Manço’nun Maymunları!

Türk Dil Kurumu’nda “3 Maymun’u oynamak” şöyle açıklanmış:

“Gördüğü ve duyduğu” bir olay hakkında “görmemiş, duymamış ve söylememiş” olduğunu belirtmek.

Üç Maymun’un Hikayesi / Çıkışı ile ilgili ise bir-kaç bilgi var, bir tanesi şöyle:

Biri gözlerini, biri kulaklarını, diğeri de ağzını elleriyle kapamış üç maymun figürü ile her yerde karşılaşıyoruz. “Üç maymunu oynamak” deyimi; kişinin “olaylara karışmak istememesi” anlamında kullanılıyor. Japon kökenli bu figürdeki maymunların isimleri, Mizaru, Kikazaru ve Iwazaru, Japonca’da sırasıyla “(Şeytan’ı) görmemek, işitmemek ve konuşmamak” anlamına geliyor.

Aslında bu isimlerde Japonca’daki bir kelime oyunu vardır. Japonca ‘saru’ hem “maymun” anlamına gelen bir isim, hem de “arkasından geldiği kelimeye olumsuz anlam” veren bir ek. Farklı anlamlarına rağmen aynı şekilde telaffuz ediliyorlar ve bir kelime ile birleştiklerinde ‘sasu’, ‘zasu’ya dönüşüyor. Yani Mizaru hem “gören” maymun hem de “görmemek” anlamına geliyor.

Her ne kadar görmeyen, duymayan, konuşmayan maymunlar ilk defa Japonya’da şekillendiyseler de Felsefesi’nin 8.Yüzyılda Hindistan’da ortaya çıktığı, Budist Rahipler vasıtasıyla önce Çin’e sonra da Japonya’ya geçtiği sanılıyor. Hindistan’daki kökeni ise ‘görmezsek, işitmezsek, konuşmazsak, Şeytan da bize dokunmaz, işimize karışmaz’ şeklinde özetlenebilecek “Vadjra Düşüncesi”ne dayanıyor. (Rumuz Blue Blood / “Msxlabs” Sitesi / 31.10.2008)

Yani bu “3 Maymun”un anlamı; “Duymadım”, “Görmedim”, “Söylemedim”dir… Türkçe’de daha çok “Duymadım-Görmedim-Bilmiyorum” anlamında kullanılıp-söyleniyor…

“Sırası”yla tekrar yazayım: Duymadım-Görmüyorum-Bilmiyorum…

Peki Barış Manço ne diyor Şarkısı’nda?: “Duyuyorum”, “Görüyorum”, “Biliyorum”

Bunu da “sırası”yla tekrar yazıyorum: Duyuyorum-Görüyorum-Biliyorum… (“Dönence” Şarkısı / “Sözüm Meclisten Dışarı” Albümü / B 3 / “Türküola” Plak – 1981)

Yani Barış Manço meselâ neden bunu “Duyuyorum-Biliyorum-Görüyorum” veya “Biliyorum-Görüyorum-Duyuyorum” olarak değil de “Duyuyorum-Görüyorum-Biliyorum” şeklinde bir “sıra”yla söylüyor? Çünkü amacı; Deyim’deki bu “Duymadım-Görmedim-Bilmiyorum” şeklindeki sıralamaya bir atıf ve “karşı tez”dir…

Bunun “bir başka şekilde” ifadesi şudur:

Barış Manço’nun “Duyuyorum-Görüyorum-Biliyorum” demesi, “uydurulmuş / yakıştırılmış / öylesine söylenmiş” bir söz değil, “Duymayan-Görmeyen-Bilmeyen” veya “öyle olmaya çalışan” Zihniyet’e “bir eleştiri”dir…

 

Peki bu “Karşı Tez’i doğuran Tez” kimlerin Eseri’dir?

Elbette öncelikle Aydınlar’ın, sonra Siyasiler’in ve en nihayet de Toplum’un Geneli’nin…

Özetle; Toplum “Duymadım-Görmedim-Bilmiyorum” diyerek “3 Maymun”u oynamıştır. Barış Manço ise “İnsan” olmanın verdiği onuruyla “Maymun” olmaya karşı çıkmış ve “sırasını bile bozmadan” yani -Kendi Silahları’yla vurup / cevap vererek- “ne münasebet”, ben -bal gibi de- “Duyuyorum-Görüyorum-Biliyorum” demiştir!

Peki Barış Manço’nun bu “Duymadım-Görmedim-Bilmiyorum” diyen Tayfa’ya adeta “siz Kör-Sağır-Salak mısınız” der gibi “ne münasebet, siz Duymuyor, Görmüyor ve Bilmiyorsanız bile ben Duyuyor, Görüyor ve Biliyorum” dediği “duyulmazlıktan, görülmezlikten ve bilinmezlikten gelinen” ŞEY nedir?

