
.
Okuyacağınız bu Yazım, “3 Bölüm”den oluşmaktadır. 1.BÖLÜM olan ve yaklaşık olarak Yazım’ın “yarısı”nı tutan Bölüm’de “FETÖ-TAYÖ Kavgası’nda yaşanan ve (15 Temmuz Süreci’ne uzanan) ‘İslâmlar Savaşı’ diye özetleyebileceğimiz Yaşar Nuri Öztürk Kavgası”nı, 2.BÖLÜM’de “15 Temmuz Süreci’nde yaşanan, FETÖ’ye karşı Televizyonlar’daki ‘Gerçek İslâm Tebliği’nin Konjonktürel olup-olmadığı”nı ele alacağım. 3. ve SON BÖLÜM’DE ise “15 Temmuz Sonrası’nda yapılması gerekenler, ‘Kesin ve Tek Çözüm” üstünde duracağım…
Biraz “uzunca” bir Yazı’dır… Tarihi Süreç’te “yaşananları” -arka planlarıyla birlikte- öğrenebilmeniz için ben nasıl ki “üşenmeyip” yazdıysam, sizin de “üşenmeyip” okuyacağınızı umuyorum, zaten “çok kolay” okunacak şekilde yazdım! Ayrıca bu “Tarihi Süreç”i benden başka bu şekilde “okuyup-görüp-yazabilecek” ve de “Tarih’e kaydedebilecek” bir başkası da “yok” zaten!
.

“Balıklama dalarak” başlayalım 🙂
Ve sen şunu “güzellikle / seve seve” anlamadın, işte şimdi böyle “burnunu sürte sürte” anladın:
İster TSK, ister başka Devlet Kurumu’nda, hiç fark etmez… Bu Ülke’nin “huzuru”; Donu Düşük Dinci Uyuzlar’ı TSK veya Devlet’in Diğer Kurumları’na doldurmaktan değil, “Atatürkçü Vatanseverler”den geçer… Çünkü nasıl ki dün “Kardeşim dön gel de kucaklayıp-öpeyim” dediğin “Din Kardeşin” (!) seni nasıl sattı ve “Senin Cumhurbaşkanlığın Dönemi”nde TBMM’yi bile 3 defa bombaladıysa, bundan kurtulsan bile, yarın başka bir Dinci Cemaat de seninle ters düştüğünde böyle “büyüklü-küçüklü” isyan çıkaracaktır… Bu “Dinci Kafa” HEP BÖYLEDİR zaten, yani “Kendine Müslüman”dır!…
Sen o bakımdan Atatürkçüler’in ayağını kaydırmayı bırak “korumaya” da mecbursun, İslâm Dini’ni bu Fethullahçı ve benzeri Yüzlerce Tarikat ve Cemaat’e değil, “Kur’an’daki İslâm’ı anlatan İlahiyatçılar” anlattırmaya da mecbursun… Zaten şimdilerde yaptığın da “bu”dur!:
.
.

Kimse “farkında değil” belki ama Recep Tayyip Erdoğan Fethullah Gülen’le ters düşeli beri, Fethullah Gülen’in anlattığı ABD ve Vatikan Destekli “Ilımlı İslâm” Dini’ne karşı, Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün “Kur’an’daki İslâm” Dini-Tezi’ni öne çıkardı… Kendi Yorumum’dan önce, bu konuda –aynı zamanda “6’lı Siyaset Setim”i de Sipariş vermiş bir Okuyucum olan- Ahmet Bey’in “müthiş ve ilginç tespitlerle dolu” bir e-Mektup’nu yayınlamak istiyorum. Bu e-Mektup, Yöneticiliği’ni yaptığım Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk Facebook Sayfası’na yani “Yaşar Nuri Hocamız’a hitaben” yazılmıştı:
Saygılar Sevgili Hocam… “Yeni bir Akım” başladı… Kur’an İlmi’ni sizler gibi cesur yorumlayan “Yeni İsimler” çıktı… Yani düne kadar “yalnız” kalmıştınız… Ve tabi ki kalbimizde sizin yeriniz “çok farklı” ve de “hep öyle” olacak, çünkü “En Zor “Dönemler”de “Tek Başınıza” bu mücadeleyi verdiniz… Ve bir çok insan ilk kez sizden duydu “bir çok gerçeği”… Sizden duydu “İndirilen ve Uydurulan Din” gerçeğini…
Şimdi bakıyorum “hergün birileri” daha çıkıyor… Bu tabi ki güzel ve çok da anlamlı bir gelişme, lakin -bir tarafı ile de- “çok manidar” bir durum… Çünkü bunlara “fırsat ve zaman” sunulduğu hatta “imkanlar” sağlandığı çok belli… Mesela aklımıza ilk gelen “niye” bu imkanların “size” sunulmadığı… Ya da bu yolun “niye bu kadar geç” açıldığı sorusudur! Bilmiyorum ama “tahmin” edebiliyorum… “2 şey” var:
.

Birincisi sizin onlardan yine “farklı” bir yanınız var.. O da M.K.ATATÜRK’e olan hayranlığınız ve Atamızı gerçekten çok seviyor olmanız… Hatta öyle ki “İslam için de gerçek kurtuluşun onun yolundan gitmek olduğu” fikrinizdir ki, bendeniz bu görüşlerinize “tamamen katılıyor” ve bunun için de ayrıca sizi “takdir” ediyorum…
Diğer arkadaşlarda bu yok… Yani onlardan “en belirgin” ve bana göre de “en üstün” yanınız bu!
“Onlar” demişken isimlerini de zikredeyim Hocam: M.İslamoğlu, M.Okuyan, M.Öztürk gibi… Bu Hocalarımız’ı da “keyifle” takip ediyorum, ne var ki onları “tek eleştirdiğim” konu “İktidar’a hiç bir eleştiri”de bulunmamaları ve Atatürk’ten “hiç bahsetmemeleri”dir… Bu beni çok rahatsz ediyor…
Onlara da bunu yazdım, M.İslamoğlu benim yormlarıma “engel” koydu! Yakında “diğerleri de” bunu yapar bekliyorum…
.

