
Tasarım: Yatağanbaba Grafik-Tasarım | Destek: Çalışmalarıma destek olmak isterseniz, IBAN numaram “İletişim” bölümünde.
.
KİTAPLARIMI “ADRESİNİZE TESLİM” KOLAYLIĞIYLA SİPARİŞ VEREBİLİRSİNİZ. (KÜPÜRÜ TIKLAYIN)

VENEZUELA BAŞKANI ve İSLÂM PEYGAMBERİ
(Fıkıh Bilmeyen Fıkıhçı Faruk’un “Yoğun Bakım” Fetvası!)
Afiş’teki fotoğraflardaki Sakallı Amca “İlahiyat Profesörü Bööyyyük Müslüman”… Diğeri Amca ise Sakalsız-Bıyıksız “Zandık”… (!) 🙂 Böyyük Müslüman’ın adı Faruk Beşer, Zındık-Kâfir’in adı ise Hugo Chavez (“Venezuela Eski Devlet Başkanı” diye okunur.)
Fotograftaki Sakallı Bööyyük Müslüman şunu demiş:
Sosyal paylaşım sitesi Twitter üzerinden Sağlık Bakanlığı yetkililerine seslenen Faruk Beşer, “Yoğun bakımda kadın ve erkeği ayrı odalarda tutmak mümkün değil mi? Hastaları çıplak yapmak zorunluluk mu? Öyleyse kadına kadın, erkeğe erkek doktor bakamaz mı?” dedi. (“Sözcü” Gazetesi / “Deniz Ayhan”ın Haberi / 27.02.2018)
Fotograftaki Sakalsız Zındık ise, gördüğünüz gibi bırakın “Yoğun Bakım Ünitesi”ni falan, “Sokak”ta memeleri meydanda bir kadınla konuşuyor! Fotoğrafı görüyorsunuz, “ne kadar doğal”… Hatta Devlet Başkanı Hugo Chavez “yalnız” da değil, yanında Korumaları da Devlet Erkanı da var. Şimdi Böyyük Müslüman Hocamız’a göre “Yoğun Bakım”dayken bile Kadın-Erkek ayrı ve Paltolu-Pardüsölü olması gerekiyorsa, la bu “Sokak”ta memeleri açıkta çocuk emziren kadımla konuşan Böyyük Zındık Başkan’ın “hali” NE olur? Herhalde Allah bu “Sokak”ta ve “Memesi AÇIKTA” çocuk emziren kadınla konuşan Başkan’ı Cehennem’in “ta dibi”nde yakar!
.
VENEZUELA’DAKİ HUGO BAŞKAN’IN BU FOTOGRAFI,
ARABİSTAN’DA “HZ.MUHAMMED”LE de ÇEKİLMİŞTİ!
Peki “işin aslı-astarı” nedir? İslâm Dini’nin bu konudaki “gerçek tavrı” nedir? Hurafe ve Sapıklık Çöplüğü’nde tek lokması bile kalmamış kılçıkları “Din” diye yedirmeye çalışan İlahiyat Profesörü Beşer’in dediğinin ve istediğinin “TAM TERSİ”DİR! “Kanıtı” da şu olaydır:
Peygamberimiz ve Arabistan Devlet Başkanı Hz.Muhammed, bir gün sokakta Arkadaşları’yla (“Sahabeleri”yle diye okunur) dolaşırken, aynen Venezuela Başkanı’nın fotoğrafındaki gibi bir fotograf verir. Yani önlerine “Memesi açıkta çocuğunu emziren” bir kadın çıkar. Aynen Venezuela’daki kadın gibi, Arabistan’daki kadın da “Fakir”dir. Yani üstte başta doğru-düzgün bir şey yok, hatta yırtık-pırtık… Kadın “bu haliyle” Peygamberimiz’le konuşur ve Peygamberimiz onun derdini dinleyip yardımcı olur.
Olay “bu”…
.
BU “SOKAKTA ve MEMESİ AÇIKTA EMZİREN” KADIN,
CENNET’TE “PEYGAMBERİMİZ’LE KOMŞU” OLACAK!!!
Din’in Peygamberi “niye memen açıkta ve sokakta çocuk emziriyorsun kadın” diye AZARLAMAZ. Hatta bu olayı değerlendiren Fakihler / İslâm Hukukçuları Fıkıh’a şu maddeyi yazarlar: “Emziren kadın, acıkan çocuğunu emzirmek için ERKEKLERİN ARASINDA MEMESİNİ açıp çocuğunu emzirebilir”…
Şimdi gerçi ordaki olay “erkeklerin arasında memeyi açıp çocuğu emzirmek” meselesi falan değil… Bu Fıkıhçı Geyiği, pardon Hükmü 🙂 Çünkü Peygamberimiz, “bu haliyle” derdini anlatan o kadın yanlarından uzaklaşıp-gittiğinde, yanındaki bu olaya şahitlik eden Sahabeleri’ne, kadının yaptığının NE KADAR ÖNEMLİ olduğunu anlayabilmeleri için, iki parmağını gösterip “bu kadınla ben Cennet’e şu iki parmağım kadar yakın olacağız. Çünkü bu fakirlik, yokluk içinde bile çocuğunu koruyup-kollayıp beslemeye çalışıyor bu kadın, Allah katında bu Cennetlik bir davranıştır” diyor!