 

Şarkı Sözü’nün yazılışı; 12 Eylül Askeri Darbesi’nin Arefesi… Yani Türkiye’nin “Sağcı-Solcu” diye ikiye bölündüğü Dönem… Bu öyle bir “bölünmüşlük” ki, “kardeş kardeşe düşman” halde… Oluk oluk kan akıyor her yerde…

Böyle bir Dönem’de Sağcılar’ın ve Solcular’ın “ayrıştıkları” yerleri ha bire anlatıp yangına körükle giden AYDINLAR “birleştikleri Ortak Değerleri” anlatmadıkları için,

Oy uğruna bu “kutuplaşıp-bölünmeye” göz yuman SİYASETÇİLER “Siyaset’in birleştirici yönlerini” anlatmadıkları için,

Aydınlar’ın ve Siyasetçiler’in ardına takılıp bölünen TOPLUM da “Sağcı-Solcu İdeolojileri’nin üstünde bir değer daha var, o da birlik-beraberliğimiz” demeyi bilemediği için “gduymadım-görmedim-bilmiyorum” diyen 3 Maymun’dur…

Peki Aydını-Siyasisi dahil Toplum böyle “gözü ve hatta basireti bağlanmış” iken Barış Manço nasıl oldu da Toplum’un “göremediği”ni gördü?

Barış Manço Şarkısı’nda “gör Şeytan’ın ‘gör’ dediğini” diyor! (“Dıral Dede’nin Düdüğü” Şarkısı / “Mega Manço” Albümü / B2 / “Emre” Plak / İstanbul-1992)

Türk Dil Kurumu “Şeytan’ın gör dediği” deyimini şöyle açıklamış: Başkalarının göremediği, farkına varamadığı incelikler veya gerçekler.

“Cevap” burada… Barış Manço “başkalarının göremediği veya farkına varamadığı bazı gerçekleri ince ayrıntılarına kadar görebiliyordu… Çünkü Dünya’yı biliyordu, bilgiliydi… Ufku genişti, görebiliyordu… Bilip-görünce de elbette olup-biteni görmezlikten ve duymazlıktan gelemezdi!

Onun için Toplum’a (“Dönence ve Çile” Kitabım’dan özetleyerek aktarıyorum) şöyle dedi:

Simsiyah bir gecenin
koynundayım, yapayalnız,
Uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyor

Yani; Türkiye’nin üstünde kara bulutlar dolaşıyor ama başka ülkelerde nasıl güneşler doğuyorsa, maymunluğu bırakıp insan olursak (aklımızı kullanırsak) “Türkiye”de de doğar

Kupkuru bir ağacın dalıyım, yapayalnız,
Uzaklarda bir yerlerde bir şeyler kök salıyor

Yani; Türkiye Ağacı bu Sağcı-Solcu Tepişmesi’yle kurutuluyor ama başka ülkelerde nasıl bir şeyler kök salıp-filizleniyorsa, maymunluğu bırakıp insan olursak (aklımızı kullanırsak) “Türkiye”de de filizlenir

Çatlamış dudağımda ne bir ses, ne bir nefes,
Uzaklarda bir yerlerde türküler söyleniyor

Yani; Türkiye’de Sağcılar Solcular’a, Solcular da Sağcılar’a “dudak uçuklatan” küfürler ediyor ama başka ülkelerde nasıl insanlar güzel sözler ve şarkılar-türküler söylüyorsa, maymunluğu bırakıp insan olursak (aklımızı kullanırsak) “Türkiye”de de söylenir

 

Maymunlaşmış Koca bir Kitle yüzünden, duymayan-görmeyen-bilip söylemeyen “Maymunlar Cehennemi”ne döndürülmüş bir Türkiye, “çook gerilerde” kalmıştı… Çünkü “Yepyeni bir Kuşak / Gençlik” gelmişti…

Barış Manço bunu şöyle ifade etti:

Geleceğinizi biliyordum, Dönence “Yepyeni bir Kuşak / Gençlik”ti, işte geldiniz, hoş geldiniz! (“Karşıyaka” Konseri / İzmir / 1997 veya 98)

Bu sözünü şöyle açıklamıştım:

Yani Gençeler 1980 Öncesi’ndeki gibi İdeolojik Farklı Görüşler yüzünden birbirlerine küfretmek yerine, el ele kol kola Barış Abileri’nin ve Diğer Sanatçılar’ın Konserleri’nde “BİRLEKTE” Şarkılar söylüyorlardı… (“Barış Manço ve 12 Eylül Darbesi” Makalem / “Türk Kültürü’nün Karbon Kâğıdı / Barış Manço Destanı” Kitabı / 3.Baskı / “Yatağanbaba” Yayınları / Mart 2006)