2.konu ise dediğim gibi düne kadar “hiç olmayan” bu arkadaşlar yani “Kur’an’ı gerçekten farklı ve çokta mantıklı yorumlayan” bu Hocalarımız sanki “düğmeye basılmış” gibi “birden başladılar” ve hedefleri de malum “Tarikatlar” ve çok da haklı olarak Cübbeli vs. gibi Hocaları karşılarına aldılar…
İyi-güzel ama “neden” şimdi?!
Bence bu “Cemaat ile olan Savaş’ın kazanılması” için bunu yaptılar! Yani “işlerine geldiği için” bugun nihayet “Kur’an’ın İpi”ne sarıldılar… Düne kadar bir sıkıntı yoktu onlar için ama onlar da şimdi anlamış oldular ve “inançlı insanlara bu şekilde ulaşıp ne kadar haklı olduklarını ispat için” bunu yapıyorlar…
Sizin durumunuz “çok farklı” ve bizler için bu yüzden çok “önemli”siniz… Siz “hiç bir İktidar’ın ya da bir Sınıf’ın Adamı” değilsiniz ve hiç olmadınız… Bu saatten sonra da “olmayacağınızı” en iyi bilenlerden biriyim Hocam…
Aklıma geldi sizin “M.İslamoğlu ile bir Programınız” vardı onu da izledim ve siz İslamoğlu’nu “benim de takdir ettiğim yönleriyle taktir etmiş ve düşüncelerine saygı” duymuştunuz… Bu “gayet normal” eleştiri için söylemiyorum bunu… Lakin “bu son durumları” değerlendirdiğinizde “nasıl bir sonuca” ulaşıyorsunuz?… İnanın bunu “çok merak” ediyorum Hocam! Saygı ve sevgilerimle… ALLAH SİZİ “EKSİK” ETMESİN… “SAĞLIK VE HUZUR” DİLİYORUM, “SAYGILAR” EFENDIM… (Ahmet Yolcu / Facebook Mesajı / 12.11.2015)
.
> YAŞAR NURİ ÖZTÜRK’ÜN HABERTÜRK’TEN KOVDURULUP
2 YIL HİÇBİR YERDE YAZI YAZDIRLMAMASI ve SONRASI…
Sadece Ahmet Bey’in “bu saydığı isimler” de değil… “Caner Taslaman ve Emre Dorman” da öyle…
Hatırlayın… Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk “Demokratik veya Kürt Açılımı” ve “Anıtkabir” ile ilgili 3 Yazı yazmış ama HaberTürk Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı yayınlamamış ve “ben Lise Talebesi değilim, sen beni böyle sansürleyemezsin” diyen Yaşar Nuri Hocamız da “istifa” etmişti… Sonra 2 yıl hiçbir yerde Yazı yazdırılmadı… Sonra nasıl olduysa Türkiye’nin “En Büyük Kanalları”ndan biri olan Show Tv.’de Cuma günleri Saba Tümer ile birlikte Haftalık Program’da 2 Sezon / Yıl konuştu…
Peki, “Fethullah Gülen – Recep Tayyip Erdoğan Kavgası” ne zaman başladı?!:
Önce Hükümet bazı Cemaatçi Kadroları yetkili makamlardan “tasfiye” etmeye başladı; ardından İstanbul’da bir Savcılık 2012 Şubat ayında MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı “ifadeye” davet etti ve kızılca kıyamet koptu. (İsmet Berkan / “Kavga Ne Zaman Çıktı” Ara Başlığı / “Hürriyet” Gazetesi / 29.11.2013)
Yaşar Nuri Hoca’nın Show Tv.’deki Programı’nın başlangıcı da “bu döneme” rastlıyor… O Program’da hatırlarsınız Yaşar Nuri Hoca Kur’an-ı “baştan-sona Tefsir” etmeye başlamıştı.
.
> KANALLARDA ADETA “KUR’AN’DAKİ İSLÂM”LI İRŞAT BOMBARDIMANI!
Aynı Dönem’de TRT 1’de, CNN Türk’de, HaberTürk’de, Tv8’de Mehmet Okuyan, Caner Taslaman, Emre Dorman “bombardımanı” da yaşanıyordu… Çok büyük olmayan Kanallar’da da mesela Hilâl Tv. ve Çay Tv.’de de –araya sos misali- Mustafa İslamoğlu ve Bayraktar Bayraklı’yı buna ilave edin!…
Hatta bu isimlerden Mehmet Okuyan, Caner Taslaman, Emre Dorman “o kadar çok” Televizyon Kanalı’na çıkarıldı ki, bazılarında bir “kuşku” da uyandırdı “bunlar bir Grup” diye! Bunun üzerine Prof.Dr. Mehmet Okuyan –Youtube’den de izleyebileceğiniz Video’da- “biz Grup değiliz” deme gereği gördü!… 🙂
Ben hatta o Dönem’de Mustafa İslâmoğlu’nu dinledikçe, “yahu Mustafa İslâmoğlu mu konuşuyor yoksa Yaşar Nuri Hoca mı” dediğim çok oldu!!!
İşin garibi; İslamoğlu, Taslaman, Dorman, Okuyan’ın anlattıklarını, biz en az 20 yıl önce Yaşar Nuri Hoca’dan “zaten” dinlemiştik!!! Çoğu zaman bunları dinledikçe içimden “iyi güzel söyledin de, bunu 20 yıl önce ilk söyleyen Yaşar Nuri Hoca’ydı, adını niye anmadın” dedim…
.
“ŞEYTAN’IN DEĞİRMENİ’NE SU TAŞIDIĞIMI” FARK ETTİM!
BUNLAR MÜSLÜMANLAR’A “ÇOK KÖTÜ BİR OYUN” OYNUYORLAR!

Bu “Süreç”i iyi anlamak için, “Yaşar Nuri Öztürk – Fethullah Gülen” ve / veya “Yaşar Nuri Öztürk – Nur-Gülen Cemaati” İlişkileri’ni de bilmek gerekiyor. Şöyle özetlenebilir:
Yaşar Nuri Öztürk’e Fethullah Gülen ve Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in de katıldığı bir Tören’de, Gülen Cemaati “Ödül” verdi. Ödülü de Cemaat adına Nazlı Ilıcak verdi.
