
ÇALIŞMALARIM’A DESTEK OLMAK İSTEYENLER İÇİN:
1- “DOĞRUDAN/SPONSORLUK” DESTEĞİ:
Yayınlamaya çalıştığım “yeni kitaplarım”ın basımına destek olabilirsiniz. Destek olanların adları veya (isteklerine göre) rumuzlarını “teşekkür” amacıyla kitaplarıma yazıyorum. Telefon ve güncel banka IBAN numaram sitemin “İletişim” bölümünde. (Tıklayın)
2- “KİTAP SETLERİMİ SİPARİŞ” DESTEĞİ:
Yayınlanmış 15 kitabımdan 11 tanesinin stokları mevcut. “Sahibinden” sitesindeki sayfamdan “adrese teslim kolaylığı ve indirimli” sipariş verebilirsiniz. Kitap afişimi tıkladığınızda ilgili sayfa çıkacak.
HARAM SERVETLER “HARABE”Sİ TÜRKİYE!
2 gündür yaşadıklarımız, “bir uyarı”ya kulaklarını tıkayanlar yüzündendir. Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk hocamız tarafından yıllar önce yapılan bu uyarıyı hatırlamak ve hatırlatmak gerekiyor:
Yurttaşlarım, haram lokma bizi mahvetmiştir… Haram servet demek yetmez, “haram lokma” demek lazım. Çünkü haram kazançla “servet yapamayıp sadece lokma elde etme aşaması”nda kalan, unutmayalım ki, fırsatı yakaladığında “lokmayı servete dönüştürmek” için her yolu deneyecektir.
“Önemli olan” lokmadır. “İşin temeli” lokmadır. Lokmanın haramını yiyen bir vicdan, servetin haramını yakalamak için sürekli pusuda olur. Bu bir ruh ve niyet işidir, meblağ işi değil…
Deprem felaketindeki ölüm ve yıkım faturasının bu yüklüğüne kimleri sebep gösteriyoruz? Müteahhitten geriye doğru gidin: Yolunuz, ruhsatı verenden denetleyene, imar mevzuatını yozlaştıranlardan suçluları örtbas edenlere kadar “bir yığın soysuza” uğruyor. Bunlar bunu niçin yapmışlardır? “Hakları olmayanı yemek” için. Başka bir deyişle “hakları olandan fazlasını” yemek için.
…
Kısaca, felaketin temelinde haram servet hırsı, haram lokma var. Toplumu çökerten zulümlerin tamamına yakınının dibinde haram lokma vardır.
Haram lokma konusunda Kur’an’ın beyanları ürpertici, titreticidir. “Dini yalan saymanın” temel göster- gelerinin birincisi “kamunun haklarına tasallut”tur. Yani haram yemek… (bk. Mâûn Suresi)
…
.
İBLİS’İN “KEYİF” YAPTIĞI
HARAM LOKMA CENNETİ!
Yılda birkaç bin caminin yapıldığı “Müslüman Türkiye’nin, nasıl bir İslam’ı yaşadığını sorgulaması gerekiyor. Ve hepimizin günde birkaç kez sorması gerekiyor: “Biz bu dinin neresindeyiz?”
Böyle bir soru sormayanlara deprem sormuştur: Siz bu dinin neresindesiniz? Deprem, haram lokma zulümleri yüzünden, “kahrını birkaç katına” çıkarmıştır. Bunun inkârı mümkün mü? Yanlış yapılaşmaların, hırsızlık ürünü çürük binaların sebebi haram servetler değil de nedir? Allah “zulmü” işte böyle cezalandırır. Ceza, depremden gelmiyor, zulmün sonucu olarak “bizim elimizden” çıkıyor.
Yeni bir yüzyıla girerken benim, milletime teklifim şudur:
Resmi mevzuatımız başta olmak üzere tüm sistemimizi, kurumlarımızı, siyaset başta olmak üzere tüm disiplinlerimizi ve mesleklerimizi “sıkı bir taramaya” tabi tutarak, haram lokma gediklerini bir bir kapatalım. Ve unutmayalım ki İblis’in keyif yaptığı bir haram servet cennetinde, insan ancak cehennem hayatı yaşayabilir. Aksini söyleyenlerin “İblis’in askerleri” olduğunu bilelim ve onlara, toprağımızı kirletenler gözüyle bakalım. (“Deprem ve Haram Servetler” Yazısı | “Depremin Gösterdikleri / Yeni Yüzyıl İçin Uyarılar” Kitabı | Baskı: 5 – Sayfa: 52-54)
.
