“Taşak Taşımak” Toplumu – 2

ÇALIŞMALARIMA DESTEKLERİNİZ veya KİTAPLARIMI SİPARİŞLERİNİZ İÇİN
İRTİBAT BİLGİLERİM ve GÜNCEL BANKA IBAN NUMARAM:
https://atomic-temporary-65283257.wpcomstaging.com/iletisim/

Araştırmalarım’dan – 460 | Gündem – Siyaset

“ 2 0 2 3 ” SEÇİMLERİ ve
“TAŞAK TAŞIMAK” TOPLUMU – 2

Atatürk’ün Kadını/ Toplumu yükseltişi ve Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün “Halkın Yükselişi Partisi”nden sonra, gelelim “Kur’an’ın Yükseliş Ayeti”ne…

Neden? Çünkü Kur’an-ı Kerim Atatürk ve Öztürk’ün “uyguladığı” bu yükselişin NASIL olacağını “kendisine iman edenlere” anlatıyor.
Fakat Türkiye ve de Ortadoğu’daki Müslmanlar -ayrıntısını önceki bölümde anlattığım- “taşak taşımak”la meşgul olduklarından bu mesajlara dönüp-bakmıyorlar bile…

“Eşsiz devrimler”in kitabı Kur’an, bu “yükseliş”in formülünü verirken “aynen şöyle” diyor:

1- Onur ve yücelik isteyen bilsin ki, onur ve yüceliğin tümü Allah’adır. 2- Temiz ve güzel kelime O’na yükselir; hayra ve barışa yönelik amel de o kelimeyi yüceltir. (Fatır Suresi | 10. Ayeti)

Bu yazımda, ayetin “2. kısmı”nı, yani “salih amel” bölümünü ele alacağım.

.

Allah 1.400 Yıldır Müslümanlar’ın
Feryatlarını “Neden” Duymuyor?!!!
KUR’AN’IN “YÜKSELİŞ” AYETİ ve
MÜSLÜMANLAR’IN KURU GÜRÜLTÜSÜ!

İşte budur. Ayette geçen “temiz ve güzel kelime O’na yükselir; hayra ve barışa yönelik amel de o kelimeyi yüceltir.”

Oysa ki Ortadoğu halkları 1400 yıldır Allah’a yalvarıyor, 1,5 milyar Müslümanın feryadı arşa değiyor ama Allah’ın umurunda bile olmuyor!… Bu durumda bunun 2 sonucu olur: 1- Allah sağırdır, kulakları duymuyor, 2- Müslümanlar’ın kelimeleri/sözleri/feryatları O’na yükselmiyor, sadece “gürültü kirliliği” olarak kalıyor… “Asırlardır sadece” ağlayıp-zırlıyor! Ağlayıp-zırlayınca “bir şey olacağını” sanıyor. Nitekim WhatsApp akraba gruplarında “gözyaşı dökelim, Rabbim gözyaşı dökenlerin günahlarını siler, dualarını kabul eder” gibi “sıbyan mektebi” seviyesinde bile olmayan saçmalıklar dolaştırılıyor… “Nerede” yazıyor bu “ağlayıp-zırlayınca işlerin düzeleceği”…

Katı kalpli olmak kötüdür, insan elbette ağlar, elbette göz yaşı döker ama bu onun “sadece psikolojisi” için iyi gelir, yoksa Müslümanların YÜZYILLARDIR sürünmesi de gösteriyor ki, bu ağlamalar 1.400 yıldır Allah’a “yükselmiyor”lar ve de “kıyamete kadar” da yükselmeyecekler!

.

TÜRK TOPLUMU’NDAKİ
“ÇALIYOR AMA ÇALIŞIYOR” ÇÜRÜMÜŞLÜĞÜ!

Çünkü Ortadoğu’da Müslümanlar ayetteki “kelimenin/sözün Allah’a yükselişi” şartlarından olan “salih amel” işlemiyorlar. Salih amel “hayra ve barışa yönelik çalışmak/iş yapmak” demek. Var mı bu? Toplumlarda “hayır ve barış” ancak “ekonomik eşitlik”le olur. Biri yer biri bakarsa “kıyamet” kopar. O halde toplumca “adilce paylaşım” için çalışmaktır salih amel. Ağlayıp-zırlamak yerine çalışıp-çabalamak gerekir.

Bu da yönetenleri ilahlaştırmakla değil, verilen vergilerin “hesabını sormak”la olur. “Çalıyor ama çalışıyor” veya “çalmayan mı var” demekle değil. Sen vergilerin hesabını sorma, sonra otur ağla. “Çatır çatır” soracaksın hem de her kör-kuruşun hesabını.

.

TÜRK TOPLUMU’NDAKİ
“GÖTÜREBİLENE MAAŞALLAH,
GÖTÜREMEYENE İNŞALLAH” DİNİ!

Sormuyorsun, -Altuğ’un ifadesiyle- “götürene maaşallah, götüremeyene inşallah” dini mü’mini olarak “sen de fırsatını bulsan çalıp-çırpıp köşeyi dönmek” umuduyla yaşıyorsun. Bunun için de “çalanlara” yılışıyorsun, çaldıranlara “kuyruk sallıyorsun”…

Sen “bu”sun!

Bunu yaparken de “Allah-Kitap-Din” o lağım kokan ağzından düşmüyor. Bir kelimenin “temiz-güzel” olması “arım-balım-peteğim” şeklinde olmasıyla değil, “hayra ve barışa yönelik gayretle desteklenmiş” olmasına bağlıdır. O yoksa ağızndan “Allah” kelimesini düşürmesen de Allah “belânı” verir!

.

100 AİLE’NİN TAŞAĞI, 80 MİLYONUN SIRTINDA!

Bu halk “benim partimin lideri” ve “senin partinin lideri” tartışması/hırlaşması/kavgası/taşak taşıması “uyuzluğu”ndan kurtulmalı, birilerinin taşaklarını omuzunda taşıyıp-yükseltmek yerine, HALKÇA KENDİSİ yükselmelidir. Böylece “kula kul” olmak şirkinden vazgeçip “tevhit burcu”na çıkmalıdır. Çıkamıyor!… Çıkamaz da… Çünkü taşak taşımak toplumlarının yeri tevhit burcu değil “şirk çukuru”dur. ASIRLARCA o çukurda debelenirler… Bu bataklıktan kurtulmanın yolu, yani halkın yükselişi, ayetteki “hayra-barışa yönelik gayret eden temiz-güzel söz”lü olmaktır. Aksi taktirde “özde” değil “sözde” kalır. Güzel-temiz kelimenin “söz”de kalmaması; “hayra ve barışa yönelik iş yapmaya” bağlı, ancak o zaman oluyor “öz”de ve özlü…

Onun için birilerinin taşağını taşımaktan vazgeçecek, ağlayıp-zırlamayacak, “toplumsal ekonomik adaleti” sağlayacaksın! Bir ülkede eğer ki 80 milyondaki kadar mal ve servet, Türkiye’nin en zengin ilk 100 ailesinde varsa, o ülkede “güzel-temiz söz” de, “toplumsal barışa yönelik çalışmak” da yoktur. Böyle bir toplum “sadece belâsını” bulmuştur. Yaşar Nuri hoca diğer siyasetçiler gibi seçmene “yalakalık” yapmamış ve “halk ya bizi seçer, ya da belâsını bulur” demiştir. “Buldun” mu?… “Halkça yükselmeyi” reddedip “birilerinin taşakaklarını taşıyıp sadece onları yükseltmek” tercihinin hayrını gör!…
.

Posted Temmuz 6, 2023 by yataganbaba