçirdiklerinde, bazıları Arapçı bazıları da Batıcı olabilir! Öyle oldukları için de Türkiye’yi Araplara veya Avrupalılar’a yanaştırmaya kalkabilirler… Fakat biz Arapçı veya Avrupacı değil “Türkiyeci”yiz!
Türkiyeci olduğumuzdan da, ayrıntılarını “Siyaset Peygamber Mesleğidir” Kitabımız’da verdiğimiz gibi; “Türkiye’nin Doğu’ya veya Batı’ya yanaşması gerektiği”ne yani bir tür “sığıntı” olduğuna asla inanmayız! Çünkü Türkiye “sığıntı” değildir! (Yazım’ın “Tarih’in Önünde Öne Çıkan 3 Kafa: Arapçı, Avrupacı ve Türkiyeci!” Ara Başlığı’ndan…)
Bu “Genel Prensibi” ortaya koyduktan sonra, bu “Din Kardeşlerimiz” sakızını çiğneyip duran “Arap Manyakları”na, çok değil 1940 ve 2016 yılından “kapaklık” sadece 2 örnek vereyim:
.
> İSRAİL’İ DÜNYA’NIN BAŞINA “ARAPLAR” BELÂ ETTİ!
Meselâ; 1940’lara kadar Dünya’da “İsrail” diye bir Ülke yoktu! Filistin’den ha bire toprak aldılar, çünkü Filistinliler “para için” topraklarını bunlara sattılar, bunlar da aldıkları toprakları “birleştirip” Birleşmiş Milletler’e başvurarak “Ülke” sahibi oldular!
Yani Arap “sadece Din Kardeşi”ni satmaz, para için “Toprağı’nı bile” satar!
Meselâ; Erdoğan ile Putin’in “kafa kafaya girdiği” Dönem’de, Suudi Arabistan “bunlar Din Kardeşlerimiz şekerim” diyen Erdoğan’ı “anında satıp”, Putin’e “Suriye’de sizinle işbirliğine hazırız” demedi mi?!!!
Bütün bunlar “ortada”yken “Dünya Lideri’yim ben şekerim” diyen “Dünya’dan Habersiz”, daha hala Araplar’a güvenip “Ortadoğu’yu düzeltebileceğini” sanıyor!!!
Diz boyu cahilliği / bilgisizliği / basiretsizliğiyle bu “haltları” yiyor yiyor, sonra da “kandırıldım şekerim, mağdurum da mağdurum” diye (Amerika’daki “Eski” Hocası, “Yeni” Haşhaşisi / Teröristi gibi) salya-sümük ağlıyor!…
Kusura bakmayın da, bir insanın “bu kadar” kandırılabilmesi için “Salak” da değil “Süzme Salak” olması gerekir, çünkü Salaklığın bile “bir sınırı” vardır!
*
“MİLLET OLMAKTAN UZAKLAŞIYORUZ / Toprakçılık Ayağı ve Toprak Satışları” Kitabım’da bu konuda şunu demişim:

Bu gerçek ortadayken Türkiye’deki bazı Siyasiler’in “biz Ortadoğu’yu düzeltiriz” demesi Popülist bir lakırtıdan ibarettir. Türkiye ve Dünya’daki Diğer Ülkeler –bu kafayla- Ortadoğu’yu ne yaparlarsa yapapsınlar düzeltemezler. Oradan “kan kokusu” gelmeye daha asırlarca devam edecektir. Sadece “kendi başlarını” yemeyecekler, “etraflarındaki ülkeleri de” rahatsız edecekler! (“Araplar’dan Apo’ya, Apo’dan İsrail’e Bebek Katilliği / Türkiye Ortadoğu’yu Dü-zel-te-mez” Makalem’den…)
“Çok iyi” demişim!
Sen “Arap” dediğin ve “şunları” yapan bu “arsız-namussuz”a “güvenerek” mi Ortadoğu’yu düzelteceksin “be hey” Kandırılma’nın Kitabı’nı yazmış!?:
Ülkesi Suriye’de “Savaş” varken Antalya Plajları’nda “deniz-kumsal keyfi” yapan Yavşaklar’dan “Din Kardeşi” mi olur “be hey” Din’le “kafayı” yemiş?
Asırlarca “Kutsal Topraklar’ın İnsanları” diye onlara –kendi Halkı’na götürmediği –hizmeti götüren Osmanlı’yı arkadan hançerleyenlerden “Din Kardeşi” mi olur “be hey” Osmanlı Tarihi’ni “neresiyle” okuduğu belirsiz?
Peygamber’in Ev Halkı’nın kafasını kesip, zehirleyip-öldürenlerden “Din Kardeşi” mi olur “be hey” Kur’an ve Peygamber Emanetleri Düşmanı Zavallı “Sünni” Katil-Müşrik destekçisi nasipsiz?
“Kur’an’daki İslam”a hiçbir imanları bulunmayan, Allah’ın Dini’ni ve Kitabı’nı beğenmeyip “Sünni İslam” ve “Şii İslam” adında “Dinler Uydurup” onu “Din” diye yaşayan “imansızlar” bunlar, sen “hangi Din Kardeşliği”nden bahsedip de Türkiye’yi bu “Uyduruk Yahudi-Sünni-Şii Dinleri Tepişmesi”nin içine çekiyorsun!…
Onun için “Din” diye diye kendiniz zaten “kafayı yemişsiniz”, bari Millet’e “Din” diye diye kafayı yedirtmeyin! Şu Siyaset’i “Din Kardeşliği”nin değil, “Ülke Menfaati”nin üzerinden yapın!
.
.

