
.
ÇALIŞMALARIMA DESTEKLERİNİZ İÇİN:
https://atomic-temporary-65283257.wpcomstaging.com/iletisim/
KİTAP SİPARİŞİ İÇİN:
https://www.sahibinden.com/arama?viewType=Gallery&userId=aCBsP749TZvSw7pG9Kbw8rQ
YAŞAR NURİ ÖZTÜRK: AZDINIZ, KUDURDUNUZ,
SONUNDA BÜTÜN DEĞERLERİNİZ de PİÇLEŞTİ!
.
BURHAN ÇAÇAN: NEDEN GELDİM İSTANBUL’A?!
Listeye bu bakımdan bahsettiğim “pişmanlığı” duyan ve “bin kere pişmanım ama vakit geçti ne çare” diyen “Neden Geldim İstanbul’a” türküsüyle –geçen ay ölen- Burhan Çaçan’ı da ekleyin! Ağrı’dan gelip şöhret olan Çaçan, dönemeyince Silivri’de bir “çiftlik” yaptırmış ki “toprak özlemi”ni gidersin. Çaçan yaptırdığı “çiftliği” hakkında şöyle dedi:
Ben Ağrı’nın dağına çıkıp orda bağırsam, Türkiye’ye sesimi duyuramazdım! İstanbul’a insanlar “şöhret olurum, işadamı olurum” diye geliyorlar, ben de öyle geldim.
Fakat Ağrı’da olsam toprakla meşgul olurdum!… Çünkü ben meselâ domatesi yetiştirip, elimle koparıp insanlara ikram etmeyi seviyorum. Elimden gelse Ağrı’ya dönerim, insanlar da topraklarına dönsünler!… (”Ferdi Tayfur’la Yetiş Emmoğlu” Programı | Show Tv.)
Burhan Çaçan’ın bahsettiği “her şeyin İstanbul’dan yapılması” bir önceki bölümde Ferdi Tayfur ve Cem Karaca üzerinden ayrıntılı incelemiştim. Türkiyemiz’in her yeri çok güzel. O halde insanların iş veya şöhret uğruna İstanbul’a gelmek zorunda kalmaması için, yatırımların sadece İstanbul’a değil, -ilk bölümde anlattığım- Atatürk’ün yaptığı gibi bütün Anadolu’ya yapılması gerek!
.
YAŞAR NURİ ÖZTÜRK: AZDINIZ, KUDURDUNUZ,
SONUNDA BÜTÜN DEĞERLERİNİZ de PİÇLEŞTİ!
“Çaçan Çiftliği”ndeki “gerekçe”nin aynısı Yaşar Nuri hocada da vardı. Bu konuda bir yazımda ve televizyondaki programda bana “çiftliğime bir Denizli Horozu alamadım gitti” dediğini anlatmıştım. İşlediğimiz konu bağlamında bu yazımda biraz daha ayrıntı verelim: Yaşar Nuri hoca “at” biniyordu, “tavuk” besliyordu. Hatta “yılan” bile besledi çiftliğinde. “Çalıların arasından çıkıp geliyordu, ben ona ‘Çil Oğlan’ diyordum, birgün ‘buraya gelme, bahçıvan görürse seni öldürür’ dedim ve bir daha gelmedi” diye anlatmıştı… Atlar-tavuklar-horozlar… Yaşar Nuri hoca bunu “sadece kendisi” uygulamakla kalmadı, insanımıza da önerdi. Bu konuya o kadar önem veriyordu ki, “kitabında konu” bile oldu. Kitabının bir yerinde şöyle diyor:
Siz azdınız, yozlaştınız, âdeta kudurdunuz! Tabiat ananın size açtığı yeryüzü sofrasının en seçkin tabaklarından gıdalanmayı bırakıp büyük kentlerin irinleşmiş sokaklarındaki sefalete koştunuz. Bir tek şey istiyordunuz: Daha çok kazanmak ve daha çok yığmak… Daha çok kazanmamın “daha mutlu yaşamak” OLMADIĞINI aklınıza bile getirmediniz.
Sizi tekrar uyarıyorum: Büyük kentlerin şeytan nefesiyle büyülenmiş ikiyüzlü sokaklarından uzaklaşın! Tabiat ananızın şefkatli, taptaze, vefalı ama birazcık ter döktüren topraklarına dönün! Bir veya iki katlı, bahçeli evler edinin, apartman denen sekiz-dokuz katlı stres-hanelereden kurtulun. Hiç değilse bazı yiyeceklerinizi kendiniz yetiştirin. Birkaç hayvan bakıp-besleyin. Horoz sesiyle uyanın, uykunuzu bölen ses makineninki değil köpeğin, eşeğin, ineğin sesi olsun… …Seması buğulanmış şu böyük kentlerde, binlerce insanın gözü, iştahı ve eli değmedikçe bir nohut tanesi yemek şansınız bile kalmamıştır.
Yedikleriniz tabiat ananızın ellerinden çıkan nimetler değil, içtikleriniz de onun memelerinden akan su ve süt değil. Ana sütü girmemiş kursaklarınız artık sizi illetlere, sefaletlere karşı koruyamıyor. Peki, ne bekliyorsunuz bu kirli sokaklarda? İç dünyanız karardı, değerleriniz piçleşti, yüzünüz şeytanlaştı, kalplerinizi kasvet bürüdü. Büyük kent sevdası sizi doymazlığa, acımasızlığa, iğretiye, yapaylığa, hatta kahpeliğe bulaştırdı… Büyük kentin mefisto büyüsünden yakanızı kurtarmadıkça iflahınızın mümkün olmadığını ne zaman anlayacaksınız!… (“Deprem Diyor Ki: Şehirlere Doluşmayın” Yazısı | “Depremin Gösterdileri / Yeni Yüzyıl İçin Uyarılar” | Kitabı | Baskı: 5 – Sayfa: 219-220)
“Anlamayacaklar” hocam! Maalesef Türk insanının yapısı/sosyolojisi bu veya “bu hale” dönüştürülmüş! Yaşar Nuri hocamızın dileğinin gerçekleşmesi; yazı-dizimin ilk bölümü olan “Atatürk Tipi Fabrikalar”da yazdıklarımın icabının yapılması ile mümkün olabilir.