Aralık 1997’de Cemaat’ten Ödül almakla da kalmadı, 8 ay sonra o Dönem Türkiye’nin “En Ünlü ve Birikimli İlahiyatçıları”nın da katıldığı meşhur “Abant Toplantısı”na da katıldı ve hatta övdü de:
Abant toplantısı, benim için de önemli, ibret dolu, ders dolu bir toplantı idi. Ülkenin değişik alanlarda yetişmiş değerlerinin üç gün boyunca birikim sergiledikleri bir toplantı nasıl olur da konuşulmaya değer olmaz! (“Toplantı’yı Terk Ettim” Yazısı / “Hürriyet” Gazetesi / 23.07.1998)
Fakat “beklenmeyen” bir şey oldu ve Gülen Cemaati’nin Türkiye Yazarlar Vakfı’nın 16-19 Temmuz 1998’de düzenlediği 3 günlük Abant Toplantısı’nın 2.günü, Yaşar Nuri Öztürk Toplantı’yı terk etti. “Neden” terk ettiğini o Dönem açıklamadı ve Hürriyet’teki Yazısı’nda “Kitaplarım’ı okuyun ‘neden’ terk ettiğimi anlarsınız” mealinde bir Yazı yazmakla yetindi.
O Dönem açıklamasa da, 8 yıl sonra “Hulki Cevizoğlu ile Ceviz Kabuğu” Programı’nda “Cemaat Suat Yıldırım üzerinden İncil ve Tevrat Ayetleri’ni Kur’an’a sokarak ‘Kur’an’ı İncilleştiriyor’ diyerek tepki gösterdi ve Toplantı’yı terk etmesini / Cemaatle ilişkisini kesmesini şöyle açıkladı:
Öztürk, Dinlerarası Diyalog konusunun “İslamı ve Müslümanlığı tahrip eden bir propaganda olduğunu” söyledi. 1985 – 1987 yıllarında Ünlü İlahiyatçılar’la birlikte “İslam’ı anlatma” uğruna “iyi niyetle” Nurcu Toplantıları’na katılarak “dünyanın birçok ülkesinde konuşma” yaptıklarına dikkat çeken Öztürk, şöyle devam etti: ‘‘Dinlerarası diyaloğa hayır!.. Müslümanlar’a “korkunç bir oyun” oynanıyor. Bunun için bizi de kullandılar. Şeytanın değirmenine su taşımaya alet edildiğimizi gördük ve bunlarla ilişkimizi kestik” dedi.
Zaman Gazetesi’ne yaptıkları açıklamalarda Suat Yıldırım’a “iftira edildiğini” öne süren Fethullah Gülen yanlısı İlahiyatçı Profesörler Veli Ulutürk, Yakup Çiçek, Lütfullah Cebeci ve Hayrettin Karaman da Ceviz Kabuğu’nda Yaşar Nuri Öztürk’ün karşısına çıkmadı. Fethullah yanlıları kaçtı… (“Cumhuriyet” Gazetesi / 24.02.2006)
.
> YAŞAR NURİ ÖZTÜRK: FETHULLAH GÜLEN KUR’AN’I BİLMİYOR!
HYP’deyken bunları söyleyen Yaşar Nuri Öztürk, ondan 2 yıl önce CHP’deyken ise Fethullah Gülen ve Medrese Mollaları’nı “Kur’an’ı bilmemek”le suçlamıştı:
Fethullah Gülen Hoca, “insan öldüren kimsenin, káfirin maruz kalacağı aynı şeye maruz kalacağı”nı söyledikten sonra, “Yani Ateist, Allah’ı, Peygamberi kabul etmeyen insan ne ise insan öldüren de onunla eşdeğerdir” diyor. Tek Tanrılı Dinler’in Peygamberleri’ni, Kuran’da adı geçen öteki Peygamber ve Nebileri ima edecek şekilde ‘Peygamberler’i de demiyor, demek ki sadece Ateistleri değil Musevileri, Hıristiyanları, Budistleri, Hindistan, Çin ve Japon İnançları’na inananları, Gnostikleri, Agnostikleri yani “İslam’a inananlar dışında kalan” herkesi “Terörist’e eşdeğer” görüyor.
Bir defa burada “Kur’an’a uymayan” birtakım iddialar var. “Bilgi hataları” var.
Kuran, insan öldürenlerin cezalarını Ateistler’le değil “Müşrikler”le bir tutmuştur. Adam öldürmenin cezası “şirke düşmek”le eşleştirilebilir, Ateizm’le değil. Ateizm’den söz ederken Kuran’dan dayanak aramak Kuran’ı yeterince anlamamış olmak demektir. Kuran Ateizm’den bahsetmez. Müşrik “Ateist değil”dir. Medrese Mollaları işte bunu bilmiyorlar.
Kuran işte tam bu noktada, Din Adamları’nın “ilahlaştırılması”ndan söz ediyor. Bakın şu İslam Dünyası’na: Kur’an’ı değişik alfabelerle yazabilirsiniz, yüzlerce dile tercüme edebilirsiniz ama “Kutsallaştırılmış Bazı Cemaat Şefleri’nin Risaleleri”nde bir virgülü yerinden oynatamazsınız, “basit bir sadeleştirme” yapamazsınız. Yani o Risaleler Kuran’dan “daha dokunulmaz” hale getirilmiştir. Bu, “şirkin en katıksızı” değil de nedir? “Bu durumlara düşen” bir zihniyetin “iflahı ve insana iyilik yapması” mümkün olabilir mi? (Özdemir İnce’nin “Gülen’in Sözleri Kur’an’a Aykırı” Röportajı / 17.04.2004)
.
> FETHULLAH GÜLEN: YAŞAR NURİ’Yİ “DURDURUN!”

Yaşar Nuri Öztürk Abant Toplantısı’nı terk edip, Fethullah Gülen’e “Kur’an’ı bilmiyor” deyip, Cemaat’in “Dinlerarası Diyalog Projesi”ne karşı çıkıp “tavrını” koyunca da Fethullah Gülen Yaşar Nuri Öztürk’ü “durdurmak” için “her yolu” denemeye başladı!