Şimdi kalkıp da “iyi de sen orda ölen çocuklara üzülmüyor musun” falan gibi “salakça” sorular sormayın! Elbette o çocuklara üzülüyorum! İyi-güzel de, o “Çocuklar” hiçbir şekilde ders alıp-kendilerini düzeltmiyor ki, inatla ve ısrarla “Katil ve Hain Babaları ve Dedeleri’nin yanlışı”nı milim sapmadan sürdürüyorlar!
Yani; al “Gebermişleri”ni vur, “Yeni Nesilleri”ne!
“Geneli” böyleyken, sayıları “bir avuç” da olsa, “ileriye dönük umut verici” bir “Etkinlik” de oldu, bu Etkinlik’in “devamı ve katılanların artması” durumunda, “bu işin çözümü”ne yönelik bir “gelişme” olabilir, yoksa iş Ortadoğu’daki “Marjinal” Gruplar’a kalırsa, bu kan ve gözyaşı “kıyamete kadar” sürer:
İsrail Radyosu’nun Haberi’ne göre, ülkenin kuzeyindeki El-Celil bölgesindeki Mate Asher Köyü’nden yaklaşık 500 Yahudi ve İsrail Vatandaşı Arap, Mate Asher Lisesi’nde “Birlikte Yaşam” adı altında bir Etkinlik gerçekleştirdi. Okulun bahçesinde insan zinciri oluşturan Grup, şarkılar söyleyerek, “Irkçılık ve Şiddet Karşıtı Mesajlar” verdi. (“En Son Haber” Sitesi / 24.03.2015)
Özetle; eğer Mehmetçik’i Ortadoğu’ya “Türkiye’nin ve Bölge’nin Siyasi Menfaati” için soktuysan, “sonuna kadar” destekliyorum!.. Ama sebep “bu” değil de “Din Kardeşleri’nin Menfaati” geyiği içinse, “sonuna kadar” karşı çıkıyorum!
.
.

HEPAR Kurucu Genel Başkanı Osman Pamukoğlu, Asker’ken komuta ettiği “Kirpi Operasyonu”nda 400 PKK’lı gebertilmiş ve Gazeteci Macit Gürbüz gerekli izinleri alıp “bunu fotograflamak” istediğinde Komutan Pamukoğlu ile buluşmuştur. Fakat olay yerine geldiğinde, gebertilen PKK’lı cesetler “dağda dağınık” haldedir, dolayısıyla da belgeleyememiştir! Gazeteci “Fotograf çekebilmek için bu 400 PKK’lının Ceseti’nin toplanıp-bir araya getirilmesini” istediğinde, Pamukoğlu Paşa sinirlenir ve “Tarih’e geçen” şu sözünü söyler:
Siz “fotograf çekeceksiniz” diye, ben Türk Askeri’ne dağda “leş” toplatmam!!! (“Sky Tv.” Kanalı / “Kan Uykusu” Belgeseli)
Onun hesap; eğer sebep “ikincisi”yse, yani “Siyasi” değil de “Dini”yse; -Pamukoğlu’nun Sözü’nü uyarlayarak- tekrarlıyorum:
Yaşar Nuri Hoca’nın “tespitleri”ne kulak verin, BIRAKIN (Allah’ın ve Tarih’in önünde “Cinayet ve İhanetleri”nden Tövbe edinceye kadar) “BİRBİRLERİNİ” YESİNLER!
Bu Kalleş ve Katiller’in; “3000 yıllık rezillik ve pislikleri”ni, –Paramız ve Kanımız’la- “BİZ” TEMİZLEMEYE çalışmayalım!…
” K İ M L E R ” P İ S L E T T İ Y S E, ” O N L A R ” T E M İ Z L E S İ N !
.
.
.

——-> ETİKET FİYATI: 163 TL <——–
KAMPANYALI FİYATI: 75 TL – 160 TL
1- TÜRKİYE İÇİ: 75 TL (Kargo Dahil | Adrese Teslim – Kapıda Ödeme)
2- TÜRKİYE DIŞI: 105-160 TL (Posta Dahil | PayPal ile Ödeme – Adrese Teslim)
– Avrupa-Asya-KKTC-Kuzey Afrika Kıtası: 105 TL / 30 Euro
– Amerika Kıtası: 135 TL
– Avustralya Kıtası: 160 TL
Türkiye İçi Sipariş İçin: Murat Yatağanbaba Tel: 0537 411 59 83
Türkiye Dışı Sipariş İçin: Ahmet Yatağanbaba PayPal Hesabı: ahmety@gmx.de
“YENİ ÇALIŞMALARIM”ı Yayınlamama “Destek Olmak İsteyenler” İçin Hesap Numaram:

YAPI KREDİ BANKASI | MURAT YATAĞANBABA:
– IBAN: TR940006701000000092452501
– TC NO: 28639493048

– 26.12.2016 –

