“ŞİRK” OLİMPİYATLARI’NDA, “MÜŞRİK” MARATONU!

Polisler’le bir araya gelen Erdoğan, Konuşması’nın bir yerinde şunları söylemiş:

Ne diyor, twitlerinden duymuşsunuzdur; ‘O bize şah damarından daha yakın.’ Sizin şu anda okuduğunuz okuldan geçen bir tanesi bunu diyor. Şu hale bak, bu ifade o kadar tehlikeli bir ifade ki, kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz buyuruyor; ‘Size şah damarınızdan daha yakınım’ diyor. Onun dışında hiçbir güç, bize şah damarından daha yakın olamaz. Bu ifadeyi kullanmak, küfürdür, şirktir. Nasıl bir bakış bu? Nasıl bir beyin yıkama ameliyesi bu? Bunu çok açık, net, görmek durumundayız.” görüşünü paylaştı.

Her şeyi riya, ikiyüzlülük, gizlilik üzerine kurulu böyle bir şirk çetesiyle mücadelenin kolay olmadığına dikkati çeken Erdoğan, bununla birlikte “Feto’nun devlet içindeki operasyonel gücünün önemli ölçüde kırıldığını” belirtti. (“Erdoğan FETÖ’nün Devlet İçinde Yapılanması Hakkında Açıklama Yaptı” Haberi / “Kamu Personeli” Sitesi / 22.11.2016)

“Çok doğru” söylemiş! Bu “Şirk”tir!

İyi de, “kendisi” FETÖ’den “geri” mi?

Hayır!

Bu “İkili” adeta “Müşrik Maratonu” Koşucusu, hatta ben bu ikilinin üstüne Koşucu tanımıyorum “Şirk Olimpiyatları”nda!… Fethullah Gülen’in “Mürit” adlı “Müşrik”i “Fethullah Hoca bize şah damarımızdan daha yakındır şekerim” demiş, bunların “İnleri’ne giren”se şunu:

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘ın, Muğla mitinginde Gülen Cemaatini eleştireyim derken Allah‘ın vasfını kendisiyle anması dinleyenleri şaşkına çevirdi.

Erdoğan “Biz rahmet için geldik gazap için değil. Bizim rahmetimiz gazabımızı aşacaktır inşallah…” dedi.

Başbakan Erdoğan kendisine yönelik yapıldığını iddia ettiği tavırlara karşı takınacakları tutumu tanımlarken hadisi kutside yer alan ifadeleri kullandı. Allah hadisi kutside kendisini anlatırken insanlara “Rahmetim benim gazabımı sebkat etmiştir” diye sesleniyor. (“Bizim Rahmetimiz Gazabımızı Aşacak” Haberi / “Milli Gazete” Gazetesi / 03.03.2014)

Haber’de bunun bir “Kutsi Hadis” olduğu vurgulanmış ama Ayet de var ve “konumuzla ilgili kısmı” şöyle:

Buyurdu ki: “Azabıma dilediğimi çarptırırım. Rahmetime gelince, o her şeyi çepeçevre kuşatmıştır. (A’raf Suresi / 156.Ayeti)

.
> “YALAKALIK YARIŞI”NIN “ŞİRK’E KADAR” VARDIRILMASI ÖRNEKLERİ!

Erdoğan böyle demiş de, eğer konu “Kendileri”nin değil de “Tapanları”nın söyledikleriyse, Erdoğanperestler’in Şirk’i, Fethullahperestler’in Şirki’ni “gene” aratmaz!!!

Bir-kaç Müşrik’in “Küfür” Sözleri’ni hatırlayalım:

AKP İstanbul Milletvekili Oktay Saral: Erdoğan için her gün “2 rekat Şükür Namazı” kılınmalı şekerim! (“Milliyet” Gazetesi / 06.02.2010)

AKP Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin: Erdoğan’a “dokunmak bile ibadet”tir şekerim! (“NTV” Sitesi / 20.07.2011)

MHP’li Oktay Vural konuyu Meclis’e taşımış ve sonrasında da bu Milletvekili AKP’den “ihraç” edilmiş… Çünkü Aydın Merkez İlçe Kongresi’nde şunu söylemiş:

