Nisa 58 Ayeti ve Terörü

 

Ankara’da 3.defa, İstanbul’da daha fazla ve Türkiye’nin orasında-burasında defalarca patlatılan bomba, sürekli olarak “Terör” başlığı altında inceleniyor… Oysa ki “Terör”, olsa olsa bunun “Alt Başlığı” veya “Alt Başlıkları’ndan Biri” olabilir ya da “sonuç”u… Asıl Başlık Terör olmadığı gibi “Siyaset” de değildir!… Çünkü Siyaset de olsa olsa “Alt Başlıklar’dan Biri” olabilir bu konuda… “Asıl Başlık” ise “Din”dir, çünkü konu “Din Konusu”dur!


> “TÜRK SAĞI” KUR’AN’I SÖMÜRÜYOR,
   “TÜRK SOLU” ise KUR’AN’I OKUMUYOR!!!

Ankara’daki Patlama sonrasında, Sosyal Medya’da şöyle bir iddia ortaya atıldı:

“Bilim” yok, “Aydınlanma” yok, “Felsefe” yok, “Sanat” yok, “Edebiyat” yok… Türk Sağı 60 yıldır “Ezan-Bayrak”, “Kur’an-Ecdat” diye Ülke’yi yönetiyor! (Fatih Yaşlı / Facebook “Sorgulayan” Sayfası / 13.03.2016)

Doğru… Ama “iğneyi Türk Sağı’na batıran Fatih Yaşlı adlı Sosyal Medya Kullanıcısı, çuvaldızı da ‘kendine / Türk Solu’na batırmalı” değil miydi?

Hiç batırmıyor!

“Türk Sağı’nın 60 Yılı”nı Yaşlı özetlemiş, Yatağanbaba olarak ben de “Türk Solu’nun 60 Yılı”nı özetleyeyim:

Türk Solu “hiç bilmediği ve okumadığı” halde Kur’an’a adeta düşman! Oysa kişi “bilmediğinin düşmanı” olur… Cümlesinde “Kur’an diyerek Ülke’yi yönetiyorlar ama yaptıklarının Kur’an’la alakası yok” demeli ve buna “kanıt” olarak da “2 Ayet”i gündeme getirmeliydi! Yoksa hiç okumadığı Kur’an’ı da sanki “Bilim-Aydınlanma-Felsefe-Sanat-Edebiyat karşıtıymış” gibi zannederek ömrünü böyle tüketir-gider…

Madem ki Türk Solu, Türk Sağı’nın “Kur’an” diyerek Ülke’yi yönetmesinden rahatsız, o halde “Kur’an’ı okuması ve içeriğini öğrenip Türk Sağı’nın bu oyununu bozması” yani “kendi silahıyla vurması” gerekmez mi?!!! Eğer bu “yanlışsa”, bu yanlışı “düzeltme”nin herhangi bir “başka yolu” var mı?!

Övdüğü “Bilim” açısından da, “Felesefe” açısından da bunun başka bir yolu da, çaresi de YOK!


> KUR’AN; TÜRK SAĞI’NIN ELİNDE
   DÜNYA’NIN BAŞINA “BEL” OLDU!

O halde, Türk Solu da, “ay şekerim Türk Sağı Kur’an diyerek Ülke’yi yönetiyor” diyerek “sadece suçlamak” yerine, ya güzellikle ya da zorla, hatta ve hatta “burnunu sürte sürte” Kur’an’ı okuyacak ve de anlayacak! Okuyup-anlamazsa da, SONSUZA KADAR “Türk Sağı’nın ve de Dinci Uyuzlar’ın Yönetimi”nde yaşayıp, hiçbir zaman “İktidar” olamayıp sadece zırlayacak!

Yaşar Nuri Öztürk İslâm’ı kabul eden 5.Kişi olan “Ebu Zer”in Kitabı’nı yazıp-yayınlamakla da yetinmeyip “Ebu Zer’i tanımadan Sosyalist de Sosyal Demokrat da olamazsınız, olmaz bu iş!… Çünkü bunların ‘Asıl Öncüsü’sü; Hz.Muhammed’e inanan 4.Kişi olan Ebu Zer’dir! Batı Ebu Zer’i tanısaydı, Karl Marks’a ‘seni gidi Ebu Zerci’ derdi” diyerek Solucular’a “boşuna” mı adres gösterdi?

Türk Solu’nun “açıp okumak” yerine “Türk Sağı’na bıraktığı” ve Türk Sağı’nın da sömürmesi / adını kullanmasına rağmen “emirlerinin tam tersini” yaparak Türkiye ve Dünya’nın başına “belâ” ettiği Kur’an, gerçekte şunu diyor:

Şu bir gerçek ki, Allah size emanetleri, onlara “ehil olanlara” vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde “adaletle hükmetmenizi” emrediyor. Allah size bu şekilde “ne güzel” öğüt veriyor. Allah Semî’dir, çok iyi duyar; Basîr’dir, çok iyi görür. (Nisa Suresi / 58.Ayeti)


> TÜRK SAĞI ve de DİNCİ UYUZLAR;
   BİRER “NİSA 58” DÜŞMANIDIRLAR!

Peki Türkler “emanetleri” Kur’an’ın istediği şekilde “ehil” olanlara veriyor mu?! TSK, TÜBİTAK, AYM, EGMR ve MİT üzerinden bakıp-cevaplayalım:

TSK “TSK” iken, 1974’de Rum’u koskoca Ülke / Ada Kuzey Kıbrıs’tan 1 ayda temizlemişti. Artık “Tabela Ordusu”na hem dönen hem de döndürülen TSK ise, 2016’da mahalle kadarcık bir yer olan Cizre’yi PKK’dan 4 ayda zar-zor temizleyebildi.

Çünkü Komutanlar “Terörist” diye hapse tıkıldı.

Tıpkı;
Hayvanat Bahçesi Müdürü Bilim Kurumu TÜBİTAK’’ın başına,
Hukukçu olmayan kişi Anayasa Mahkemesi’nin başına,
Polis olmayan kişi Emniyet Teşkilatı’nın başına atandığı gibi…

MİT de eş-dostak-akrabaya peşkeş çekildi.


