
Yayın Tarihi: 24.01.2024
Kitaplarımı “Adrese Teslim” kolaylığıyla sipariş verebilirsiniz:
http://www.muratyataganbaba.com/kitaplarim
Araştırmalarıma/çalışmalarıma ve yeni kitaplarımın basımına
“destek” olmak isteyenler için güncel IBAN Numaram:
http://www.muratyataganbaba.com/iletisim
MUMCU ve MANÇO’DA MABED!
Bugün Mumcu’nun bölücüler ve dincilerce katledilişinin 31. Yıldönümü… Bir araştırmamı paylaşarak anmak istiyorum:
“Ölmek şerefini” yitirip “keşke Yunan kazansaydı” diyerek “geberip-giden” bir “kadir-i şerefsiz-i mutlak” vardı. Bunun “zehirlediği” zavallı nesiller de “Türkiye işgâl edilirse edilsin, vatan bölünürse bölünsün, benim için vatan ‘seccademi serdiğim’ yerdir şekerim” diyerek büyüdüler… Bu “şerefsiz secdeci”ler, secdenin “ne anlama geldiğini” öğrenmeden secde ederlerse sonuç bu olur sadece!
Oysa ki secde etmek “Allah’ım senden başka secde edilecek yok, onun için ‘senden başkasına secde’ ETMEYECEĞİM” demektir. Başka ve daha anlaşılır bir ifadeyle “senden başkasına BOYUN EĞMEYECEĞİM”… İyi de “şerefsiz-i mutlak” kadir-kıymet bilmezin beynini yıkadığı nesiller, Yunan işgâlinde secde etmek, nasıl olacak da “sadece Allah’a boyun eğmek” olmuş olacak?!!! Olmayacak tabi, “sadece Allah’a secde eden / boyun büken” MÜ’MİN değil, “hem Allah’a hem Yunan’a secde eden / boyun büken” MÜŞRİK olacaktınız sadece!
UĞUR MUMCU: YUNAN İŞGALİNDEKİ CAMİLERDE CUMA NAMAZI!
İşte bunu “en güzel” anlatanlardan biri de Uğur Mumcu’ydu ve şunu söylemişti:
Atatürk olmasaydı Cuma namazları “Yunan ordusu işgalindeki camiler”de kılınırdı. Gerçek vicdan özgürlüğü ve demokrasi “laik toplumlar”da olur. Laiklik karşıtı bir toplumda dini kutsal kavramlar “siyasi amaçlar”la kullanılır.
Cümlesinin “Atatürk olmasaydı Cuma namazları Yunan ordusu işgalindeki camilerde kılınrdı” şeklindeki giriş kısmı doğru mu? “Kısmen” doğru, çünkü eksik!… Barış Manço’ya göreyse “tamamı” şöyle:
BARIŞ MANÇO: ATATÜRK’Ü İDRAK EDEMEYENLER MECZUPTUR!
Atatürk ve silah arkadaşları olmasaydı, bugün camiler İngiliz inzibatlarının denetinde ve de ancak “onların tayin edeceği saatlerde” gidilebilecek bir ümmet olarak kalacaklarını idrak etmekten aciz olarak kalan meczuplar meydanlarda dolaşmaya ve yüksek sesle konuşmaya başladılar… Irzını namusunu Fransız, İtalyan veya Yunan jandarmalarına emanet etmiş bir tevekkül güruh olma özlemi çekermiş gibi bir uykuya yatmış bu muhteremler!!! (Milliyet Gazetesi | 17.04.1994)
Barış Manço “camilere İngiliz inzibatlarının tayin edeceği saatlerde gidebileceklerdi” demiş ama namazın “saati” değil “vakti” vardır. Burası teknik ayrıntı/bilgi ama Barış Manço’nun “işin özünü/omurgasını” yakalayışı ve aktarışı müthiş. O halde Uğur Mumcu’nun dediği gibi “sadece Cuma namazları Yunan işgalindeki camilerde” kılınmakla kalmayacak, aynı zamanda namaz vakti girince değil “sadece onların tayin edecekleri vakitlerde” gidebileceklerdi.
ÇİN, DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ MABEDLERDE
CUMA HUTBELERİNDE “NE” OKUTTU?!
Mumcu ve Manço o dönemi yaşamadıkları için bilemeyebilirler ama asılnda Barış Manço’nun uyarısı da eksik. Çünkü sadece Mumcu’nun uyarısındaki “Cuma namazlarına işgalci denetimindeki camiler”de kılınmaz, Manço’nun uyarısındaki gibi “ancak onların tayin edeceği saatlerde gidebilmek” de olmaz, ayrıca –ayrıntısını kitabımda anlattığım gibi- Cuma hutbelerinde “beyin yıkama/asimile etme” de olurdu.