Çünkü Yaşar Nuri Öztürk o Dönemler “Popülerliği’nin Zirvesi”ndeydi ve Bütün Türkiye bu “Kur’an’daki İslâm”ı konuşuyordu… Gülen ise ABD ve Vatikan Destekli “Ilımlı İslâm”ı Türkiye’ye dayatmaya çalışıyordu ve “yoluna taş koyan” Yaşar Nuri Hoca’yı durdurmak için şunları yaptı:
1- “MASON” İFTİRASI! “İtibarı”na kast edip Yaşar Nuri Hoca’nın “Mason” olduğu iddiasını Cemaati’ne yaydıttırdı… Sonradan “kendisinin Mason Locası’na kayıtlı olduğu” ortaya çıktı Namussuz’un! Yeni Şafak Gazetesi bunun “Belgesi”ni yayınladı… Yaşar Nuri Öztürk bu konuda Televizyon’da bir-kaç defa “ben Mason Locası’na Üye olsam, çıkar söylerim, Mason Locası ‘Yasal bir Kurum’ bugün! Fakat ben Üye değilim, çünkü Atatürk’ün kapattığı bir Kurum’a Üye olmam ben” dedi…
2- “EVRAK” KAYBI!: Yaşar Nuri Öztürk’ün Mahkeme’de işlem görmüş Dosyası’nı Sigorta’da “kaybettirdi” ve bunu düzelttirinceye kadar yıllarca süründürdü…
3- “DURDUR” EMRİ!: Cemaat’in 2.Adamı, dolayısıyla da Fethullah Gülen’in “Sağ Kolu” olan Nurettin Veren’e, odasının içinde ha bire volta atıp “Nurettin durdur, Nurettin durdur, Nurettin durdur” diye “çıldırmış” gibi gidip-geliyordu… Nurettin Veren ise “iyi de nasıl durdurayım, adam Üniversite’de Hoca ve kendine göre doğru bildiklerini söylüyor” cevabını verdi…
Sonrasında ise işte az önce anlattığım “İftira-Karalama-Yıldırma Kampanyası”na başladılar.
Çünkü ABD ve Vatikan Destekli bu “Ilımlı İslâm”, Yaşar Nuri Öztürk’ün “Kur’an’daki İslâm”ı yüzünden bir türlü Toplum’da “tam yer” edemiyordu…
Ben bunları “nerden” biliyorum?!
Çünkü şu günlerde “Kanal’dan Kanal”a koşturup FETÖ’yü anlatan Nurettin Veren ile “yan yana oturmuşluğum” vardır… Yaşar Nuri Öztürk’ün Halkın Yükselişi Partisi (HYP) Kurucu Genel Başkanı, benim de HYP Denizli Kurucu İl Başkanı olduğum Dönem’de 2006 yılında İstanbul’da bir “Parti Bayramlaşması” vardı ve Denizli’den kalıp İstanbul’a bayramlaşmaya gitmiştim. İlk önce sıraya geçtik ve Yaşar Nuri Hocamız’la bayramlaştık. Ben önde Nurettin Veren arkadaydı, yani “Bayramlaşa Sırası”nda “arka arkaya”ydık…
Ben daha önce Yaşar Nuri Hocamız’a Ankara’daki İl Başkanları Toplantısı’nda 3.Baskı’sı yapılan “Siyaset Peygamber Mesleğidir / Amerika Kâbe’nin Üstünde Dansöz Oynatacak” adlı Kitabım’ı hediye etmiştim. Daha sonra Parti bu Kitabım’ı “çok önemli bir Kitap” diyerek 500 tane satın almış ve Teşkilatlar’a dağıtarak okutmuş, hatta Parti’nin Sitesi’nde Atatürk’ün “Nutuk”u, Yaşar Nuri Hoca’nın “Kur’an Meâli” ile birlikte tam 3 ay üst üste “Ayın Kitabı” da seçmişti…
Bu İstanbul’daki Bayramlaşma Toplantısı’nda ise yeni çıkmış olan “Türk Kültürü’nün Karbon Kâğıdı / Barış Manço Destanı” adlı Kitabım’ı hediye ettim. Nurettin Veren de yanında bir Kitabı’nı getirmişti ve Yaşar Nuri Hocamız’a hediye etti. Kitap’ın adını hatırlamıyorum ama aralarında geçen şu diyaloğu hatırlıyorum, Kitap’ı alan Yaşar Nuri Hocamız Nurettin Veren’e şunu demişti:
Çok merak ediyordum bu Kitap’ı, getirmiş olmasaydın buldurup-aldırıp okuyacaktım!
Sonra başka bir odaya geçildi ve Yaşar Nuri Hocamız’ın Konuşması dinlendi, orada da Nurettin Veren ile yan yana oturduk… Fakat kendisiyle ne Bayramlaşma Sırası’nda ne de Hocamız’ı dinlerken bir konuşmamız olmadı…
Bu “Anı”yı araya şunun için sıkıştırdım:
Nurettin Veren FETÖ’den ayrıldıktan sonra Yaşar Nuri Öztürk ile birlikte hareket etmek için Halkın Yükselişi Partisi’nin Toplantıları’na katılıyordu, belki Parti’ye “Üye” de olmuştur, orasını tam hatırlamıyorum. Hatta Hocamız’la birlikte bir-kaç Televizyon Programı’na da katılmıştı. Yani Fethullah Gülen’in bu “Nurettin durdur, Nurettin durdur, Nurettin durdur” diye Yaşar Nuri Öztürk ve “Kur’an’daki İslâm Tezi” yüznden adeta “sinir krizleri” geçirdiğinin “kaynağı”, FETÖ’nün 30 yıl kadar “sağ kolu” olan sonra ondan ayrılıp Yaşar Nuri Hoca’yla birlikte bir süre çalışan Nurettin Veren’dir.
.
> “ILIMLI”; BİR “TERCÜME YAVŞAKLIĞI”… ASLI “TÖRPÜLENMİŞ” İSLÂM!!!