> “MİT” ÖZELİ’NDE “NİSA 58” AYETİ’NİN DURUMU!

Yazımızın “konusu” olduğu için, bu MİT’i (Milli İstihbarat Teşkilatı’nı) “peşkeş çekme” ifademi / iddiamı biraz daha açalım ve ayrıntıları da öğrenelim:

Zaten kendileri, MİT’in “Takip Edilecek Organizasyon Listesi”ndeydiler. Neredeyse hemen hepsi Tarikat Mensubu ve İrticacı Teşkilat Mensubu oldukları için “İç Tehdit” kapsamındaydılar.

MİT bunların faaliyetleri hakkında rapor tutuyor, bunların “Devlet’e sızmasını engellemek için” önlem alıyordu. Dolayısıyla bunların arasından hiçbiri Devlet’in İstihbarat Teşkilatı’nda işe giremedi, hiçbiri MİT’te görev alamadı. Daima “MİT’in dışında” kaldılar. “Sıradan vatandaşın MİT’e dair bilgisi neyse”, bunların bilgisi de o kadardı.

Bu nedenle… Hobaraaa diye İktidar’a geldiklerinde, MİT’in bünyesinde Kendi Elemanları yoktu. Devlet’in Memuru’yla çalışmak yerine, Devlet’in Memuru’nu yok saydılar, tecrübeyi-liyakatı küçümsediler, Kendi Elemanları’nı paraşütle indirdiler. O GÜNE KADAR MİT’TE ÇAYCILIK BİLE YAPMAMIŞ BİRİNİ, MİT’İN EN TEPESİNE KOYDULAR. Devlet’in İstihbarat Teşkilatı’nı, Üsküdar Belediyesi Zabıta Müdürlüğü sandılar. Kendilerini “çok akıllı ve pratik zekalı” zannettikleri için, “ne olcak canım hallederiz” dediler.

Netice?

Oslo’dan silah yüklü tırlara yakalanmadıkları operasyon yok. Reyhanlı, Suruç, Musul, Sultanahmet, Ankara patlamaları, yakaladıkları operasyon yok! (Yılmaz Özdil / “Kızılay” Yazısı / “Sözcü” Gazetesi / 15.03.2016)


> TÜRKİYE “SANAT”TA da “NİSA 58 SUÇU” İŞLİYOR!

Önceki gün Müzisyen Bilge Candan bir Klip Çekimi için bir Yapım Firması ile ayrıntıları konuşurken, “Yeni Şarkılar yerine sürekli olarak Cover denen Eski Şarkılar’ın Yeniden Yorumlanması”nı eleştirmiş ve “bu ‘Yapımcılık’ değil ki, hazıra konmak… Yapımcı dediğin Yeni Yetenekler-Sesler bulur ve onun üzerine yatırım yapan kişidir” dedi… Uzun uzun bunu anlattıktan sonra da “benim fikrimi” sordu, şunu söyledim:

Biz bu konuyu geçen gün İlker’le de konuşmuştuk ve ona anlatmıştım. Bu bahsettiğiniz konu da dahil, Türkiye’de yaşanan bu sıkıntı, “işi ehline vermemek”ten kaynaklanıyor. Müzik de öyle… Barış Manço bu konuda, “Türkiye’deki Müzik Yapımcılığı, ‘Karanlık Tipler’in elinde” diyor, yani “Mafya”nın!

Polis “olmayan” Emniyet’in, Bilimadamı “olmayan” TÜBİTAK’ın, İstihbaratçı “olmayan” MİT’in, Hukukçu “olmayan” ise Anayasa Mahkemesi’nin başında, Müzisyen olmayan Tüccar ve Mafya ise Müzik Yapımcılığı’nda… Sorun burada… Öyle olunca en az 5 yıl isteyen “Yeni Sesler ve Besteler’e Yatırım” yerine, 5 ayda kasasına dönecek parayı düşünüyor ve Bit Pazarı’ndan çıkmıyor!… (Sanatçılar Sokağı’ndaki Solbetimiz / 19.03.2016 ||| Barış Manço’nun Açıklaması: Adsız ve Tarihsiz Gazete Küpürü…)


> TOPLUM ve SİYASİLER “TERÖR’Ü LANETLİYORUZ” DİYOR
   ama ASLINDA NİSA 58’İN “TAM TERSİ”Nİ YAPIP BESLİYOR!

Her Terör Olayı sonrasında, Toplum’dan şunu dinliyoruz:

Terör’ü lanetliyoruz!

“Yalan” söylüyorsunuz! Terör’ü lanetlemiyor “besliyor”sunuz! Çünkü bir Toplum’un Terör’ü “lanetlediği”nin kanıtı; İş’i “o İş’in Uzmanları”na verip-emanet etmesidir!

Bunu yapmayıp da SADECE SÖZLE “lanetliyorum” demek, Terör’ü yapan Terörist’in “bunu diyenlere götüyle gülmesi” demek!

TSK, TÜBİTAK, AYM, EGMR ve MİT özelinden verdiğimiz ve “emanetleri ‘Ehil olanalara’ verin” diyen Kur’an’ın Nisa 58 Emri’ne “İsyan” anlamına gelen bu NAMUSSUZLUKLAR, elbette “cezasız” kalmayacaktı ve Allah da gene (Türk Solu’nun açıp-okumadığı) Kur’an’da uyardığı “Yunus 100’ün icabı”nı yaptı!!! Yani “aklını kullanmayanların üstüne pislik yağdırıdı” ve de yağdırmaya devam ediyor!


> TERÖR LANETLENMEZ, “İCABI” YAPILIR
!!!