AKP Aydın İl Başkanı İsmail Hakkı Eser: Erdoğan bizim için adeta “2. Peygamber”dir! (Rumuz: helmuth-von-moltke / “Onedio” Sitesi / 02.12.2014)

Fakat Mekke Şirki’nin Baş Müşrikleri’nden Ebu Cehil’i de Ebu Lehep’i de sollayacak, “Şirk Tarihi’nde eşi-benzeri görülmemiş” bir Müşrik daha var ve şunu söylüyor:

AKP Düzce Milletvekili Fevai Arslan, Başbakan Erdoğan için “Allah’ın bütün vasıflarını üzerinde toplayan bir lider var. İşte bunun önünü kesmek istediler” dedi. (“Cumhuriyet” Gazetesi / 16.01.2015)

Siz ikiniz, Tayfanız ve Benzerleriniz (“Topunuz” diye okunur) o kadar “Mega Müşrik”siniz ki, Mekke Müşrikleri’nin en Kodamanları Ebu Cehil de Ebu Leheb de sizin elinize su dökemez!

Hz.Muhammed’in tebliğ ettiği “Kur’an İslâmı”nı beğenmeyip FETÖ’nüzün “Ilımlı İslâm”ı ve TAYÖ’nüzün “Muaviye İslâm”ı ile Peygamber’i “Sürgün”e gönderdiniz, yani Peygamber’i çoktaaan solladınız, şimdi artık “Allahlık”a oynuyorsunuz!

Yani görünen o ki; size Allah’a “Kul”, Peygamber’e ise “Ümmet” olmak ONURU yetmiyor!!!

“Bitti” mi, hayır! Çoğunu almıyorum bile Yazım’a… “Bu örnekler” bile yeterliyken, “Şirk Süreci” hız kesmeden hatta “tam gaz” devam ediyor! Şu “Başkanlık Geyiği”, pardon “Tartışması” ile ilgili bir Yazı’daki “en yeni Şirk Deklarasyonu / Duyurusu”na bakın:

Başkan, aynı zamanda tüm insanlığı ve mahlukatı yaşatmak isteyen, insana can veren-ruh üfleyen, yeni bir diriliş muştulayan Diriliş Başkanı olacaktır! (Prof.Dr. Musa Kazım Arıcan / “İslami Açıdan Başkanlık Sistemi” Yazıcı / “Yeni Şafak” Gazetesi  / 29.11.2016)

Yazısının sonunda “her sorunu çözebilmeye kabiliyeti nedeniyle, böyle bir Başkanlık Sitemi ‘Bilgelik Makamı’ olacaktır. Bu Sistem’in Başkanı da, ‘Bilge’ olacaktır. Yani ‘Bilge Başkan’… …Bize özgü ve özgün diyebileceğimiz Başkanlık Sisteminin Başkanı, Bilge Başkan, Hakîm Başkan veya Hikmetli Başkan olmuş olacaktır.” diyecek kadar “vıcık vıcık” yağ ve de adeta “Yağcılık Destanı” örneği olan Yazı; Tarikat İnleri’nde beyni yıkanmış ve “abartmayı” marifet sanıp “İnsan Putlaştırma” Uzmanı olmuş Müritler’in Şirki’ni andırıyor!

Bu Yazı hakkında “ 4 Maddelik İtiraz” Yazı’sı yazan Ahmet Hakan, Maddeler’den birinde şöyle diyor:

İnsanlığı ve mahlûkatı yaşatmak hadi neyse de, can vermek ve ruh üflemek Allah’a mahsustur. Bu Profesör’ün derhal “hâşâ, sümme hâşâ” demesi gerekir! (“Hâşâ, Sümme Hâşâ” Yazısı / “Hürriyet” Gazetesi / 01.12.2016)

“Ne” olacak şimdi?

Erdoğanperestler’in Şirk Olimpiyatları Tribünleri’nde yaptıkları bu “tezahuratlar”ın, Fethullahperestler’in Karşı Tribün’deki Tezahuratları’ndan “farkı” ne? Al birini – vur ötekine!

.