Ayrıca bu konuda Yaşar Nuri Hoca “yalnız” da değildi, birlikte Aktif Siyaset yaptığımız zamanlar ben de bu Ilımlı İslâm’a “Şeytan Kusmuğu” diyerek karşı çıktım. Hatta o yıllarda “Bir Şeytan Kusmuğu: Ilımlı İslâm” adlı bir Dosya da açmıştım, ilerleyen yıllarda “Kitap” olarak yayınlar ve o yıllarda yaşananları Tarih’e kaydeder miyim bilmiyorum!… Bu arada konusu açılmışken bir bilgi de vereyim:
“Ilımlı” adı insanların “hoşuna” gitsin diye böyle çevrilmiş, İngilizce kelimenin tam karşılığı “direniş noktaları kırılmış” demek! Yani “tek kelime” ile Tercüme etmek gerekirse “Ilımlı İslâm” değil “Uysallaştırılmış İslâm” olur veya “Törpülenmiş İslâm”… “Kim veya ne için” uysallaştırılıp-törpüleniyor? Elbette “Haçlı Batı” için!
Bu “Ilımlı Değil Törpülenmiş İslâm” başlıklı Yazılı Basın Açıklamam’dan başka, bunların “Dinlerarası Diyalog” geyiğini konu ettiğim ve ART Tv.’de yayınlanan Televizyon Programı Çekimi’nde “bu Dinlerarası Diyaloğu bu Diyalogcular’ın ‘münasip yerine monte etmek’ Bütün Müslümanlar’ın ‘İman Borcu’dur” da dedim! O zamanlar uydurdukları “Kalvinist Müslüman” tanımlamalarından tutun da “Karma Namaz” girişimlerine kadar “bütün kepazelikleri”ni bir bir anlatıp-karşı çıktım!
.

“Dünya barışı için Hz.İsa’nın etrafında birleşelim, zaten insanlık da onu bekliyor” diye Aksiyon Dergisi’nde “Kapak” yaptıkları konuyu Zaman Gazetesi’nde de çarşaf çarşaf yazıp-çizmeleri üzerine de, Dadaşlar Derneği’nde düzenlediğim Basın Toplantım’da “ne demek Hz.İsa’nın etrafında birleşelim, ne yani Hz.Muhammed bu işi beceremedi mi” diyerek çok fena saydırdım!!!
2007 Seçimleri’ni AKP kazandığında ABD Basını’nda “Türkiye’de Ilımlı İslâm kazandı” şeklinde haberler çıkmıştı. Bunun üzerine de “Yeni Peygamberimiz Hayırlı Olsun!” başlıklı bir Yazılı Basın Açıklaması yayınladım. E çünkü madem “Yeni bir Din” geldi ve kazandı, o halde bunun bir de “Peygamberi” lazım değil mi, o da Fethullah’ın “kendisi”…
Yani “Yazılı Basın Açıklamaları”, “Tv.Programları”, “Basın Toplantıları” ile Siyaset Kariyerim’in % 70’i bu Haçlı Uşağı ABD’nin “sadık” Kulu-Köpeği Şerefsizler ile “mücadele”yle geçti… Yetinmedim “Kitabım”da da direndim! “Güllerin Efendisi Hz.Muhammed Sürgünde” Kitabım’da bunları çok ayrıntılı yazıp-anlattım ve İslâm’ı “Haçlı Batı’nın keyfine göre şekillendirdikleri” için de “Fethullahçılar’ın yüzüne tükürüyorum” dedim! O sıralarda bunlara “böyle diklenmek” için argocası “büzük” kibarcası “yürek” isterdi, hem de “mangal gibi yürek”… Çünkü o Dönem, Cemaat’in “en güçlü” olduğu Dönem’di, Yalakası-Şakşakçısı-İşbirlikçisi AKP desteğiyle Ülke’nin “En Vatansever” Yazarları’nı, Gazetecileri’ni, Komutanları’nı türlü iftiralarla suçlayıp-hapse attırıylorlardı, hatta Genel Kurmay Başkanı’nı bile attırmışlardı hapse…
Şerefsiz Cemaat’in “Zaman” adındaki Çamur Gazetesi’nde beni önce “Ergenekoncu” yani “Terörist” ilan etti, ardından da Finoları Haber Siteleri’nin Yorum Bölümleri’nde “Gladyocu” olduğumu yazıp-çizdiler, hapse atılmam için uğraştılar… Doğuş Radyosu’nun Canlı Yayını’nda –Videosu’nu Facebook Profilim’den de izleyebileceğiniz gibi- “attığınız iftiranızla geberin” dedim!
“Ergenekon’dan Tutuklandığım Yalan” başlıklı Yazılı Basın Açıklamam’da ise “Terörist olanlar Atatürk’ü-Cumhuriyet’i ve de Kur’an’daki İslâm’ı savunanlar değil, ABD’de Haçlı Kıçı yalayıp Türkiye’yi peşkeş çekenlerdir” dedim!!! Bu Açıklamalar’ım o Dönem Türkiye’nin En Büyük Haber Siteleri’nde çarşaf çarşaf yayınlandı…
Neticede bu “Ilımlı İslâm” FETÖ’nün istediği şekilde Türkiye’ye “hakim” olamadı!
.

Fethullah Gülen “sadece Yaşar Nuri Öztürk” ile bile baş edemezken, son yıllarda bir de Taslaman-Okuyan-Dorman desteğiyle “Kur’an’daki İslâm” çok ciddi bir ivme kazanmaya başlayınca “son kozunu” oynadı ve “Kur’an Müslümanlığı diye bir Sapıklık çıktı” dedi!
Bir yanda Fethullah Gülen’in ABD-Vatikan Destekli “Ilımlı İslâm” ile, diğer yanda da AKP-Erdoğan Destekli “Yaşar Nuri Öztürk, Mustafa İslamoğlu, Bayraktar Bayraklı, Mehmet Okuyan, Caner Taslaman, Emre Dorman”ın anlattığı “Kur’an’daki İslâm” Mücadelesi’nin “tavan yaptığı” bir çıkıştı bu “Kur’an Müslümanlığı Sapıklığı” çıkışı…
Diyebilirsiniz ki, “iyi de o sırada Erdoğan ‘Alo Fatih’ olayıyla Yaşar Nuri Öztürk’ü Show Tv.’den kovdurdu”… Evet kovdurdu, çünkü Yaşar Nuri Hoca “Gözlerini pörtleteceğine, Gezi Direnişi’ndeki o Gençler’i dinle” dedi…–Ahmet Yolcu’nun da vurguladığı gibi- Atatürk’ten “çok sık” bahsetmesi yetmiyormuş gibi bir de Gezi Direnişi’ne destek verince Tayyip Erdoğan kovdurdu…
Okuyan-Taslaman-Dorman ise Türkiye’nin “En Büyük” Televizyon Kanalları’nda “aralıksız” konuşuyor… Açıyorum TRT’yi bunlar, açıyorum HaberTürk’ü bunlar, açıyorum Tv 8’i bunlar… Erdoğan bunları “neden” kovdurmuyor? Çünkü ben bugüne kadar bunlardan “Atatürk” ile ilgili bir şey duymadım… Hem “İslâm Dini”nin anlatıldığı hem de “Atatürk’ten bahsedilmediği” bir “Din anlatımı” Türkiye’de NASIL OLABİLİYOR ve “ne işe” yarıyor, onu da hiç anlamış değilim!