“Terör’ü lanetliyoruz” diyenelere yönelttiğim bu eleştirimde, -çok şaşırdım ama- “yalnız” da değilmişim! Ülke Aydınları ve Siyasetçiler’den beklenecek olan sözü, -gezinirken tesadüfen görüp-okuduğum Notu’nda- bir Facebook Arkadaşım söylemiş ve şunları yazmış:

“Terör’e kılıf” uydurulmaz, “Teröristlik” kınanmaz, lanetlenmez de!… Süratle “gereği” yapılır! Bir Çıngıraklı Yılan sizi soktu mu “lanetlemek” mi gerekir, yoksa “başkasını da sokmasın” diye, deliğine dahi girse çıkarıp yok etmek mi!?

Zira Terör “zaten lenet”tir, laneti lanetlemek “ona ismiyle hitap etmek” gibi bir şey olmaktan öte geçmez! (Mustafa Pehlivanlı / Facebook Notu / 19.03.2016)

Mustafa Bey’in bu “Terör’ü ve Terörist’i lanetleme”yi eleştiren notu, bugüne kadar benim gördüğüm “en doğru” tesbitlerdir… Çıngıraklı Yılan benzetmesi işin Siyasi boyutunu çok güzel anlatırken, “Terör zaten lanettir, lanet’i lanetlemek, ona sadece ismiyle hitap etmek demek”  tesbiti ise işin Felsefi yönünü “tam 12’den vuran bir isabet”le anlatıyor! “Bu kadar isabetli” tesbitleri olduğuna göre, Mustafa Bey belli ki “okuyan ve düşünen” bir Vatandaşımız…


> NİSA 58 DÜŞMANI “MÜSLÜMAN” TÜRKLER,
   NİSA 58 DOSTU “GAVUR” (!) ALMANLAR!

Müslüman Türkler, ağızlarında sakız ettikleri ama içeriğini ya bilmedikleri ya da bilip de bilmemezlikten geldikleri Kur’an’a bunu yapar ve “Nisa 58 Düşmanı” olurlarken, “Gâvur” dedikleri Almanlar ise ne hikmetse “Nisa 58 Dostu” oldular!!!

Ayrıntısını “Din Adına Konuşan Hurafe Manyakları’na Cevap: Saçmalıkname” Kitabım’dan okuyabileceğiniz bu “dostluğu” ben şöyle ispatlamıştım:

-Atilla Sezener’in bir Yazısı’ndan şunu öğrendik-, “sizin nüfusunuz da Diğer Avrupa Ülkeleri gibi, hatta daha çok, hal böyleyken siz nasıl oldu da ‘daha çok’ geliştiniz” sorusuna Başbakan Helmut Schimit şu cevabı verdi:

Çünkü biz, Para’yı, Siyaset’i, Silah’ı ve Kalem’i “Doğru Adamlar”a veririz! (“At-Avrat-Silah’a Alternatif” Yazım / Sayfa: 56)

“Netice” ortada: İş’i “ehli”ne veren Nisa 58 Dostu Almanlar “Dünya Markası” oldu, İş’i “eş-dost”a veren Nisa 58 Düşmanı biz Türkler ise “Dünya Maskarası”… (Ben bu “Yaman Çelişki”yi ve de benzerlerini; gidip-gördüğüm ve fotograflar da çektiğim “Almanya’daki Bazı İzlenimlerim”den oluşacak olan “Uygarlığın Zirvesi Almanya / Kim Gâvur Kim Müslüman” adlı Kitabım’da yazıp-anlatacağım…)

Oysa ki çocukluğumda çok duyduğum Atasözü şunu diyordu:

Yarım Doktor “Can”dan, Yarım Hoca da “Din”den eder!!!

Bu Atasözü’nü çocukluğumda “çok” duyduğum halde, şimdilerde “hiç” duymuyorum!!! Çünkü Türk Toplumu Dini’ni “Yarım Hocalar”a, Siyaseti’ni de “Torpilci Yavşaklar”a, yani “İş’in ehli olmayanlara” emanet ettiğinin farkında…

Bu “Yavşaklığın Dorukları”nda bir AKP Milletvekili “Kur’an ‘Akrabanı kollayıp-gözet’ demiyor mu, biz de bu Ayet’e dayanarak Devlet’in Makamları’na eşimizi-dostumuzu getiriyoruz şekerim” demedi mi?! J Bana göre bu “Yavşağın” bu sözü, “Kur’an’daki Bakara iyi makara şekerim” diyen Diğer “Bakara-Makara”cı Dinci Yavşağın sözünden daha çok alay ediyor Kur’an’la!…

Demek ki bu Dinci Uyuzlar “Kur’an’a dayanarak” Hayvanat Bahçesi Müdürü’nü TÜBİTAK Müdürü, Çaycı olamayacağı MİT Müdürü, Hukukçu olmayan İktisatçı’yı Anayasa Mahkemesi Başkanı, Aksaray’da sadece 1 yıl Valilik yapmışı yani Polis olmayanı da İstanbul Emniyet Müdürü atamışlar!!!

Bu Alaycı ve Atayıcı sözde “Büyük Müslüman”, gerçekte ise “Nisa 58’e Düşman” Dinci Uyuzlar’a “siz Kur’an’ı ‘nerenizle’ okuyorsunuz” diye sormak, benim “hakkım”dır!


> FRANSA’DA SOKAKLARDA “4 MİLYON DEVRİMCİ”,
   TÜRKİYE’DE EVLERDE “78 MİLYON GÖT KORKUSU!”…


Devlet’in Makamları’ndan ehil olanları kovup yerlerine Yağcı ve Yalakaları’yla atayan, “esip-gürleyerek ve -Deve’de de olan- Vücut Dili’yle Türkiye’yi yöneteceği”ni sanan bir “Çakma Padişah” Bozuntusu, “Uyuz” Muhalefeti ve de “göt korkusu”ndan gıkı çıkmayan bir Toplum’dur artık Türk Toplumu!…

Oysa ki “korkunun ecele faydası yok” demiş Atalarımız… “Korku”nun ecele faydası yoksa “Göt Korkusu”nun da yoktur zavallı-şahsiyetsiz-kişiliksiz yığınlar, yani “yussuf yussuf”lar!!! Aslında “Göt Korkusu” bir “Toplum”da olmaz, “Siyasetçiler”de olur! Çünkü Toplum “Asil ve Asıl”dır, Siyasetçiler’se “Vekil”…