Kendi evinin önündeki “pisliğe” görmezden gelip ha bire başkasının evinin önündeki “pisliği” gösteriyorlar… Gösterirler tabi… Çünkü bu bir “Devekuşu Dini”… Yani Müşrikleri’nin kafası kuma gömülü ama malum yerleri hep “dışarı”da… 🙂 Sanıyorlar ki “kafayı kuma gömdüğümde” Kendi Müşriklikleri görülmez, iyi de “malum yerin” açıkta, onu bu “pozisyonun” örtemez! 🙂

“Karşıdaki”ni eleştirirken “kendisindeki” eksiği-gediği düzeltmeye çalışsa anlarım da, hiç o taraklarda bezi yok! “Devekuşu Dini”nin Kitabı’nda yazmaz çünkü bu! Yani Erdoğan’nı Gülen’i ve veya Mürit adındaki Müşrikit’lerini “Şirk”le eleştirmesi doğru, Kendisi’ndeki veya Tayfası’ndakiler’in Şirki’ni görmemesi yanlış!

Bu konuda Kur’an şöyle diyor:

Ey iman edenler! Siz, kendinizi düzeltmeye bakın. Siz, doğru yolda oldukça sapmış olan size zarar veremez. Tümünüzün dönüşü Allah’adır. O size neler yapıyor olduğunuzu haber verecektir. (Maide Suresi / 105.Ayeti)

Kur’an’da 20’ye yakın yerde geçen bir Kavram da konumuzla alakalı, o da “insanın kendi kendini kınaması”nın, yani bugünkü ifadeyle “kendisini eleştirmesi”nin önemi! İşte bu özelde Şirk Çocukları’nda da yok, genelde maalesef Tevhit Çocukları’nda da. Müslümanlar bu “kendi kendini eleştirmekten / özeleştiriden” nasipsizler.

Şu Yazı bu konuya değiniyor:

.

“Kendini sürekli eleştiren benliğe yemin eden” bir Tanrı’nın Kulları, “Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin” diyen bir Peygamber’in Ümmeti “kendini” değil, “dünya-âlemi” hesaba çekmenin peşinde. Perişan haline “şöyle bir bakmak” yerine, “Cennet’e ve Cehennem’e kimlerin gideceğini listeleme”nin derdinde. Yazık ki ne yazık! “Varlık, var oluş, insan ve evrenle ilgili ‘binlerce soru soran ve sorduran’ bir Kitap’ın Mü’minleri olduklarını” söyleyenlerin yüzlerce yıldan beri bir gün olsun, “Biz ne yapıyoruz, ne yapmalıyız? Acaba şu perişanlığa düşmemizde bizim de bir hatamız olmuş olabilir mi?” diye asla sormuyorlar.

İslam Dünyası, hayatı, evreni, varlığı, olayları, kültürleri, geçmişi sorgulamayı bırakalı yaklaşık bin yıl oldu. Bu bırakmışlığın temelinde‚ benliğin “kendi kendini sorgulamayı” bırakması, Kur’an’ın deyimiyle “melâmetin (özeleştirinin) terk edilmesi” vardır. O melâmet ki, “Kur’an Ahlakı’nın ve Yaratıcı Disiplinin Ruhu”dur.

Emevî İslam’ı, Muhammedî İslam’daki melâmetin yerine “riyakârlığı” koydu ve dinleştirdi. Yani Kur’an’ın “temel düşmanı” olan Şirk, Kur’an’ın Dini adına “egemen” kılındı. Türkiye’de din adına egemen olan da işte o. Şimdi, bu bin yıl sürüp giden yıkımı, “Akıl ve Kur’an Denetimi”nde durduracak mıyız, durdurmayacak mıyız? “Olmak, ya da olmamak” sorusu budur. Gerisi hikâye…

İnsan, bir anlamıyla da “sorgulayan” varlıktır. Sorgulamasız her şey olunur ama “insan” olunamaz. İslam Dünyası hem ‘sorgulamayı terk’ etmiş hem de ‘Mükemmel İnsan’ olma iddiasıyla kasılıyor. (“Yurt” Gazetesi / “Dokunulmazlar’a Dokunulmadıkça Olmaz” Yazısı / 09.04.2012)

