YAŞAR NURİ ÖZTÜRK: MUSUL-KERKÜK “ŞU ANDA” TÜRK TOPRAĞIDIR!

TSK; IŞİD Terör’ü Tehdit’i için Suriye’nin Kuzeyi’ne girdi ve IŞİD’i oradan temizliyor! Fakat Türkiye’nin “Terör Tehditi” sadece bu “Dinci Terör” değil tabi ki, yıllardan beri mücadele ettiği “Siyasi Terör” olan PKK da var!

Peki Irak’tan sürekli Türkiye’ye girip Terör Eylemleri’ni gerçekleştiren PKK Terörü’ne karşı “ne” yapılabilir?! Bu soruyu “ciddi ciddi” sormak gerekiyor, çünkü bugüne kadar yapılanlar 30 yıldır bir işe yaramadı! Demek ki artık bir “Kesin Çözüm” gerekiyor! Bu Yazım’da işte o “Kesin Çözümü” daha doğrusu “Tek Çözümü” önce İktidar, sonra Muhalefet Partileri’ne ve tabi ki de Halkımız’a anlatıp-öğretmek istiyorum. Anlatıp-öğretmek denebileceği gibi bir “Hatırlatma” da denilebilir, bir “Uluslar Arası Hukuk” bilgisi vermek de…

PKK Terörü’nün “Kesin” ve hatta “Tek Çözüm”ü; İnleri Bölgesi’ni de içine alan Musul ve Kerkük’ün “Türkiye Cumhuriyeti Sınırları içine katılması”dır!

Musul ve Kerkük’ün “Türkiye Sınırı’na Katılması” konusu; son 10 yılda “2 defa” gündeme geldi, biri “Miras”, diğeri ise “Hukuk” bağlamında!… Sırasıyla ve özetle hatırlatayım:


> PROF.DR. METİN HÜLAGÜ:

Bunlardan biri olan “Miras” ile ilgili bir iddiaya göre, Musul ve Kerkük Padişah Abdülhamit’in “Malı”ymış ve “Mirasçıları” üzerinden Türkiye’ye katılabilirmiş!

Bunun için “yapılması gerekeni” anlatırken, Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof.Dr. Metin Hülagü şunları söylemiş:

“Hukuki Süreç”e bakıldığında, Hanedan’ın “Irak’taki Mal Varlığı”nın oradaki Mahkeme tarafından reddedilmesinin temel sebeplerinden bir tanesi Türkiye’nin bu varlıkları vermemesi, “Türkiye bile size mülklerinizi vermiyor ki siz gelip bizden mal istiyorsunuz” diyor. O yüzden önce bizim Hanedan’a mülklerini verip, arkasından da Hanedan’a destek çıkarak, gerek Ortadoğu’daki gerek Balkanlar’daki bu tür yerlerin alım süreci işletilebilir. Bu davaların kazanılabilmesi için ciddi bir siyasi gücün Hanedan’ın arkasında olması gerekiyor. (“Musul ve Kerkük’ü Geri Alabilir Miyiz” Haberi / “İnsan Haber” Sitesi / 28.10.2013)

Bu haberi okuyunca ve hazırladıkları Haber Küpür’nü görünce içimden şunları söyledim:

Zaten 600 yıl “Osmanlı Hanedanı” denen bu Sülale’yi / Döl’ü besledik, “yetmedi” mi? Osmanlı’da Halk “perişan”ken bir “Hanedan Hayatı” süren bu Osmanlı Hanedanı’nın şimdi de “Mirasçıları”nı mı besleyeceğiz? Musul-Kerkük de kalsın, bu Sülale / Döl’e Mirasları’nı (!) vermek de!!!

Ben Osmanlı İmparatorluğu’nun adeta Kur’an-ı Kerim’e “isyan” edercesine 600 yıl süren Mülk ve Saltanat biçiminin, Kur’an’ın istediği Mülk ve Saltanat biçimiyle nasıl “taban tabana zıt” olduğunu, “Din Adına Konuşan Hurafe Manyakları’na Cevap: Saçmalıkname” Kitabım’da yer alan “Cumhuriyetimiz’in Soyadı Ne” ve de “En Büyük Kumarbaz: Osmanlı İmparatorluğu” adlı Makalelerim’de “kanıtları”yla birlikte “ayrıntılı şekilde” anlatmıştım!

Ayrıntıları 2.Baskısı yapılan bu Kitabım’dan “Adrese Teslim – Kapıda Ödeme” kolaylığıyla Sipariş verip-okuyabilirsiniz.