Türkiye ve Dünya’daki bu “çok farklı Göt Korkusu” ile ilgili, şu Köşe Yazısı da beni “haklı” çıkarıyor:

Dangalak çıkıp yine “ölenlere rahmet, yaralılara acil şifa” diledi… “Soruşturma başlamıştır” dedi utanmadan, Soruşturma da yapmasaydı… Arkadaşlara “bakın şimdi ‘Güvenlik Zirvesi toplanacak’ diyecekler” dedim, Güvenlik Zirvesi toplandı… Biz onların ne yapacağını biliyoruz, onlar da bizim ne yapacağımızı biliyorlar… Sürü gibiyiz… Dinledik…

37 kişi öldü, 37 kişi kapılarına gidip “Ülkemizi yıktınız, canımızı yaktınız, sevdiklerimizi elimizden aldınız” demedi… Twitter’i, Facebook’u kapattılar, yani “oturduğun yerden bile” tepki yasaktı… Sansürlenmiş televizyonlara öyle boş boş baktı 78 milyon…

Sessiz… Tepkisiz… Korkmuş… Razı… Teslim… 78 milyon ölü…

Fransa’da 17 kişinin öldüğü Charlie Hebdo baskınında 3.7 milyon insan sokaklara döküldü, Hollande’nin götü tutuştu, gidip en önde durdu, ertesi gün Fransa’nın “Yabancılar Politikası” tümden değiştirildi… Bir zamanlar biz de öyleydik; 1 Mayıs 1977’de 34 kişi ölmüştü, Türkiye yıllarca unutmadı, yıllarca hesabını sordu, yıllarca aynı gün toplanıp ağladı on binler…

Ne oldu sana millet?.. “Ruhunu” kaybettin… “Duygularını” yitirdin… “Hislerin” bitik… Bir “cesetten farksız”sın…

Dün Ankara Karşıyaka’da 4 Kurban’ın Cenaze Töreni vardı, o Otobüs Durağı kadar bile kalabalık değildi… Oysa sadece Karşıyaka’da 1.5 milyon insan yaşıyordu…

“Seni ele geçirmiş bela”ya karşı teslim olmuş ve razısın… Emin ol sessiz kalırsan; seni, çocuklarını da öldürecekler… (Bekir Coşkun / “Ölü Sayısı 78 Milyondu” Yazısı / “Sözcü” Gazetesi / 15.03.2016)


> MUSTAFA KOS: BOKU “ARAR” OLDUM!


Bu “Kötülük Toplumu” damgalı Türk Toplumu, aslında Atatürk öldüğünden beri bu Yûnus 100 Hapishanesinde’dir, yani “pislik içinde”dir… 2002’den beri ise “aklını kullanıp işi ehil olanlara vermemeyi artırarak sürdürdüğü” için de, artık neredeyse “burnuna kadar pisliğe / boka batmış”tır… Bu “beyinsizliği”nin sonucunda da “boklardan bok beğenmeye” mâhkumdur!

Türkiye’nin içine düşdüğü bu Kısırdöngü / Bokdöngü, Müzisyen Mustafa Kos tarafından şöyle özetlendi:

Doğduğumdan beri “bu Ülke’nin iki yakasının bir araya geldiğini” hiç görmedim. Benim için Ülke, yaşadığım her Dönem’de “çok boktan Siyasetçiler ve Askerler” tarafından yönetildi. Ama şunu net ifade etmek isterim ki, şu anda “boku arar” oldum!!! (Facebook Notu / 14.03.2016)

“Boku arar” hale getirilmiş ve / veya “boklardan bok beğen” denilen bu Millet’e ben, bu pislikten kurtulmanın yolunu hep gösterdim, “şimdi de” gösterip-söylüyorum:

1- Yûnus 100’ün icabını yapıp “Bilim’le Felsefe’yle dost” olacak, yani “aklını kullanacak”…
2- Nisa 58’in icabını yapıp “Emanetleri / İşi eşe-dosta-akrabaya peşkeş çekmeyi bırakıp EHİL OLANLARA verecek”…


> YATAĞANBABA da, TERÖRİST de “İŞİNİ” YAPIYOR!


Ne diyor Mahsun-i Şerif?:

Ben Saz’ı “erkekçe” çaldım!

Sanatçı Sazı’nı erkekçe çalacak, Sanatı’nı satmayacak, “Göt Korkusu” ile Sanat yapılmaz ancak Belediyeler’den Konser alabilmek için “Kıç Yalayıcılık” yapılır… Yazar, benim gibi “Kalem’in Haysiyeti”ni bilip-yazacak, Kalemi’ni satmayacak!… “İçimdeki Polis: Allah” Kitabım’da yazdığım gibi “İnsanlar’ın alınganlığını değil, Allah’ın muradını” önemseyecek!

Ben “işimi” Dost-Düşman herkes kabul ediyor ki “1.Sınıf” yapıyorum… “Terör ve Çaresi” konusunda “Biz Hilâl’in Çocuklarıyız / Abdestimizi Kanla Almasını da Biliriz” adlı Kitabım’ı yazıp-yayınladım… Çünkü ben “Yazar”ım, elimdeki “Silah”ım bu ve de kullanıyorum… Bu Kitabım’da yazdıklarımı bu Millet de bu Millet’i Yönetenler de okuyup-icabını yapacak… Bugün yapmazsa eninde-sonunda hem de “burnunu sürte sürte” yapacak…

Ben nasıl İşim’i “yapıyorsam”, PKK da ISİD de aslında “İşi”ni yapıyor! Yapmayansa, bu Yazım’da “kanıtlarım”ı bir bir sayıp ispatladığım gibi “Padişah Bozuntusu”, “Uyuz Muhalefeti” ve de “Kötülük Toplumu”dur!

Böyle bir Toplum; (her ne kadar ölüp-giden o gepegenç insanlarımıza üzülsek de) neticede Nisa 58 ve Yûnus 100 Suçu işlediğinden; bombalanmaya da, gebermeye de, ömrünü burnuna kadar battığı Bok Çukuru’nda geçirmeye de “mahkum ve müstehak”tır!