ALLAH “NEDEN” BİZİMLE
DEĞİL de “JAPONLAR”LA!?
Özetini okuduğunuz bu yazıyı, Yaşar Nuri hoca 1999’da yazdı! Yani tam 24 yıl (”çeyrek asır“ diye okunur) önce. Kitabı “Yeni Yüzyıl İçin Uyarılar” adını taşıyor ve “deprem bağlamı”nda konuları ele alıyordu. Kitap yani hocanın uyarıları dönemin en büyük 10’ndan fazla televizyon kanalında “özel program”la ele alındı, yani Basın üzerine düşeni yaptı ama ülkeyi yöneten siyasiler kulağının üstüne yattı.
Çünkü bu “dini ve bilimsel” uyarılara kulak vermek yerine “taktiri ilahi”, “Allah’tan geldi” gibi “din sömürüsü” yaparak olayı kapatmak işlerine geliyordu. Aradan geçen “çeyrek asıra” rağmen bu “sömürü” aynen devam ediyor!:
Devlet Bahçeli: “Bu da geçecek, ‘Allah’ bizimle” demiş. (Bugünkü Haber Siteleri) Bu haberin altına yazılan yorumlardan birinde buna şöyle karşı çıkıldı: “Allah bize akıl vermiş, bilim vermiş, bunu ne kadar kullandığınla alakalı bir durum bu. Kusura bakmayın, Allah verdiği nimetleri daha doğru değerlendiren Japonya’nın daha çok yanında. (İsmail Ünal | 07.02.2023)
Gördüğünüz gibi “ülkeyi yöneten”in değil, “yönetilenin” söyledikleri doğru… Çünkü;
.
ALLAH “İNSAN’A GÖRE” DEĞİL,
İNSAN “ALLAH’A GÖRE” YAŞAR!
Bu siyasetçilerin “Allah ile aldatması”na rağmen, hayat ve gerçekler bizlere göstermiştir ki; Allah bizimle olmaz, biz Allah’la olacağız!!! Yani; Allah “insana göre” yaşamaz, insan “Allah’a göre” yaşayacaktır.
Çünkü Allah’ın genelde kâinata, özelde de dünyaya koyduğu sünnetullah yani “doğa/ tabiat kanunları” DEĞİŞMEZDİR!… Bu kurallarına “kim” uyarak ona göre yaşarsa “Allah’a teslim” olan, yani GÜVENEN onlardır!
Bu ölçüye göre; “dinsiz” olduğu söylenen Japonlar Allah’a güvenip-teslim olan ve ona göre yaşayandır, güvenip-teslim olmak yerine Yüce Allah’ı 7 gün 24 saat “Allah ile aldatmak” için kullanan bizimkiler ise “dinsizin-imansızın EN ÖNDE GİDENLERİ”dir!
Allah’ın bu “kanunu”nu Cem Karaca “en basit hali”yle şöyle söylemişti:
Deprem sonrasıdır,
Yalnız “sağlam binalar” ayakta kalır!
(“Bidanem” Şarkısı | 1987)
.
KARDEŞİMLE EYLÜL’DE “ADIYAMAN”DAYDIK!
Eylül ayında kardeşim ve Türkolog Levent ile birlikte bir “arkeoloji araştırmam” için Güneydoğu’ya gittiğimizde Adıyaman’a da uğramıştık. O güzel şehirin o sıcak kanlı, güleryüzlü, misafirperver insanlarının yaşadıkları acıları izledikçe daha bir fazla üzüldüm… Doğu’daki bütün kardeşlerimize “sabırlar” diliyorum.
Bu ülkenin bu acıları tekrar yaşamaması için, Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün “uyarıları”nın icabını yapmaktan başka bir çaresi yoktur ve olmayacaktır. Çünkü Haram yiyen “DİNSİZ MÜSLÜMANLARA” göz yumuldukça, bu acılar kıyamete kadar tekrarlanacaktır!
.
.
———————————————-
Murat Yatağanbaba | 07.02.2023
——————————————