“Gezi Direnişi”nde olmayan bu 3’lü, “Demokrasi Nöbeti”nde ise varlar, Facebook ve Twitter Hesapları’ndan Fotograf ve Video yayınlayıp “bakın biz de buradayız” diyorlar! “Atatürk”süz ve İktidar’a “Direnişsiz” İlahiyatçılar!!! Tam da Recep Tayyip Erdoğan’a “uygun”lar! “Niye” kovulsunlar?!
.
> TASLAMAN-DORMAN-OKUYAN, İŞİ-GÜCÜ BIRAKTI
ATEİSTLER’E ve CÜBBELİLER’E “LAF” YETİŞTİRİYOR!
Atatürk’ü anlatmak yerine işi-gücü bıraktılar, Ateist Siteleri ve Forumları’ndaki “Şartlanmış” Tipler’le, bu Cübbeli ve benzerleri “Saplantılı” Tipler’e laf yetiştirip-duruyorlar!
Koskoca Profesörler, yıllardan beri Koskoca Kur’an’ı Fıkıh ve Tefsir’e hapsettiler… Anlamadığım şey, bununla “nereye varacaklarını” sanıyorlar?! Bana da ha bire bu Ateist Siteleri’ndeki saçmalıklarla ilgili sorular gelir! 10 tanesinden 1 tanesini belki cevaplarım belki cevaplamam. Neden? Benim işim-gücüm yok da bu “Ateistler’in Çöplüğü”nü mü temizleyeceğim!!! “İş” midir bu? Okuduğunu anlamaktan aciz bir dolu ebleh!
Oysa ki “Türkiye Özeli”nde Din ve Kur’an, sadece “Fıkıh ve Tefsir”e indirgenemez, çünkü bu Ülke’de Din “Siyaset’i de belirleyici” bir unsurdur… Yaşar Nuri Hoca onun için;
“Allah ile Aldatmak”,
“Maun Suresi”,
“Kur’an Penceresinden Kurtuluş Savaşı’na bir Bakış”,
“İmam-ı Azam”,
“Lanetli Soy”,
“Firavun”,
“Kötülük Toplumu”,
“Ebu Zer”,
“Özgürlük ve İsyan”…
…gibi Kitapları’nı ardı ardına yayınladı…
Taslaman-Dorman-Okuyan da “sadede” gelmelidir;
Ateistler’le “Kur’an Bilimseldir-değildir”,
Cübbeli’yle “Kur’ancılar-Hadisçiler”,
Mustafa Öztürk’le “Kur’an Evrensel midir-Tarihsel midir”…
…Tartışmaları’nı artık bırakıp (en azından azaltıp), Din’i “Kur’an ve Atatürk Zemini”ne çekmeleri gerekir!
Çünkü içinden geçtiğimiz son 10 yıllık Süreç’te Türkiye’de Din, “Atatürk İslâm Düşmanı”ydı üzerinden yürütülüyor! TSK’dan Atatürkçü Komutanlar’ın kovulup veya hapsedilip, yerlerine Dinci Fethullah-Tayyip İkilisi tarafından bugün “Terörist” denen “dünün Din Kardeşleri”ni doldurmalı ve de dolayısıyla yaşadığımız 15 Temmuz Namussuzluğu “bu yüzden”dir! Hatta “tek sebep” de budur, “ikinci bir sebep” YOKTUR!
Onun için enerji; Ateistler’e “Kur’an’ın Bilim’le birebir örtüşen Ayetleri”ni anlatmaya çalışmak yerine Atatürkçüler’e “Atatürk’ün Din’e hizmetleri” anlatılıp Solcular’ın Din’e ısındırılması, Cübbeli ve benzerlerine “Kur’an yeterlidir”i anlatmaya çalışmak yerine marjinal olmayan ve de çok geniş bir Kitle olan ve geneli Sağcılar’dan oluşan ama maalesef şu anda “Dinci” olan Kitle’ye de “Atatürk’ün İbn-i Teymiye’nin ‘Uydurulan Din’ dediği Din’e savaş açtığını, ‘İndirilen Din’e ise tam tersine ‘hizmet ettiği’ anlatılıp, Atatürk’e karşı olan “bazı kuşkuları” giderilmelidir!
Çünkü Türkiye’deki “en büyük” problem “bu”dur ve bu problem çok tehlikelidir, – “Ekmeğimizi de Gözyaşımızı da” Kitabım’da da belirttiğim gibi- Türkiye’nin kaburgalarını çatırdatmaktadır! Onun için yapılacak iş; Solcular’ın Sağcılar’a “Gerici-Şeriatçı”, Sağcılar’ın da Solcular’a “Dinsiz-Allahsız” gözüyle bakmasını “önleyecek” Projeler’i gündeme getirmektir. O Proje de Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün “Muhammed’le Mustafa’nın Bütünleştirilmesi” Projesi’dir!
“Ben Siyaset’e karışmam şekerim” gibi “Klasik ve Ezbere” konuşacak olurlarsa, o zaman İmam-ı Azam’ı “ne” yapacaklar? İmam-ı Azam “Din” deyince, sadece bir “Fıkıh Mollalığı”nı anlamıyordu, Emevi-Abbasi Yönetimi / Zihniyeti’yle “Kavga”yla geçti ömrü, yani “Siyaset”in içindeydi.