Sadece “Kurtuluş Savaşı” değil, aynı zamanda bir “Aydınlanma Savaşı” da veren Atatürk’e ihanet edip, Avrupa ve Amerika’ya “köpeklik” eden bir Toplum’a Allah “pislik” yağdırmasaydı, ben Allah’ın Allahlığı’ndan “şüphe” ederdim!!!

Yaşar Nuri Öztürk “Kur’an Verilerine Göre Kötülük Toplumu” Kitabı’nı “boşuna” yazmadı… “Allah bu Millet’in Faturası’nı kesti, bu Millet o Fatura’yı ödeyecek” derken de “boşuna” demedi!


> “AKTİF KÖTÜ” OLMAKTAN DAHA BÜYÜK BİR SUÇ ve KÖTÜLÜK:
   “PASİF İYİ” OLMAK!!!

Tam bu sırada, aklıma (Türk Sağı’nın sonuna kadar ömürdüğü, Türk Solu’nunsa dönüp-bakmadığı) Kur’an’ın şu Soru-Ayeti geliyor:

İçimizdeki “beyinsizlerin yaptıkları” yüzünden bizi de helâk mı edeceksin Allah’ım? (A’raf Suresi / 155.Ayeti)

Bu Türk Toplumu’nda “ay şekerim, ben kimseye kötülük etmezsem, bana da kimse kötülük etmez” gibi saçma-sapan bir avuntu var!… Bu saçma avuntu bugün Türk İnsanı’nı “etliye-sütlüye karışmama”yı “BÜYÜK MEZİYET” zanneder hale getirmiştir… Oysa ki buna “Pasif İyi / İyilik” denir… Bu hiçbir işe yaramayan hatta “çok zararlı” olan bir “iyilik”tir!!! Çünkü “Pasif İyi” olmak, “Aktif Kötü” olmaktan “daha büyük” bir suçtur! Ve gene çünkü; Kötü’yü “aktfleştiren” İyi’nin işte bu “pasifliği”dir!

Allah elbette bu beyinsizler yüzünden Bütün Toplum’u helâk etmek istemez… Ama “Kanunu” budur, bu Fatura kesildi miydi, sadece “zulmeden kötüler” değil, “iyiler” de o Fatura’yı öder, yani “Bütün Toplum” öder:

İçinizden “sadece Zulmedenler’e çatmakla kalmayacak” bir fitneden korkun. Bilin ki Allah’ın Gazabı “çok şiddetli”dir. (Enfal Suresi / 25.Ayeti)

Yani sen hem “Terör’ü lanetliyorum şekerim” diyeceksin, hem de;
– Hukukçu OLMAYANı Anayasa Mahkemesi’nin başına,
– Bilimadamı OLMAYAN Hayvanat Bahçesi Müdürü’nü TÜBİTAK’ın başına,
– Polis OLMAYANı Emniyet Teşkilatı’nın başına geçireceksin!!!

Yetmeyecek MİT’e, bırak Türkiye’yi, Kendi Mahallesi’nde bile olup-bitenden habersiz / İstihbarat’tan Nasipsiz eşini-dostunu dolduracak, birileri de buna göz yumacak! Yani; “beyinsizler yüzünden Fatura’yı bize de mi ödettireksin Allah’ım” diyenler, bu; “İş’i ehline vermeme zulmü”ne SESSİZ kalan; güya “iyiler”, aslında ise “iyi görünümlü” olan ve o şikâyet ettikleri beyinsizlerden “daha beyinsizler”dir!


> “
HAVA DURUMU” RAPORU HAZIRLATTIRILAN
“TERÖR” UZMANLARI ÜLKESİ!!!

“Konumuzla” ilgili “daha ayrıntılı bilgi vermeye kalkarsak “yok artık, bu kadar da olmaz” dedirten “Çifte Kavrulmuş / Katmerli Nisa 58 Suçları” ile karşılaşıyoruz. Konumuz “Nisa 58 Suçları”, Alt Başlığı “Terör”… Onun da Alt Başlığı “Canlı Bomba”… Peki Emniyet Müdürlüğü’ndeki “Canlı Bomba Uzmanları”na ne oldu?!!! Şu olmuş:

İstanbul Emniyet Müdürlüğü geçmişte “Canlı Bomba” konusunda Uzman Kadrolar’a sahipti. 17-25 Aralık Yolsuzluk Operasyonu sürecinde İstanbul Terör ve İstihbarat Birimleri’nde görev yapan Polis Şefleri Yurt Atayün, Ali Fuat Yılmazer, Ömer Köse, Ertan Erçıktı ve Serdar Bayraktutan başta olmak üzere Uzman Ekip ya tutuklandı ya da sürgün edildi. Bazı Terör ve İstihbarat Uzmanı Polisler ise Meteoroloji Genel Müdürlüğü gibi İlgisiz Bölümler’e “sürgün” edildi. (“Meydan” Gazetesi / “Canlı Bomba Avcıları Silivri’de” Haberi / 20.03.2016)

Peki bu “Uzman Ekip” işinde “ne kadar ehil”miş?! “Dünya’yı şaşırtacak” kadar… Amerika ve İngiliz İstihbaratı’na “Canlı Bomba yakalama” konusunda “Ders” vermişler… Hatta İngilizler “Dünya’da Türk Polisi’nden başka Canlı Bomba’yı ‘sağ olarak’ etkisiz hale getiren bir Teşkilat var mı bilmiyoruz” bile demiş:

Söz konusu Ekip, dağıtılmadan önce 2 yılda 11 Terörist’i “bombalarıyla birlikte” yakaladı. 13 Terörist ise “bombaya bile ulaşamadan” kıskıvrak ele geçirdi. Bu başarı, İngiltere’de de yankı buldu. İngiliz İstihbarat Servisi MI5, İstanbul’a 2 Heyet göndererek ‘işin sırrını’ öğrenmeye çalıştı. İngiltere’den gelen 2 İstihbarat Ekibi’ne ‘Canlı Bomba Yakalama’ konusunda “Görüntü ve Slaytlar eşliğinde” Eğitim verildi.