Peki “çare” Osmanlı Hanedanı’nı “yeniden beslemek” değilse nedir?! “Zaten doğmuş bir hakkı” almak için Uluslar Arası Hukuk’u “işletmek”tir, şöyle ki:


> 1926’DA İMZALANAN “ANKARA ANDLAŞMASI”NA GÖRE;

Halkın Yükselişi Partisi (HYP) Genel Başkanı Yaşar Nuri Öztürk, 1926 tarihli “Sınır Antlaşması”na imza koyan Irak Devleti ortadan kalktığı için “Musul ve Kerkük’ün Egemenliği’nin Türkiye’ye devredilmesi gerektiğini” ileri sürdü.

Halkın Yükselişi Partisi (HYP) Genel Başkanı Yaşar Nuri Öztürk, TBMM’de düzenlediği Basın Toplantısı’nda, Türkiye ile Irak arasında 5 Haziran 1926 tarihinde Sınır Anlaşması imzalandığını, BM’nin onayladığı bu Antlaşmada, Musul ve Kerkük için “Türkiye’nin devrettiği toprak” ifadesine yer verildiğini söyledi

Musul ve Kerkük’te artık “Irak Devleti’nin egemen olmadığı” görüşünü vurgulayan Öztürk, aynı durumun “Kıbrıs’ta da” yaşandığını savundu. Öztürk, İngiltere’nin 1914 yılında Kıbrıs’ı ilhak ettiğini, Türkiye’nin bunu tanıdığını hatırlatarak, “1955 yılında Ada’dan çekilen İngiltere’nin, Türkiye’nin Kıbrıs üzerindeki egemenlik hakkını tekrar tanıdığını” ifade etti.

Yaşar Nuri Öztürk, Irak’ın Kuzeyi’nde fiilen bir Kürt Devleti kurulmasının da 1926 tarihli Antlaşma’ya imza koyan Irak Devleti’nin “toprak bütünlüğünün parçalanması” anlamına geldiğini söyledi. (“HYP Genel Başkanı Yaşar Nuri Öztürk: Musul ve Kerkük Türkiye’ye İade Edilmelidir” Haberi / “Meclis Haber” Sitesi / 18.01.2007)

.
> “PARTİ”YE BASIN’DA, “MİLLETVEKİLİ”NE ise MECLİS’TE AMBARGO!

Yaşar Nuri Öztürk’ün bunu “Meclis Kürsüsü”nden değil de “Basın Toplantısı”ndan anlatmasının sebebi ise hem üzücü hem de inanılmaz:

Öztürk açıklamasıda ayrıca, Musul-Kerkük konusundaki görüşlerini dile getirmek için Meclis Genel Kurulu’ndaki konuşma hakkını da kullanamadığını söyledi. Uzun uğraşlar sonucunda 14 Şubat 2007 tarihi için konuşma hakkı verildiğini ancak bunun da Meclis Başkan Vekili İsmail Alptekin’in rahatsızlanması üzerine yerine bakan diğer başkan vekili tarafından kullandırılmadığını bildiren Öztürk, “Halkın Yükselişi Partisi’ne İktidar ve Ana Muhalefet marifetiyle Ulusal Basın’da vurulan ambargoya liaveten şimdi de ‘Milletvekili’ sıfatını taşıyan bendenize Meclis içinde de mi ambargo uygulanıyor?” dedi. (“Yaşar Nuri Öztürk: Musul-Kerkük’te Garantörlük Hakkı Partimiz’in Fikriydi” Haberi / “Haberler” Sitesi / 15.02.2007)


> IRAK BESLEMESİ PKK TERÖRÜ’NÜN TEK ÇÖZÜMÜ; 1926 ANDLAŞMASI!

Tempo Tv’nin konu ile ilgili sorularını yanıtlayan Yaşar Nuri Öztürk, bu Röportajı’nda konuyu “biraz daha ayrıntılı” anlatmış. Konuyu daha iyi anlayabilmek için Haber X Sitesi’nin Haberi’nden okuyalım:

ANKARA (ANKA) – Halkın Yükselişi Partisi Genel Başkanı Prof Yaşar Nuri Öztürk, Türkiye’nin kuzey Irak’tan kaynaklanan Terör’le Mücadele’de “tek çıkış yolu”nun “1926 Ankara Anlaşması” olduğunu söyledi:

Bu hakların takibi bu Hükûmet’le olmaz. Neden olmaz? Kendisini, “bu hakların devreye girmemesi” için oluşturulmuş “BOP Projesi’nin Eş Başkanı” olarak tanıtmış bir Hükûmet’ten siz 1926 Ankara Antlaşması’nı takip ederek haklarımızı korumayı bekleyemezsiniz. Bu, “mümkün değil”dir. AKP böyle bir şey yapmaya kalktığı anda, İktidar olmadan önce” taahhütlerde bulunduğu Güçler” ipini çeker. Bunu yapmayınca da milletle ters düşüyor. AKP’nin şu an itibariyle talihsiz bir mecraya giren “ikilemi” işte budur.