Hocamız’ın Yazısı’nda anlattığı Melameti “Şirk”le ele alırsak şu “Deve Kuşu Dini” burada da gündeme gelir! Çünkü bunlar, daha doğrusu “bunları putlaştıranlar” meselâ Kur’an’da anlatılan “Mekke Müşrikleri”ni kınarlar hep! Fakat Mekke Müşrikleri’ne rahmet okutacak biçimde onların 100 katı olan “Kendi Şirk Söylemleri” ortalığa saçılmış olmasına rağmen, “kendilerine” bakmazlar ve tıpkı Mekke Müşrikleri gibi “Şirk’te oldukları”nı kabul etmezler!!! İyi de a beyinsizler; “Mekke Şirki” Şirk de, “Ankara Şirki” ve / veya “Pensilvanya Şirki” ŞİRK değil mi?!!!

Yani “tövbe” edip Şirk Dini’nden Tevhit Dini’ne geçmedikten sonra, “Müşrik’in bir başka Müşrik’i eleştirmesi”yle Şirk’ten kurtulunmuyor! “Müşrik’in Müşrik”i eleştirmesi değil, Allah’ın YEMİN ettiği kınamayla / özeleştiriyle bu oluyor:

Kendisini “ısrarla kınayan” benliğe de yemin ederim. (Kıyame Suresi / 2.Ayeti)

Devekuşu Dini ve Pozisyonu’nda, işte böyle “başkasını kınamak” vardır ama “kendini kınamak / özeleştiri yapıp-düzeltmek” yoktur! Olmayınca bir Sorhoş’un bir başkasına “Sorhoş”, bir Yalancı’nın bir başkasına “Yalancı” demesi “neyse”, bir Müşrik’in başka birine “Müşrik” demesi de odur! Bu onların “kendilerinin de” Sarhoş-Yalancı-Müşrik oldukları gerçeğini değiştirmez!

İşte “kendi malum yeri”nin açıkta kaldığını görmeyen veya görmezden gelen “kafasını kuma gömücü” Devekuşu Dini Mensupları’nın “Maide 105”ten nasibi yok, “Kıyame 2” dahil Melamet’tin zaten yanından-yöresinden geçmiyor, geçmeye de niyeti yok! Onun için “pozisyonları” hep bu “kafası kumda, malum yeri dışarıda” Devekuşu Pozisyonu’nda!

“Muhammed’in Tebliği” Din yerine, o öldükten sonra “Muaviye’nin Uydurttuğu” Din’i “İslâm” diye yaşayanların “acınacak” hali, pardon “pozisyonu”dur bu!
.

.

İşin garibi, bu “yeni” de değildir… Günümüz Müşrikleri’nin “beslendiği pis damarları” hakkında yani Şirk Tarihi hakkında bilgi verirken şunu söylüyor Kur’an:

Firavun dedi: “Ey seçkinler topluluğu! Ben sizin için benden başka bir Tanrı tanımıyorum. (Kassas Suresi / 38.Ayeti)

“Benden başka Tanrınız yok, tanımıyorum” demiş nasipsiz! Hatta Nâzi’ât Suresi 24.Ayet’ten öğrendiğimize göre “ben sizin en Yüce Rabbinizim” de demiş şerefsiz!

Rap “kulunu belirlediği tekamüle ilerleyebilmesi için besleyen, öğreten” demek… Ha Firavun Müşriği ve Terörist’i (“FİRÖ” diye okunur) Allah’ın “Rab” sıfatını “kendine” maletmiş, ha Fethullah “Şah Damarı”nı, ha Tayyip “Rahmeti’ni-Gazabı”nı, NE FARKI VAR?! Bunlar “Şirk Dini”ne bağlı birer “Müşrik”…

Bu Nasipsiz-Şerefsiz Firavun “ben sizin Tanrınızım”, “en Yüce Rabbinizim” dediği için, yani Allah’ın Tanrı ve Rab / “2 Sıfatı”nı kendine mâl ettiği için Kur’an eviriyor-çeviriyor kaç Sure ve kaç Ayeti’nde ha bire eleştiriyor! Merak ediyorum, Allah’ın “2 Vasfı” için ortalığı bu kadar ayağa kaldıran Kur’an, eğer bugün de vahyedilseydi “Erdoğan Allah’ın ‘Bütün Vasıfları”nı üzerinde toplamıştır” diyen Müşrik için ne yapardı?