Peygamber’in “Kendisi” de Siyaset yaptı. Hatta “Devlet Reisliği” de yaptı. Ve gene hatta benim Eserlerim’den biri, “Tevbe Suresi 114.Ayeti”ndeki “İbrahim tam bir Evvah’tı” Ayeti’ne atıf yapar ve Kitabım’ın Adı da “Siyaset Peygamber Mesleğidir”dir! Onun için hele hele Türkiye’de “ben Kur’an Mü’mini’yim” diyen bir Müslüman, “Siyaset’in dışında” O-LA-MAZ!
Size “Pazaryeri Politikacılığı” yapın diyen yok ama Dinci Uyuzlar’a ve Ateist Uyuzlar’a laf yetiştirmekle bu iş olmaz, çünkü Kur’an’ın asıl derdi, “Büyük Kitle”yi ilgilendiren, “Sosyal Devlet”, “Adalet”, “Gelir Eşitliği” ile “Hak ve ÖZGÜRLÜKLER”dir.
Bu “böyle”yken “bunlar Siyasi konular” diyerek ha bire “Namaz-Oruç” konularını yok “Kur’an”a yok “Hadisler”e göre anlatıp-durmak, farkında olmadan “Muaviye’ye Hizmet”tir! Çünkü –ayrıntılarını, bitirdiğim ve yayınlamaya çalıştığım “Kur’an’da Peygamberler’e ve Zenginler’e Ortak Suçlama” Kitabım’dan da okuyacağınız gibi- Muaviye aynı zamanda bir “Sosyal Adalet-Yardımlaşma-Paylaşma” Dini de olan İslâm’ı, bir “Tesbih-Takke-Namaz Dini”ne indirgedi!
Onun için Dindarlar “Siyaset” yapmalıdır, yapmazlarsa “Dinciler”in Siyaseti Ülke’yi perişan eder, etmiştir de zaten!
Ben bunu “ilk defa” Almanya Stuttgart’tan Türkiye İstanbul’a tatile gelen Kardeşim ve Ses Teknisyeni Ahmet Yatağanbaba’ya anlatmıştım, bir de “8’li Siyaset-Din Kitapları Setim”i almak ve tanışmak isteyen Tıp Öğrencisi ama bu Dini Konular’la da ilgili Emre Ergül’e Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde anlatmıştım, şimdi “üşenmeyip” Yazı’ya dökerek bu Yazı’yı okuyacak herkese de anlatmış oldum.
Özetle; Recep Tayyip Erdoğan nasıl ki “Atatürkçü Kadroları” kovup da “Dinci Yapılanma”ya göz yumduğu için BİN PİŞMANSA veya şimdi kafasını vurmak için duvarlardan duvar beğenip KAFASINI DUVARLARA VURUYORSA, “aynı Dinci Yapılanma”nın, bana göre bir “Şeytan Kusmuğu” olan “Ilımlı İslâmı”na göz yumduğu için de BİN PİŞMAN ve alel acele bu adı geçen Profesörler’e Ekranlar’ı açtırıp “Kur’an’daki İslâm”ı anlattırdı…
***
.

.
> TÜRKİYE’DE “TEVHİT” TEBLİĞİ, “TARİHİ’NİN ZİRVESİ”Nİ YAŞIYOR!
Bu “pişmanlığı” ve de “keskin dönüşü”ne bir “kanıt” da Cuma Hutbesi’dir. Bu haftaki Cuma Hutbesi’ni dinleyen Emre Baransel, “çok güzel tespitler”le bunu Facebook’ta paylaştı. Müzisyen olan Emre’nin yazdığı Dini Yazılar, “beni şaşırtacak kadar” başarılı, “tam 12”den vuruyor, bu da onlardan biri:
Sadece Kuran Mesajı’nı savunanların “Sapık” ilan edilerek, ALLAH’ın Kitabı’na “hakaret” edildiği ve “Uyduruk bir Hadis”le de bu “iğrenç söylemin desteklendiği” Şubat ayındaki Diyanet’in o “Talihsiz Cuma Hutbesi”nden sonra, bugünkü “her kim Muhammed’e tapıyorsa bilsin ki Muhammed ölmüştür, her kim ki ALLAH’a ibadet / kulluk ediyorsa, bilsin ki Allah, diridir, ölümsüzdür, ezeli ve ebedidir.” diyen ve yüzünü Tevhid’e dönen Diyanet Hutbesi pek sevindirdi.
.

Umarım bu “bariz değişim” konjonktürel (yani “Güncel Siyasal Olaylar”la alakalı) değildir ve “kalıcı” olur, böyle sürüp gider. Eğer konjönktürelse ve bu FETÖ Belâsı temizlendikten sonra “tekrar Peygamberimiz’e hakaret edilip ALLAH’la eş tutularak” putlaştırılacaksa, ya da bir takım başka Hoca Efendiler, Şeyhler Gavslar ALLAH’a ulaşmada “Aracı” gibi gösterilme işine (Putperestliğe) geri dönülecekse “çok yazık” olur… Zira bir FETO gider yerine bin tanesi gelir. DEAŞ Kafalı Yobaz Sarıklısı, Cübbelisi, Şalvarlısı… Ya da tam tersi kendine “Hoca ve Mehdi” dedirtip, Programı’nda genç kızları oynatıp canlı yayında Mason olanı… Önemli olan sivrisineği öldürmek değil, bataklığı kurutmaktır…
Eğer bu Hutbe’de Erdoğan’ın “bir katkısı varsa” ki son söylemlerinden öyle anlaşılıyor, -ona karşı olan tüm kinime ve yaptığı tüm yanlışlara rağmen en azından- bu konudaki katkısından ötürü “takdir” ettiğimi bildirmek isterim. “Kur’an Mü’mini” birinin de “böyle yapması” gerekir zaten. Zira ALLAH bize şunu söyler:
KURAN 5/8 (Maide 8) “Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin. Adil olun. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.”
Erdoğan’ın bu bilincinin de Abdülaziz Bayındır’ın “Aracılık ve Şirk” kitabını okuduktan sonra oluştuğunu biliyorum. Umarım “insanlara Din’i zorla dikte etme” hususundan da vazgeçip ALLAH’ın şu sözlerine kulak verir artık:
KURAN 2/256 (Bakara 256): ”Dinde zorlama yoktur. Artık doğru ile yanlış, birbirinden ayrılmıştır: O halde, Şeytani Güçler’e ve Düzenler’e (uymayı) reddedenler ve Allah’a inananlar, hiçbir zaman kopmayacak en sağlam kulpa tutunmuşlardır. Zira, Allah her şeyi işitendir; her şeyi bilendir.”