Nasıl ki dini ideolojileştirip siyasallaştıran Emeviler Cuma hutbelerinde “kendi ideolojilerini” okutup-dayatıyorlardı, yakın dönemde Çin de, işgali altındaki Doğu Türkistan’daki camilerde aynı şeyi yapıp “komünizm propagandası” yapıyordu. (“Haberin Var MI / Dindaşlarımız ve Irktaşlarımız” Kitabım / “Doğu Türkistan” Bölümü) Yani bu iş Perinçek’in “ay şekerim ben Çin’e gittiğimde Doğu Türkistan’a da gittim, Çinliler onlar için çok büyük ve güzel camiler yapmışlar” demesiyle olmuyor. Cami “büyük ve güzel” olabilir ama bu orada “beyin yıkanmadığı/ideoloji dayatılmadığı” anlamına gelmiyor.
YAŞAR NURİ ÖZTÜRK’E GÖRE DİNCİLER,
DİNİ İDEOLOJİLEŞTİRMEYE “MECBUR”LAR!!!
Gelelim cümlesinin “laiklik karşıtı bir toplumda dini kutsal kavramlar ‘siyasi amaçlar’la kullanılır” şeklindeki son kısmına. Bu tesbiti ise “kısmen” değil “tamamen” doğru. Bu alanın uzmanı Yaşar Nuri Öztürk bu konuda şunları yazdı:
Kur’an’ı yakından inceleyenler, dinin, ideoloji haline getirilmeden siyasallaştırılamayacağını bilirler. ‘Batı Sömürgeciliği ve İslam Dünyası’ (2003) adlı eserimde, Batı’nın, Müslümanlar’a kazık atmak için yaptığı ilk hareketin, İslam’ı ideolojileştirmek olduğunu, ayrıntılı olarak açıkladım. Hiçbir din, ideolojileştirilmeden siyasete bulaştırılamaz. (Hürriyet Gazetesi / 11.08.2008)
O halde Mumcu’nun “laiklik karşıtı bir toplumda, dini kutsal kavramlar ‘siyasi amaçlar’la kullanılır” ifadesi çok isabetli. Bunun yani siyasallaştırmak için de –Öztürk’ten öğrendiğimiz gibi- dinin kucağını daraltıp “ideolojiye” indirgiyorlar.
ZİYA GÖKALP ve KUR’AN’NIN “ZIT” (!) MABED ANLAYIŞI!
İndirgerken de hiçbir hudut tanımıyorlar. O kadar ki, Ziya Gökalp’in “olağanüstü şartlar”da yazdığı ve insanları/cami cemaatini Osmanlı sarayının zorbalığına, düşmanların da işgaline karşı direnişe davet ettiği “camiler kışla, minareler süngü” şiirini, kalkıyor 3 tane oy alabilmek için seçim propagandasında okuyup, “rakip partileri” zorba ve işgalci, yani düşmana dönüştürebiliyorlar. Oysa ki normal şartlarda onlar “kışla”da olur “cami”de değil.
Onun içindir ki Kur’an bu ikisini ayırmış ve ibadet için dikilen binalarda “Allah’ı çokça anmak”tan yani “barış, sevgi, kamu haklarına riayet edip toplumda sosyal ekonomik dengeyi sağlamak”tan bahsederken, iş/konu “ülke/toprak-can savunması” olunca –o dönemin şartlarında- mescitlerde değil “ORDUGÂHLARINIZDA atlar besleyin ve kendinizi savunun” demiştir. Kur’an diyemiyor muydu “mescitleri bıçak, ok, mızrak süngü ile doldurun” demeyi de “mescitlerde” değil de “ordugâhlarınızda” o işi yapın diyor?!!! Siz bunu yani “atları” alın –bu dönemin şartlarında- “ordugâhlarınızda F-35 uçakları hazırlayın” veya “bilgisayar yazılımı geliştirin” diye anlayıp-uygulayın… …ama “ordugâhlarınızda” bunu yapacaksınız, “mabedleriniz”de DEĞİL!
O halde –mecburiyet şartları ortadan kalkmasına rağmen- daha halâ “cami kışla, minare süngü” sömürüsü yapmayın. Yapar ve camiyi siyasallaştıran siyasetçiler olarak düşmana yenilirseniz, ibadethane üzerinden “din de” gâvur güdümüne girer ve Mumcu ile Manço’nun uyardığından başka sonucu da olmaz!
Kitaplarımı “Adrese Teslim” kolaylığıyla sipariş verebilirsiniz:
http://www.muratyataganbaba.com/kitaplarim


Yorum bırakın