.
MEGA-MÜŞRİK: FEVAİ!

Kur’an’ın ne yapacağını bilemem ama şuna eminim:

Şirk konusunda Tarih’in “En Büyük” Müşrik’i olan Firavun bile, başta “Erdoğan Allah’ın BÜTÜN VASIFLARI’NI toplamıştır” diyen AKP Milletvekili Fevai olmak üzere bu Erdoğanperestler’le kıyaslandığında “Çömez” kalır!

Yani “Şirk Borsası”nda Fevai Şirki “Tavan” yapmıştır, dolayısıyla da Firavun Şirki -Asırlar sonra- Zirve’yi kaybetmiştir.

Fevai-Firavun’dan Fethullah-Erdoğan’a uzanan bu Şirk Borsası’nda Allah’ın Vasıfları “bozuk para gibi” harcanırken, “hiç merak edilmeyen” gerçeği öğreterek, bu Şirk Olimpiyatları ve Şirk Borsası’nı terk edeyim / Yazım’ı bitireyim!

Allah Firavun’a “Rabliği”, Erdoğan’a “Rahmetliği”, Fethullah’a da “Yakınlığı” Vasfı’nı kullanmaya izin vermemiştir. Zaten herhangi bir Vasfı’nın kullanma izni “kendisinden başkasına” da verilecekse, “hangi Vasfı”nın verileceğine ve de “kime” verileceğine bu Dinci Uyuzlar değil, “sadece KENDİSİ, yani ALLAH” karar verir!!! “Vermiştir” de…

.

Allah “kendisini tanıtırken” şöyle diyor:

Allah, Gökler’in ve Yer’in “Nur”udur! (Nur Suresi / 35.Ayeti)

Allah “kendisinin bir Vasfı” olan “Nur”u, Dinci Müşrik Uyuz Fevai’nin iddia ettiği gibi Erdoğan’a değil “Kur’an-ı Kerim”e vermiştir:

Artık Allah’a, O’nun Resulü’ne ve size indirdiğimiz Nur’a inanın. (Teğâbun Suresi / 8.Ayeti)

“Kendisi” ve “Kitabı” için “Nur” diyen Allah, bunu “Peygamberi” için de kullanmıştır:

Ey Ehlikitap! Resulümüz size geldi. Kitap’tan saklamış olduklarınızın çoğunu size ayan-beyan açıklıyor; çoğundan da geçiyor. Şu bir gerçek ki, size Allah’tan bir ışık ve apaçık bir Kitap gelmiştir. (Maide Suresi / 15.Ayeti)

İşte “işin aslı” bu… Ama bunlar bu işi Asırlar’dır “böyle” halledip-çözmedi… Sürekli olarak “Bizim Hocaefendi buyurdu ki”, Muaviye’nin “uydurttuğu Sözler”i Peygamberimiz’e isnat ederek “Hz.Muhammed buyurdu ki”, “Şeyhimiz-Seyyidimiz-Mezhebimiz buyurdu ki” GEYİĞİ’ni yaptı! Yani Din Dili’nde “ŞİRKİ”ni!… Oysa ki konu “Din”se, Kur’an-ı Kerim’le iddiasını “delillendirmeli”ydi. Çünkü bu “Kur’an Ayeti”dir, Bütün Deliller’in üstüne “bağdaş kurup” oturur!

Yani özetle; hiçbir Dinci Uyuz buna “itiraz” edemez!

Kur’an’a göre Allah; Vasıfları’ndan biri olan “Nur”u, Kendisi’nden başka Kitabı ve Peygamberi için kullanmıştır, bu ve / veya başka herhangi bir Vasfı’nı ise herhangi bir Kişi için kullanmamıştır, bu “bu kadar” basittir!

“Muaviye Maşalığı”, Şirk Olimpiyatları’nda bunların “Meşalesi”dir… Misyonları olan “Muaviye Maşalığı”nı, “Muaviye Meşalesi”yle “Müşrik Maratonu”nda adeta bir “Bayrak Yarışı”na çeviren bu “MegaMüşrikler”i “tövbe”ye davet etmek gerekir! Tövbe etmezlerse, Yarış’ta birgün biri, öbür gün diğeri öne geçer, çünkü ikisi de “Şike” yapıyor ve ha bire “Şirk Maratonu”nda koşuyor!