İstanbul’a ders görmeye gelen MI5 ekibi, “Canlı Bombaları vurmadan etkisiz hale getirilmesinin ve yakalanmasının görüntüleri”ni izleyince gözlerine inanamadı. Şaşkınlıkların gizleyemeyen MI5 ekibi “Dünya’da Türk Polisi’nden başka Canlı Bomba’yı sağ olarak etkisiz hale getiren bir teşkilat var mı bilmiyoruz. Bunu nasıl başarıyorsunuz anlamakta zorluk çekiyoruz.” dedi.

Söz konusu Ekip 2003 yılında da İngiltere Büyükelçiliği ve Sinagog saldırılarının faillerini yakalayarak ABD’nin de dikkatini çekti. ABD’ye davet edilen bu ekip FBI’ya El Kaide üzerine Eğitim de verdi. (Aynı Haber’den…)


> TÜRKİYE’DE PERİNÇEK’DEN-TÜBİTAK’A; “İŞİ
    EHLİ’NE VERME” ÖRNEKLERİ ve SONUÇLARI!

İşi “ehline” verince, gördüğünüz gibi Amerika ve İngiltere bile “şapka” çıkartıyor ve onlar bile “bu işin Ehli / Uzmanı Türkler” diye gelip “bu iş nasıl yapılır” öğreniyorlar

Şu da “İsviçre”ye “Hukuk” öğreten bir Hukukçu’nun / İş’in Ehli bir Uzman’ın “Nisa 58 Başarısı”dır: (“Güllerin Efendisi Hz.Muhammed Sürgünde” Kitabım’da “14’ün 13’ü” başlığıyla girdiğim konuya, “Allah Hepinize Böyle Dönekliği Nasip Etsin” adlı Cem Karaca Kitabım’da “Güncel Olay”la pekiştirip-devam ettim, ordan aktarıyorum:)

Çiller’in, Ecevit’in, Demirel’in, Yılmaz’ın, Bahçeli’nin, Özal’ın yani “bugüne kadar İş başına gelmiş Bütün İktidarlar’ın Dönemi”nde, Dünya’da sadece “1” tane “Türkler Ermeniler’e Soykırım uygulamıştır” şeklinde bir Meclis Kararı vardı!

Ne olduysa “Erdoğan’ın 3 yıllık İktidarı Dönemi”nde oldu. Ardı ardına “tam 13 Ülke daha” Meclisi’nden bu Karar’ı aldırdı. Bunun “bir tek sebebi” var, o da şu:

“AB’ye girmek” uğruna, Batı’nın “her dediğini” kabul eden, “kırmızı çizgisi” kalmayan ve gözenekleri “iyice açılan” Erdoğan İktidarı’nın “teslimiyetçiliği”…

Oysa ki “Batı; çok ‘acımasız’dır ama asla ‘aptal’ değildir. Masanın öbür tarafında ‘bu işleri bilen bir adam / İktidar’ gördüğü vakit, ‘ona göre’ davranır”… (Bunu Prof.Dr.Yaşar Nuri Öztürk söyledi ama nerede dinlediğimden emin değilim. Bir ihtimal; İzmir-Çeşme Altın Yunus Oteli’nde yapılan 2006’daki “HYP 1.Genişletilmiş İç Eğitim Semineri”nde dinlemiş olabilirim veya bir Tv.Programı’nda da…)

Şu anda masanın öbür tarafında oturan Erdoğan / İktidar, her öne sürülen isteğe “evet” dediğinden ona göre davranıyorlar ve bu aslı astarı olmayan Tarihi Saptırmaları’nı /  Masturbasyonları’nı Meclis’ten geçiriyorlar.

Fakat yakın geçmişte “dediğimi ispatlayan” bir gelişme de yaşandı ve “Bütün Dünya” o bahsettiğim Masa’ya “işi bilen biri” oturduğunda “nelerin olabileceğini” gördü:

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in “Ermeni Soykırımı Emperyalist bir Yalandır” sözleri üzerine “İsviçre’de aldığı Ceza’ya karşı” açtığı Dava’da; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi “Son Kararı”nı verdi.

Perinçek’i “haklı” bulan Mahkeme, İsviçre’nin “İfade Özgürlüğü’nü ‘İhlâl’ ettiği”ne hükmetti.

Dava’yı Türkiye açısından önemli kılan 3 nokta bulunuyor:

Birincisi; Karar’da 1915 Olayları’nın “Yahudi Soykırımı’yla benzetilemeyeceği”ne vurgu yapılıyor.

İkincisi ise; Büyük Daire’nin verdiği Karar, Taraflar için “bağlayıcı nitelikte” olduğu için, İsviçre “Ceza Yasası’nı değiştirmek” zorunda.

Üçüncüsü; Karar İsviçre’yi bağlasa da “Avrupa Konseyi’ne Üye Devletler” için de bir “emsal” teşkil edecek… (“Perinçek Kazandı Türkiye Kazandı” Haberi / “Aydınlık” Gazetesi / 15.10.2015)

Türkiye kendisini “Masturbasyon Malzemesi / Fantazisi”ne alet ettirmemek için, işin başında ve her konu”da “bunu” yapmalıydı!

Türkiye bunu şahi “İşi Ehli’ne verme”yi “özellikle AKP İktidarı Dönemi”nde ASLA yapmıyor! Yerine “ne yaptığı”nı şu Haber özetliyor:

Ankara Hayvanat Bahçesi Müdürü Mustafa Sancar, TÜBİTAK’ın önemli birimlerinden ULAKBİM’e Müdür Yardımcısı olarak atandı. (Ceyhan Bozkurt’un “Hayvanat Bahçesi’nden TÜBİTAK’a Atama” Haberi / “Aydınlık” Gazetesi / 13.05.2014)

“Sözde Ermeni Soykırımı İddiaları ve Mahkeme Kararları”nda “Fatura”yı NEDEN Batı’ya değil de TÜBİTAK gibi bir Kurum’a “Hayvanat Bahçesi Müdürü”nü atayan, Dış Politika’da Perinçek’i veya İşi Bilen Diğerleri’ni değil “Ehilsiz Eşi-Dostu Bakanları” görevlendiren “AKP Zihniyeti’ne kestiğimi” anlamışsınızdır sanıyorum!