Yani “akıllarını kullanmış” ve o “Maymunlaşma Süreci”ni bitirip Türkiye’yi duymayan-görmeyen-bilmeyen bir “Maymunlar Cehennemi” olmaktan çıkarıp “duyan-gören-bilen bir Ülke” haline getirmişlerdi… Türküler Türkiye’de de “söyleniyor”, Güneşler Türkiye’de de “doğuyor”, mutlu yarınlar “filizleniyor”du…

 

Tarihi Süreç aktı ve “içinde bulunduğumuz günler”e geldik… Geldik gelmesine de, bu Yaşadığımız Dönem, 80 Öncesi Dönem’e bile adeta “rahmet” okutuyor!!!

Ülke o zamanlar sadece “Sağcı-Solcu” diye bölünmüştü, bugün ise “Laik-Müslüman”, yetmezmiş gibi “Türkçü-Kürtçü” diye bölünmüş durumda… Öyle ki Maymunlar bile artık Gorilleşmiş, Orangutanlar ortalığı sarmış!!!

Bu “Maymunluk’ta Serpilip-Büyüme”nin “ne boyutlar”a geldiğini anlamak için, Barış Manço’nun Vefatı’ndan çok kısa bir süre önce yapılan Röportajı’ndaki şu sözlerini hatırlamak kâfi:

4000 yıllık Tarihimiz’in “en kavgacı, en uzlaşmasız Dönemi”ni yaşıyoruz. “Bu kadar ‘Çözümsüzlüğü’ arayan bir Yaşam Felsefesi’ni benimsemiş bir Toplum”da, insanların Benim Şarkılarım’a falan ihtiyacı olduğunu düşünüyorum, onun için bundan sonra Albüm yayınlamayacağım!!! Aslında herkesin “burasına kadar” geldi ama söylemeye cesaret edemiyorlar, ben söylüyorum, “herkesin burasına kadar” geldi! (“Paparazi” Programı / “Star” Tv / 29.01.1999)

“Kim” diyor bunu? “Güleryüzü” ve sürekli “Olumlu Bakış Açısı”na alıştığımız Barış Manço!!! “O bile” bu kadar karamsar hale gelmiş ve “Şarkı söylemek bile içinden gelmez olmuş”sa, sanıyorum bu kavga-dövüş’ün / bölünmüşlüğün “ne boyutlara” ulaştığı “daha iyi” anlaşılacaktır…

80 Darbesi Dönemi’nden “daha zorlu” olan bu Dönem’i aşsak bile, bu “3 Maymunluğu” oynadığımız Bütün Dönemler’de Türkiyemiz böyle “Cehennem”e dönecektir!…

“Toplumca Maymunlaşıp”, yani “aklımızı kullanmayarak” bizi “biz” yapan “Özel Değerlerimiz”i ve de  “Evrensel Ortak İnsanlık Değerleri”ni duymayıp-görmeyip-bilmediğimiz Her Dönem’de bizi “şu veya bu bahaneyle” bölecekler… Bu dün “Sağcı-Solcu”, bugün “Müslüman-Laik” ve “Türkçü-Kürtçü” olur, yarın başka bir şey… Tıpkı arada “Alevi-Sünni” bölünmüşlüğüne çalıştıkları gibi…

O bakımdan; Aydını’na da, Siyasetçisi’ne de, Bütün Toplum’a da, altını çizerek söylüyorum:

Duyun-Görün-Bilin!

Yani “Akıl Tutulması”nın yaşandığı bu Dönem’de aklınızı kullanarak “Ortak Akıl”ı öne çıkarın… Bunun “nasıl” yapılabileceğini; yukarıda bahsettiğim “Bütün Dönemleri Yaşamış” bir Müzik Emekçisi olan Taner Öngür Ağabeyimiz şöyle anlatıyor:

 

Her “Cinayet”in, her “Katil”in arkasında, “cinnete varan bir öfke” vardır, hiç kimse “Katil” doğmaz, “haksızlığa uğramışlık duygusu ve ideolojik nefret”le düşmanlar yaratılır, bu “tuzağa” düşenler ise hep “Gençler”dir ve “çok kötü” kullanılırlar.