Bunun “tövbesi”, yani “Tevhit Olimpiyatları”na geçebilmenin yolu ise, Şirk Olimpiyatları Müşrik Maratonu’nun “favorilerinden biri” olan Fethullah Gülen’in “Sapıklık” dediği “Kur’an Müslümanlığı”dır! Yani bunların hem hiçbir “nasipleri”nin olmadığı, hem de “nefret” ettileri Kitap’tır! Başka türlü “tövbe” edemezler!

“Acı gerçek” işte bu! Bu dediğim yere “güzellikle” yani “seve seve” gelmezlerse, “Şirk’e Şirk’e” gelecekler ya da “Şirk Şirk” diye son nefeslerini verecekler!

.
> ŞİRK ÇÖLÜN’DE “KEMİK SPONSORLUĞU” İTİRAFI!

İster küfürlerine “tövbe” etsinler, ister küfürlerini “tekrar” etsinler, bu Firavun-Fethullah-Tayyip yani FİRÖ-FETÖ-TAYÖ ŞİRK’İ Çölü’nde, “Tevhit Dini”ni ve bağlısı olan Tevhit Erleri’ni, şerefim hakkına “suya hasret bir Çöl Yolcusu” gibi yudumluyorum!

Amerikan Köpeği / CIA Ajanı olan FETÖ’nün başındaki “Salya-Sümük Dinci Uyuz” Müritleri’ne “Şah Damarları”ndan daha yakınmış! Uyuz resmen Putlaşmış veya Putlaştırılmış!…  Şah Damarı Geyiği’ni bırakın da “AR DAMARINIZ”a bir baktırın, çünkü belli ki “çatlamış”…

Ilımlı İslâm’ın Rabbi olan Dinci Uyuz’a “ne istedi de vermedik” diyerek, bu Amerikan Köpeği’ne yıllarca “Kemik Sponsoru” olduğunu itiraf edenin de “Rahmeti Gazabı”nı geçmişmiş! “Reis” dedikleri “Rezil”, resmen Putlaşmış veya Putlaştırılmış! Rahmet-Gazap Geyiği’ni bırakın da “HESAP”a bir odaklanın, çünkü belli ki “veremeyecek”siniz!

Bunu “ben” demiyorum, “Kur’an” diyor:

Yemin olsun, sana da senden öncekilere de şu vahyedilmiştir: Eğer “ŞİRKE SAPARSAN” AMELİN KESİNLİKLE “BOŞA” ÇIKAR ve MUTLAKA “HÜSRANA DÜŞENLERDEN” OLURSUN. (“Zümer” Suresi / 65.Ayeti)

.
.
.
YATAĞANBABA KİTAPLARI KAMPANYASI

——-> ETİKET FİYATI: 163 TL <——–
KAMPANYALI FİYATI: 75 TL – 160 TL

1- TÜRKİYE İÇİ: 75 TL (Kargo Dahil   |  Adrese Teslim – Kapıda Ödeme)

2- TÜRKİYE DIŞI: 105-160 TL (Posta Dahil | PayPal ile Ödeme – Adrese Teslim)
– Avrupa-Asya-KKTC-Kuzey Afrika Kıtası: 105 TL / 30 Euro
– Amerika Kıtası: 135 TL
– Avustralya Kıtası: 160 TL

Türkiye İçi Sipariş İçin: Murat Yatağanbaba Tel: 0537 411 59 83
Türkiye Dışı Sipariş İçin: Ahmet Yatağanbaba PayPal Hesabı: ahmety@gmx.de

“YENİ ÇALIŞMALARIM”ı Yayınlamama “Destek Olmak İsteyenler” İçin Hesap Numaram:

YAPI KREDİ BANKASI  |   MURAT YATAĞANBABA:
IBAN: TR940006701000000092452501
TC NO: 28639493048

.

.

– YATAĞANBABA | 01.12.2016 –

Posted Aralık 1, 2016 by yataganbaba