Ayrıca Prof.Dr.Yaşar Nuri Öztürk’ün “Batı; çok ‘acımasız’dır ama asla ‘aptal’ değildir. Masa’nın öbür tarafında ‘bu işleri bilen bir Adam-Ekip / İktidar’ gördüğü vakit, ‘ona göre’ davranır” Tez’i de, böylece “patrikte” de “uygulanıp-kanıtlanmış” oldu! (“AKP, Batı’da Viagra Etkisi Yapıyor! / Ermeni Soykırımı İddiası; Tarihi Masturbasyon’dur!” Yazım  / Sayfa: 99-100)

Yani sen özelde Perinçek’i, genelde başkalarını ister beğen ister beğenme… “Konu” bu değil… Çünkü konu “sevip-sevmeme veya beğinip-beğenmeme” değil, “işi ehline verme” konusudur! Sen Canlı Bomba Uzmanları’nı hapse tıkar ve Emniyet’e eşini-dostunu doldurursan Türkiye Canlı Bomba Arenası’na döner… Sen Dış Politika Uzmanları’na kulaklarını tıkarsan, Dünya “Türkler Ermeniler’e Soykırım yaptı şekerim” diye “Meclis Masturbasyonu” yapar…


> “ÖYLE” BAŞA, “BÖYLE” TARAK:
UZMANLAR “SİLİVRİ”, TOPLUM
 “YUNUS 100 HAPİSHANESİ”NDE!

Peki hem “Canlı Bomba Uzmanları”nı Silivri Hapishanesi’ne veya Meteoroloji Müdürlğü’ne tıkıp-sürgün edip, hem de “ay biz Terör’ü lanetliyoruz şekerim” demek “nasıl bir iş”tir!!! Bu NASIL “Terör’ü lanetlemek”tir? Tam tersine “Terör’ü beslemek”tir! En özet ifadeyle de “bindiğin dalı kesmek”tir… “Bindiği dalı kesenler”in akıbetini bilmek için Filozof olmaya gerek yok, “en gerizekalı” da bilir sonucu: BURUN ÜSTÜ ÇAKILMAKTIR! Ya da Yazım’da anlattığım gibi “burnuna kadar boka batmak”tır! Ve “böyle” Nisa 58 Düşmanı bir Toplmum’un o burnu “boktan kurtulmayacak”tır… Bu Toplum bunu, o malum burnunu “sürte sürte” öğrencek!

Sen kalkar da Nisa 58 Uzmanları’nı Silivri Hapishanesi’ne tıkarsan, -az önce ayrıntısını anlattığım gibi- Allah da Türkiye’yi Yunus 100 Hapishanesi’ne tıkar!

Bu Toplum’un işlediği Nisa 58 ve Yunus 100 Suçları’ndan “tövbe” ettiğinin “kanıtı” ise, otursa Annesi’ne “Mektup” bile yazamayacak kadar çapsız-donanımsız İktidar Yalakası Göt Yalayıcı Satılmış Kalemler’in değil, son 3 yılda sırf “Kendi Menfaati’ne ama Türkiye’nin Zararı’na olduğu” gerekçesiyle reddettiği Sponsorluk Teklifleri 1,5 Trilyon lirayı geçen “Yatağanbaba”ya Büyük Ulusal Gazeteler’de Köşe Yazısı yazdırmasıdır!

AKP Yalakası Sanatçı adlı Yalaka Takımı’nın değil, o “İzbe Rock Barlar”da sıkışıp-kalmış Gerçek Sanatçılar’a Belediyeler’in o “Büyük Kültür Merkezleri”nde Konser verdirmesidir!

Çaycı bile olamayacakken sırf AKP Yandaşı olduğu için o Dinci Uyuz’un MİT’te çalıştırılması değil, “özelde Günydoğu’yu, genelde de Bütün Türkiye’yi iyi bilen Uzman İstihbaratçılar”ı çalıştırması, Hayvanat Bahçesi’ne bakanın değil, “bu işin eğitimini almış Bilimadamları”nı TÜBİTAK’ta çalıştırmasıdır…

Sen “ikisi de Doktor” olduğu halde, Diş Doktoru’na bile Kalp Ameliyatı yaptırmazken, Canlı Bomba Uzmanları’nı hapse tıkıp da “İstihbaratçı” bile olmayan Yandaş’ın Dinci Uyuz’u nasıl olur da Milli İstihbarat Teşiklatı’nın başında görevlendirirsin! O “Çakma İstihbaratçı”nın bırak Türkiye Geneli’ni, Kendi Mahallesi’nde olup-biteni bile bildiği şüphelidir.

Ankara’da halâ adına “Terör Saldırısı” denen, oysa ki artık açıkça “Türkiye’ye ‘Başkenti’ni 3.defa vurarak’ bir meydan okuma” olan Bombalı Saldırı’nın “özeti” budur:

“Kur’an Ceza Kanunu”nun Nisa 58 Suçu’nu işleyen Türk Toplumu’nu Allah “Kötülük Toplumu” olarak “Mahkum” etmiş ve bu Suç’u işleyenlerin İnfaz Yeri olan “Yunus 100 Hapishanesi”ne göndermiştir! “Aklını kullanıp işi ehil olanlara verinceye kadar” da, orda kalacaktır!!! Hem de pisliğe “burnuna kadar batmış” olarak!


> “GÖT YALAYANLAR ve GÖT KORKUSU TAŞIYANLAR”DAN 
OLUŞAN BU “ONURSUZ TOPLUM”U, ALLAH “LANETLEMİŞ”DİR!