Yani Peygamber’in derdi / vurgusu “hayata tutunmak, çocuğu-evlâdı için mücadele etmenin önemini anlatıp-göstermek ve bu şekildeki Fakirleri destekleyip Toplum’da Sosyal-Ekonomik Denge-Adalet sağlanması”, Fakihçi Amcalar’ın derdi “kadının memesi” ve “memesi açıkta erkeklerin arasında çocuğunu emzirebileceği”… 🙂
La, keşke o Fakihler olsa, onlara bile razıyız bizim Faruk’a bakınca… Bizim Faruk Beşer “niye kadınla erkek Yoğun Bakım’da yan yana ve yarı çıplak muayene ediliyor şekerim” diye “Din” adına Doktorlar’a posta koyuyor, Günümüz Fıkıhçısı Faruk’un aksine, Eski Fıkıhçılar “ne Yoğun Bakımı / ölüm-kalım meselesi la, kadın değil ölüm-kalım anında falan, çocuğunu emzirirken bile erkeklerin arasında çıplak / memesi açıkta olabilir” diyor!
.
FARUK BEŞER’LE “KIL-TÜY” YAZIŞMAMIZ
ve “1 ARPA BOYU YOL” GİDEMEYİŞİMİZ! 🙂
Bu İlahiyat Profesörü ile 15 yıl kadar önce bir Yazışmam olmuş ve kendisine “İslâm kıl ve tüyle uğraşmaz” demiştim. Cevap olarak “iyi de, İslâm kıl ve tüyle uğraşmıyorsa, o zaman neden meselâ koltuk altı traşı için ‘kıllar buğday boyunu geçmemeli, geçerse kesilmeli’ diyor” demişti 🙂 Cevap versen bir türlü, vermesen bir türlü. Vermedim cevap. Yani adam “Koskoca İlahiyat Profesörü” olmuş, “koltuk altı ve cinsel organ etrafındaki kılları kesme”yi Muhammed Peygamber’in tebliğ ettiği Din ile başladığını sanıyor. Düşünemiyor ki, “ne yani bu tebliğden önce insanlar koltuk altı ve apış arası kıllarını kesmiyorlar mıydı, 50 yıl yaşayıp 50 cm koltuk altı kıllarıyla” mı yaşıyorlardı?! 🙂 İşin özeti; adamların “Din” diye bildiği işte bunlar, yani kıl-tüy…
İşte bu “Kılcı-Tüycü” ve “Fıkıh Cahili” Fıkıhçı, kalkmış bir de “Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Fıkhı” diye Kitap yazmış. İslâm Fıkhı’ndan haberi yok, Donu Düşük Salya Sümük bir Dinci Uyuz’un LAKIRTILARINI / FIKHI’NI “Din’e büyük hizmet” diye yazıyor.
Konu hakkında “son sözüm”se şu:
“Büyük Müslüman” gibi davranan, bu “Yoğun Bakım’da çıplak değil Palto içinde muayene edin şekerim” diyen İlahiyat Profesörü Faruk Beşer değil, tıpkı Hz.Muhammed gibi, kadını “memesi açıkta çocuğunu emziren ve derdini o haliyle dinleyen ve azarlamayan, derdini çözmeye çalışan” Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez’dir. Peygamber Chavez’in yaptığını onaylıyor ve onun yanında yer alıyor. O bakımdan Chavez’e teşekkür ve selâm ederiz, İlahiyatçı Seks Manyakları’na ise “Peygamber’den utanma” ve de “akıl-fikir” dileriz!
Çünkü akılları-fikirleri “uçkurları”nda. Öyle olunca da bunlar “İlahiyat Profesörlüğü”nü “Uçkur Bekçiliği” sanıyorlar… Magazin Programları’ndaki “kimin eli kimin cebinde Muhabirleri” yani Paparazzi Gazetecileri bile, bunlar kadar “Uçkur Peşinde” koşmuyorlar! Tamam, “ben erkeğim illa beni Erkek Doktor tedavi etsin” diyorsanız, DEFOLUN GİDİN ve Erkek Doktor’a “TEDAVİ” olun, tutan mı var!… Tedavi olun ki; bu Seks Manyaklığı’ndan “kendiniz” de kurtulun, Din de kurtulsun, Toplum da…
.
.
————————-
Murat Yatağanbaba