Bu Gençler; “ilgi alanları”na göre kendilerini geliştirmenin, “hayatla ilgili yaratıcı fikirlerle üretebilmenin heyecanı”nı yaşayabilmeli, “aşkı, sanatı, özgürlük duygusu”nu alabildiğine tadabilmeli idi…

Ama içlerine “inanılmaz bir kaybetmişlik duygusu ve öfke” yerleştirildi, şimdi “her ne sebeple olursa” cinayetler işliyorlar ve kurban gidiyorlar.

PKK, Öfkeli Solcular, Esedullah Timleri, Osmanlı Ocakları, Alperenler, Ülkücüler, Ulusalcılar, İslamcılar, AKP Trolleri lütfen artık “öfke ve nefret pompalamayı” bırakın! Çünkü bu “nefret” herkesi mahvedecek!…

“Birarada yaşayabilme, birbirimizi anlama” ve “severek birlikte bu ülke ve insanlık için olumlu şeyler yapabilme” şansımız hala var… “Aynı Dil”i konuşuyoruz, “Ortak bir Kültürümüz” var, “farklılıklarımızı kabul edelim” önce, sonra hep birlikte yürüyelim, bu zavallı içleri yanan Gençler, katil olmasın, onları kullanmayın artık… (Facebook Notu / 03.02.2016)

Bu Maymunlar Cehennemi’nden “çıkma”nın tek yolu, işte “bu”:

“Öfke ve nefret pompalama”yı bırakıp, “farklılıklarımızı” kabul ederek, “birlikte” yürümek!

Bunu yapmaz da bu daveti “duymazlıktan-görmezlikten-bilmezlikten” gelerek 3 Maymun’u oynamaya devam ederse Toplum, “sonucu” malûm! Taner Öngür Ağabeyimiz’in dediği olacak ve “bu nefret” hepimizi mahvedecek!

Yeniden “Güneşler’in doğduğu”, “Güzellikler’in filizlendiği”, “Türküler’in söylendiği”, özetle; “Barış Manço’nun murad ettiği bir Türkiye”de yaşamak umuduyla yazımı bitiriyor, 17.Vefat Yıldönümü’nde de “özlem ve rahmet”le anıyorum…

Üç Maymun: Bir gün elbet bitecek Türkiye!
Barış Manço: Bir gün elbet gelecek Dönence!

Üç Maymun: DUYMADIM-GÖRMEDİM-BİLMİYORUM!
Barış Manço: DUYUYORUM-GÖRÜYORUM-BİLİYORUM!

.

.

—————————–
KÜNYE:
– Afiş’te Kullanılan Barış Manço Çalışması: Mehmet Turgut (Sözler Barış Manço)
– Afiş’te Kullanılan Murat Yatağanbaba Fotografı ve Kitap Kapakları: Bülent Yatağanbaba
– Barış Manço Star Tv. Arşivi: Sarper Gökbulut (Youtube Barış Manço Tv Kanalı)
– Taner Öngür Fotografı: Emel Baydı Arşivi
– Afiş Tasarımı ve Ara Başlık Küpürleri: Murat Yatağanbaba
—————————–

NOT-1: “Dönence” Şarkısı ile ilgili “daha fazla ayrıntı”yı öğrenmek için; 3 Ülke, 6 Şehir’de, Maliyetleri 300.000 TL’yi geçen 10’a yakın Etkinlik’te, 4 yıllık bir Araştırma’yla ortaya çıkarıp-yayınladığım “Dönence ve Çile / Penceresiz Evde Misyonerlik” adlı “Dünya Müzik ve Edebiyat Tarihi’nin İlk Şarkı Tefsiri” olan, yani 208 sayfa boyunca “Dönence Şarkısı”nı anlatan Kitabım’ı, Sitemiz’nden Sipariş vererek okuyabilirsiniz. (Tıklayın)

NOT-2: Okumuş olduğunuz bu Yazım; “Rock Şairi – Asfalt Ozanı / Barış Manço Külliyatı” adlı Kitabım’da yer alacak olan Makalem’in bir “özeti”ydi… 13 yıldan beri üstünde çalıştığım Kitabım’ı, 1-2 yıl içinde tamamlamayı umuyorum… Mevcut / basılmış 17 Kitabım’dan Barış Manço ile ilgili olanları alarak, bu Çalışmalarım’a “destek” olabilirsiniz… Siparişleriniz’i “Adrese Teslim ve Kapıda Ödeme” kolaylığıyla gönderiyorum… Teşekkürler…

(Sipariş Tel: 0537 411 59 83 veya muratyataganbaba@gmail.com)

Üç Maymun: DUYMADIM-GÖRMEDİM-BİLMİYORUM!

Barış Manço: DUYUYORUM-GÖRÜYORUM-BİLİYORUM!

 

Posted Şubat 3, 2016 by yataganbaba