 

Öztürk, 1925’te İngiltere’nin, Kıbrıs’tan “egemenlik haklarını geri çektiğini” ifade ettiği zaman, Türkiye’nin hemen, “Biz Kıbrıs’ta egemenlik haklarımızdan İngiltere lehine vazgeçmiştik. Şimdi İngiltere bu hakları kullanmıyorsa, BM’nin oturmuş teamüllerine göre bizim bu egemenlik haklarımız bize geri döner” dediğini bildirdi.

Öztürk, Türkiye’nin Kıbrıs’ta “Garantör Devlet sıfatıyla çıkarma”yı bunun üzerine gerçekleştirdiğini söyledi:

Bunları ben bir Hukukçu ve Siyasetçi olarak biliyorum da koca Türk Dışişleri bilmiyor mu? Abdullah Gül bunları telâffuz etti ama arkasını getiremedi, çünkü hemen dilini tuttular.

Esas nokta; 1926 Antlaşması’ndan hareketle Musul ve civarındaki egemenlik haklarımızın bize iade edilmesi gerektiğini, “BM teamülünü ve Kıbrıs örneğini öne çıkararak savunmak ve bunun üzerinden yürümek”tir.
.
.

Öztürk, Tezkere’nin bir “oyalama kokusu” taşıdığını belirterek, Türkiye’nin, davul zurna çalarak, “Ey PKK biz geliyoruz, nerelere sinmişsen oralardan çık, canını selamete al” diye borozanla ilan edildiğini ifade etti:

Yani eğer Türk Milleti 1926 Antlaşması’ndan yürüyerek ve meseleyi bir ölüm kalım mücadelesi gibi algılayıp oraya doğru-dürüst bir çıkış yapmazsa PKK avcılığıyla orada hiçbir şey yapamaz. Türk Milleti’nin paralarıyla alınan bombalar dağlara, kayalıklara dökülür ve Millet’in ağzına, dudağına bir parmak bal çalınır ve o muazzez Türk Ordusu da bu işte kullanılır ve bir sonuç alamazsınız.


> ABD 13.000 KM. ÖTEDEN GELİP IRAK’A MÜDAHALE
EDİYORSA, 
TÜRKİYE NİYE AĞZINI AÇIP BAKIYOR?!!!–

Öztürk, Türkiye’nin Irak’a, ABD’nin 13 bin km öteden yaptığı gibi, Sen eğer ‘Devlet’sen, sınırlarından Ülkem’e girip onlarca insanımı katleden unsurları durdur, yok et. Aksi halde, seni bana harp açmış sayarım. Cezanı ona göre veririm. Eğer Devlet değilsen, bırak ben sınırı aşıp katillerin cezalarını vereyim” denilmesi gerektiğini söyledi.

Öztük, Irak Devleti’nin, “İşgalci Hizmetçisi” olduğunu belirterek, “ABD, Ortadoğu’yu kontrolde kullanacağı PKK-Peşmerge karması bir Düzenli Ordu oluşturmaya hızlı bir biçimde devam ediyor ve Türkiye’yi yönettiğini söyleyenler, Molla-Papaz İşbirliği halinde yürüyen bu cinayet ve ihaneti seyrederek vakit geçiriyor” dedi. (“Yaşar Nuri Öztürk: Türkiye’nin Terör Konusunda Tek Şansı 1926 Andlaşması” Haberi / 24.10.2007)

 

Yaşar Nuri Öztürk yaşasaydı, bu konuyu yayınlayacağı “Yakın Tarihimiz’de Papaz-Molla İşbirliği” adlı Kitabı’nda anlatacaktı! (Yaşar Nuri Hocamız’ın “yayınlanacak” dediği ama vefat ettiği için “yayınlanamayan” Kitapları’nın “yayınlanıp-yayınlanmayacağı” büyük merak konusu… Bu konuda Oğlu ve Kitapları’nın Editör’ü Yrd.Doç.Dr. Mustafa Tahir Öztürk ile yaptığımız görüşmeyi, 7.yaşına giren “E-Gazetemiz Dönence”de yayınlamış ve ayrıntılı bilgi vermiştik.)