Bu Toplum; “benim odunumu-kömürümü, yağımı-makarnamı veriyor, ben Tayyip’in Götü’nün kılıyım” diyen Göt Kılı Göt Yalayıcılar’la, “ay şekerim, Zalim’e ‘Zalim’ dersem hakkımda dava açar, işimden kovdurur, ihale vermez” diyerek, “Öd’ü sadece kopmamış, resmen ‘bokuna’ karışmış”lardan, yani “Göt Korkusu’yla susanlardan” oluşan bir Toplum’dur artık…

Böyle “Götü Bozuk” bir Toplum’un, “Ossuruk’tan Teyyare” bir İktidar seçmesi de, artık “sıçmak”la kalmayıp “sıvamaya” başladığının kanıtdır…

“Eceli gelen Köpek Cami Duvarı’na işermiş” demiş Atalarımız… Biz Torunları da “Eceli gelen Toplum Kur’an Emirleri’ne bok atarmış” mı diyeceğiz acaba? Çünkü Dinci Uyuzlar’ın bu yaptığı ve Kötülük Toplumu’nun da göz yumduğu; “Nisa 58 Ayeti’ne işemek” değil de nedir?!


DÜN “KAP-KAÇ TERÖRÜ”NDEN, BUGÜN “CANLI-BOMBA TERÖRÜ”NE “LANETLENMİŞ” BİR TÜRKİYE!

2006’larda Aktif Siyaset yaptığım zamanlar, Türkiye’de bir “Kap-Kaç Terörü” yaşanıyordu ve Devlet ile Kanunları “yetersiz” kaldığından da İnsanlar “can güvenlikleri”ni sağlamak için “silahlanmaya” başlamış, Ülke adeta “Derebeyliği”ne dönmeye başlamıştı…

O zamanlar “ölümümden AKP sorumludur” demiştim ve bu Denizli Yerel Gazeteleri’nden “Son Nokta” ile “Meydan” Gazeteleri’nde “Ölümümden AKP Sorumludur” ve “Vatandaş Silahlanmaya İtiliyor” başlıklarıyla Haber olmuştu!…

Daha sonra bu Açıklamam’ı 2007’lerde basılan “Atatürk’ün Cihadı: Cumhuriyet” Kitabım’da da yayınladım… 2016’dan baktığımda ise, ölümümden “halen” de “AKP” sorumludur ama artık “sadece o” sorumlu değildir!!!

Çünkü bu Bomba bugün “dün 1990’larda yaşadığım” Ankara Kızılay’da patladı, yarın da “bugün yaşadığım” İstanbul Kadıköy’de patlayacak, (2-3 gün sonra İstanbul-Beyoğlu’nda patladı zaten) ben de o patlama sırasında oradan geçiyor olabilir ve paramparça olabilirim… Eğer patlamada ölürsem; KATİLİM sadece Bomba’yı patlatan Terörist değil, İşi Ehli’ne vermeyen AKP Tayfası ve de işlediği bu Nisa 58 Suçu’na rağmen, bu namussuzluğa Göt Korkusu’yla sessiz kalan Kötülük Toplumu’dur, yani Bütün Toplum’dur…

Terör’ü, Fuhuş’u, Hırsızlık’ı “tamamen sıfırlamak” mümkün değildir, Tarih boyunca olmuştur ama İş’i “ehline” vermek yerine “eşe-dosta” peşkeş çekerek “sıradanlaştırılması”dır Toplumlar’ın felaketini hızlandıran… Yani bu Toplum ya “aklını başına” toplayıp işleri eşe-dosta değil EHLİNE verip “mutlu-mesut” olacak, ya da şu anki durumundan “bin beter” olacak!

Ben de; ha bire “Terör’ü lanetliyorum” diyen ama inatla “Uzman’a değil de Uyuz’a işi emanet eden” bu Nisa 58 Düşmanı “Kötülük Toplumu”nu lanetliyorum: BETER OL!

.

.

KÜNYE FOTOGRAFLAR: Patlama: Kaynağı belirsiz Google Arşivi, Yılmaz Özdil: Başlangıç Dergi Sitesi, Bekir Coşkun: Ulusal Kanal Sitesi, Mustafa Pehlivanlı: Mustafa Pehlivanlı Facebook, Mustafa Kos: Yatağanbaba Haber Ajansı, Muhzun-i Şerif: Dailymotion Sitesi, Kıl Partisi Karikatürü: Bobiler Sitesi, Yatağanbaba Kitap Kapakları: Pilau Pictures-Stuttgart, Yaşar Nuri Öztürk Afişi ve Ara Başlık Küpürleri: Yatağanbaba Grafik-Tasarım, Barış Manço ve Yatağanbaba Gazete Küpürleri: Yatağanbaba Haber Ajansı

 

ADRESE TESLİM ve KAPIDA ÖDEME: Okumuş olduğunuz Makalem; Yunus Suresi 100.Ayeti bağlamında Nisa Suresi 58.Ayeti’nin bir “Tefsiri” olacak olan “ALLAH; APTALLARDAN NEFRET EDİYOR!” adlı, üstünde 10 yıldır çalışmakta olduğum Kitabım’ın “Bölümleri’nden birinin Özeti”ydi… Mevcut Basılmış Kitaplarım’ı Sipariş vererek, Kampanyamız ile hem “Uygun Fiyata” alıp-okuyabilir, hem de “Çalışmalarım’a Destek” olabilirsiniz…

TÜRKİYE İÇİ SİPARİŞLER (Kargo Dahil):
Adrese Teslim ve Kapıda Ödeme: 114 TL yerine 75 TL

TÜRKİYE DIŞI SİPARİŞLER (Posta Dahil):
PayPal ile Ödeme ve Adrese Teslim:
– Avrupa-Asya-K.Afrika-K.Kıbrıs: 114 TL yerine 100 TL
– Amerika-Kanada-Uzak Doğu-G.Afrika-Avustralya 114 TL yerine: 125 TL

Yatağanbaba Yayınları | Tel: 0537 411 59 83  e-Posta:  muratyataganbaba@gmail.com

.

 

– 21.03.2016 –

Posted Mart 20, 2016 by yataganbaba