
ÇALIŞMALARIMA DESTEKLERİNİZ İÇİN
İrtibat Bilgilerim ve Güncel Banka IBAN Numaram için tıklayın:
https://atomic-temporary-65283257.wpcomstaging.com/iletisim/
Kur’an-ı Kerim’in “En Önemli” Devrimlerinden;
“KABİLECİLİK KÜLTÜRÜ”NE RAĞMEN,
“HUKUK’UN ÜSTÜNLÜĞÜ” AYETLERİ!
Günlük hayatımızda hepimizin duyduğu-bildiği “bazı ölüm sebepleri” vardır. Bunlar işte “kalp krizi, kanser, solunum veya çoklu organ yetmezliği” gibi. Balbay buna şunu da ilave ediyor:
.
ÖLÜM NEDENİ: “HUKUK YETMEZLİĞİ!”
Kamuoyunca bilinen davalar nedeniyle hapiste yatanlardan ve onların birinci derece yakınlarından yaşamını yitirenlerin sayısı 50’yi geçti. Bu ölümlerin hemen tümünde birinci etken hapislikti. Çünkü bir insanı tutukladığınızda onun ailesini ve yakın çevresini de tutuklamış oluyorsunuz.
İnsanları hapiste öldüren koşulların başında cezaevinde olmaları gelmiyor. Ondan da önce davaların içeriği onları kahretmeye yetiyor. Örneğim bir kurmay subaya diyorsunuz ki “sen ordunun gizli bilgilerini sattın, elde ettiğin parayla fuhuş yaptın, üstüne bir de uyuşturucu kullandın, bunları yaparken üst komutanlarını da öldürmek için plan yapıp-darbe hazırlıklarına giriştin…”
Onuruna düşkün bir insanın değil suçlu olması, sadece böyle bir suçlamayla karşı karşıya kalması bile onu kahretmeye yeter…
…
Cumhurbaşkanlığı seçimlerine giden Türkiye’de sandık tek başına demokrasi, huzur getirmez. Asıl olan, insanların can güvenliğinin yanı-sıra hukuk güvenlği içinde olduğunu hissetmesidir. Oysa tam tersine, hukuk insanların sığınacağı bir güvenli liman olmaktan çıktı, hedef olabileceği bir silah haline geldi. (Mustafa Balbay | “Sü-lâle Devri” Kitabı | Sayfa: 41-42 | “Halk Kitabevi” Yayınları)
.
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün Anlatımıyla;
TAM “10 AYETLİK DİNCİ” TU’ME BİN UBEYRIK!
Balbay’ın özetlediği bu “günümüz dincileri”nin alçaklıkları, daha “peygamber sağken” bile sergileniyordu. Yaşar Nuri hocanın “Mâûn Suresi Böyle Buyurdu / Din Maskeli Zulme Tanrı’nın Vuruşu” kitabında bu bakımdan “en uzun yer alan” konulardan biri, tam “10 sayfa”…
Kişinin adı Tu’me bin Ubeyrık…. “Ubeyrık ve Hukuk” konusunun özetiyse şu:
Tu’me bir zırh çalıyor ve bunu bir Yahudi’ye emaneten veriyor. Zırhın çalındığı anlaşıldığı zaman da “Yahudi çaldı” diyor. İş peygambere kadar gidiyor ve bir karar vermesi isteniyor. O sırada da önde gelenler “Tu’me’nin dine çok hizmeti var” baskısı yapıyorlar. Peygamber onlara meyledince destek ve uyarı Kur’an’dan geliyor. “sakın hainlere yandaş olma”nın da olduğu tam 10 ayet iniyor! (Nisa Suresi | 105-115)
Bunun üzerine “hırsız ve iftiracı Tu’me ”beni değil de Yahudi’yi haklı bulan dine lânet olsun” deyip İslâm’dan da çıkıp-kaçıyor!
İşte günümüzdeki bu “hırsız ve iftiracı dinci alçaklar”ın dindeki önderleri bu Tu’me’leri!
Onun için çalıp-çırpıp sonra da pişkin pişkin “çalmayan mı var cicim”, “çalıyor ama çalışıyor şekerim” derler o kızarmaz kösele suratlarıyla… Yani şerefsiz Şeytan’ın suratını merak edersen, işte bu yüzden bu dinci alçakların suratına bak görürsün!
.
KUR’AN’IN “HUKUK”TA
2 ‘DEV DEVRİM’ AYETİ!
Kitab-ı Kur’an, bırakın dindaşlı- ğı falan, “en yakınlar” söz konusu olduğunda bile “adaleti” istiyor:
…Ey iman edenler! Öz benliğiniz, anne-babanız, yakınlarınız aleyhine de olsa, zengin veya fakir de olsalar, adaleti dimdik ayakta tutarak Allah için tanıklık edenler olun… (Nisa Suresi | 135. Ayeti)
Kabileci/akraba kayırcı bu Araplara rağmen Kur’an, sadece akrabacılığı ve dindaşlığı değil “düşmanlığı” bile bu hukuksuzluğa maazeret saymıyor:
Ey iman edenler! Adalet ve dürüstlüğün tanıkları olarak Allah için kollayıp gözetleyenler olun! Bir topluluğun çirkinlik ve kötülüğü sizi adaletsiz davranmaya asla itmesin. Adaletli olun!… (Mâide Suresi | 8. Ayeti)
İşte genelde İslâm Dünyası’nı, özelde de Türkiye’yi bir kanser uru gibi saran ve öldüren budur!… Yani -Balbay’ın ifadesiyle- ‘hukuk yetmezliği’dir! Din diliyle ‘dinli ama ahlâksız müslümanlık’tır!
.
“AYET”LE DİN, “KANUN”LA HUKUK OLMAZ!
Hazır “Ayet-Adalet” konusunu işlemişken, çok önemli olan ama sürekli ve kasti gözardı edilen bir konuya da değineyim, o da şu: Ayetle din, kanunla da adelet olmaz! Din Kur’an’la yaşanır, adalet ise hukukla olur. Yani;
Siz Kur’an’dan bir ayeti cımbızlama seçerek “din böyle diyor” diyemezsiniz o konudaki “bütün ayetleri” ortaya koymak gerekir, “tamamının sonucu” dindir. Buna “Kur’an’ın ruhu” deniyor. Cımbızcılıkla tek ayete yorum getirirseniz, o çoğu zaman Kur’an’ın ruhuna “ters” olur.
Aynı şekilde “kanuna göre” adalet sağlanamaz. Üstünlük; “kanunun üstünlüğü”nde değildir, “hukukun üstünlüğü”ndedir.
İş kanuna kalırsa, bu dinci AKP iktidarın yaptığı gibi -meselâ- “İhale KANUNU’nu 190 defa” değiştirebilir ve işleri yandaşlarınıza peşkeşlersiniz ama bu “rakiplerin hakkı-hukukunu” korumaz!