Az önce okuduk, Yaşar Nuri Öztürk “Halkın Yükselişi Partisi Genel Başkanı” yani “Siyasetçi” Kimliği’yle bir Hukukçu olarak; “Musul ve Kerkük’ün ‘Irak’ın Bütünlüğü Şartı’yla verilmesine ve şu anda Irak ‘3 Bölünmesi’ne rağmen” 1926 Ankara Andlaşması’nın uygulanması için AKP’nin Uluslar Arası Hukuk’u “neden işletmediği”nin sebebini anlatırken, o Dönem AKP Genel Başkanı ve Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’ın “BOP Eş Başkanı olmasını” gösteriyor!

Şimdi ise Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan “BOP Eşbaşkanı”yım falan demiyor artık. O halde “engel” ne?! Yaşar Nuri Hoca’dan 1 ay sonra bunu dillendiren o Dönem’in Dış İşleri Bakanı Abdullah Gül’ün “Malum Güçler” kafasına dipçiği vurup-susturduğu gibi Erdoğan’ı da mı susturuyor?!

Erdoğan’a önerim; “bu tür” konularda adeta bir “Destan” yazan Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek veya benzeri Hukukçular’la bu işi Uluslar Arası Arena’da gündeme getirmesidir… Çünkü Yakın Tarih’te Dünya; Perinçek’in “Türkler Ermeniler’e Soykırım yapmıştır, yapmamıştır demek suçtur” diyen Avrupa karşı “nasıl bir Hukuk Zaferi” kazandığını gördü.


> “PAZARYERİ POLİTİKACILARI” DEĞİL, “DEVLET ADAMLARI” İSTİYORUZ!

Ben; Türkiye’nin yetiştirdiği En Büyük Evlâtları’ndan biri olan; “Yazar”, “Felsefeci”, “Hukukçu”, “İlahiyatçı”, “Gazeteci”, “Tv. Programcısı”, “Siyasetçi” Yaşar Nuri Öztürk ile birlikte 3,5 yıl birlikte “Aktif Siyaset” yapmış olmanın “haklı gururu”nu taşımayacağım sadece!… Yaşar Nuri Öztürk Hocamız’ın bu gerek “Siyasi” gerekse de “Dini” Projeleri’ni yeri geldikçe ve de sürekli hatırlatacağım! Çünkü bu Ülke ve Bölge’nin, Yaşar Nuri Öztürk’ün Fikir ve Projeleri’ni “uygulamaya koymadıkça”, Namazları’nda hergün okuduğu “Basu badel mevt”i yani “ölümden sonra dirilişi” asla olmayacaktır!

Özetle; Uluslar Arası Hukuk’a göre Irak’ın “bütünlüğü” yok olduğu için, “bütünlüğü şartı”yla devredilen PKK Terör Örgütü’nün yuvalandığı Bölge’yi de içine alan Musul ve Kerkük “şu anda” Türkiye Cumhuriyeti Toprağı’dır… Bunun “pratikte de uygulanması” için Birleşmiş Milletler’e konuyu taşıyıp “uygulatacak” ve böylece Terör’ü “TAMAMEN” bitirecek DEVLET ADAMLARI arıyoruz, Türkiye’yi “Yönettiği”ni sanan gerçekte ise “Kan Gölü”ne çeviren mevcut Pazaryeri Politikacıları’nın ise defolup-gitmesini!
.
.
.
YATAĞANBABA KİTAPLARI | Adrese Teslim – Kapıda Ödeme “Kolaylığı”yla…

Aralarında “Saçmalıkname” Kitabı’nın da olduğu Yazar Murat Yatağanbaba’nın Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk ile birlikte “Aktif Siyaset” yaptığı Dönem’de yazdığı 8 Kitabı’nı; 120 TL yerine Kargo da dahil 50 TL’ye “Adrese Teslim Kapıda Ödeme” kolaylığıyla Sipariş verip-okuyabilirsiniz. Sipariş verenlere, Yatağanbaba’nın 8 Kitabı ile birlikte, Yaşar Nuri Öztürk’ün 2007 yılı basımı “Orijinal El Broşürü”nü de “Hatıra / Hediye” olarak gönderiyoruz… (Sipariş için Yatağanbaba Tel: 0537 411 59 83)
.
.
.

Posted Eylül 3, 2016 by yataganbaba