KURAN 88/21-22 (Gaşiye 21-22): ”Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin. Sen, onlar üzerinde bir zorba değilsin.”
Ama yukarda da belirttiğim gibi eğer ki bugünkü Hutbe “samimi” değil de “konjönktürelse” ve sırf Güncel Politik Olaylar desteklenmek için “takiye” yapılarak ALLAH’ın Din’i kullanılıp, “sırf bunun için” Tevhid’e dönülmüşse ve bu Politik durum değişince insanlar tekrar ALLAH yerine Peygamberler’e, Evliyalar’a, Gavslar’a, Devlet Adamları’na ya da Kendileri’ne taptırılacaklarsa; yani Tevhid’in Mabedi olması gereken Cami’lerden insanlara; tekrar Müşriklik (Putperestlik) aşılanacaksa o zaman gerçekten “yazık” olur… Bekleyip göreceğiz…
Zira ALLAH’tan başkasına ilahlık yakıştırmanın ve aklını gömüp sorgusuzca o kişinin ya da ideolojinin dediklerini yapmanın “korkunç sonuçları”nı hepimiz acı bir şekilde yaşıyoruz 15 Temmuz’dan bu yana…
Oysa ALLAH’ın şu sözleri gayet açıktır:
KURAN 8/22 (Enfal 22): ‘’ALLAH yanında, yaratıkların en kötüsü, akıllarını kullanmayan sağır ve dilsizlerdir.’’
KURAN 10/100 (Yunus 100)’den: ‘’O, akıllarını kullanmayanları rezilliğe mahkum eder.’’
KURAN 17/36(İsra 36): “Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönlün hepsi bundan sorumlu tutulacaktır.”
Bayraktar Bayraklı’nın bir sözü var “İlahiyat Fakültelerine 2 şeyi almıyorlar. 1- Kuran 2- Akıl” diye… Umarım artık İlahiyat Fakülteleri Hurafeler’den, Uyduruk Hadisler’den kurtulup “Akla” dönüş yapar ve “Kuran Araştırma Merkezleri”ne dönüşür… Yoksa “Tek Hutbe”yle “samimi” olduklarını bana asla kanıtlamış olamazlar… (“Diyanet’in 5 Ağustos 2016 Hutbesi Hakkında” Yazısı / Facebook – 05.08.2016)
.
.
> İLAHİYATÇILAR’A “KAZIK” SORU:

2012-2016 arasındaki Dönemi’nde “İlahiyatçılar’ın Kullanılması” olayını yukarıda özetlemiştim. Bir de çoğunluğun “Darbe Kalkışması”, azınlığın da “Tayyip’in Tiyatrosu” diye yorumladığı 15 Temmuz’dan bu tarafa olanlar var, o “daha da” ilginç!!!
Çünkü 3 haftadır 40 yıldır sadece “Hüseyin Atay, Yaşar Nuri Öztürk, Bayraktar Bayraklı”, özellikle son 10 yıldır Abdülaziz Bayındır, Hasan Onat, Şaban Ali Düzgün, Zekeriya Beyaz, Cüneyt Taslaman, Mehmet Okuyan, Emre Dorman değil, düne kadar Hikayeci ve Hurafeci olmalarına rağmen şimdi neredeyse İlahiyatçılar’ın HEPSİ “aynı şeyi” yapmaya başladı ve Hurafe Dini’nin “aleyhinde” konuşuyor! 🙂
İnternet Sohbetleri’ni “çok beğendiğim” ve “güzel bilgiler öğrendiğim” Genç Araştırmacı Kardeşimiz buna “şöyle” dikkati çekiyor:
Maşallah hurafelere vuran vurana, Tv.’ler İlahiyatçılar’ın yakasını bırakmıyor. Hepsi güzel de, siz bu saate kadar neredeydiniz?! İktidar sesini çıkarmasaydı konuşacak mıydınız? “Allah Rızası” için mi konuşuyorsunuz yoksa “İktidarın Rızası” için mi? Güç kimden yanaysa “ondan yana” olana yazıklar olsun. “Siyasi İrade’yi razı etmek” için konuşanlara yazıklar olsun. Söylenecek çok şey var ama en iyisi siz şu ayeti tefekkür edin:
Arada bocalayıp dururlar. Ne onların ne de bunların tarafına geçerler. Allah kimi saptırırsa onun için bir yol bulamazsın. (Nisa, 143) (Fehmi İlkay Çeçen / Facebook Notu – 06.08.2016)
Emre’ninki gibi Fehmi’ninki de çok “kazık” sorusu ile birlikte çok “güzel” ve de çok “yerinde” bir tesbit… Yazım’ın ilk bölümünde “adlarını zikrettiğim İlahiyatçılar”ın tamamı “doğru bildiğini söyleyip Müslümanlar’ı aydınlatmaya çalışan” her biri Kur’an Mü’mini Hocalarımız’dı… Fehmi İlkay’ın kast ettiği ve adlarını yazmadığımız İlahiyatçılar ise o sırada insanımıza aslı-astarı olmayan ve bir tür “Uyuşturucu” olan “Hikaye-Hurafe” anlatan İlahiyatçılar’dı…
Yani “Duruşu Belli” İlahiyatçılar ile, –ortama göre hareket eden, hava ne yana dönerse o yana dönen- “Rüzgâr Gülü” İlahiyatçılar’ın Tarih ve Millet önünde “tesçili” de oldu bu yaşadığımız Dönem!!!
.
> “DİNCİ TEPİŞME” SIRASINDA SADECE “MECLİS” DEĞİL,
“ANITKABİR” ve HATTA “KÂBE” BİLE BOMBALANABİLİR!
Atatürk’ün dediği gibi bu Ülke “Şeyhler-Dervişler-Meczuplar Ülkesi olamaz”… Aynı zamanda “Ilımlı İslam ve Dinci Cemaat ve Partiler Ülkesi” de olamaz… Olursa işte sonu budur, bir Dinci Teşkilat, öteki Dinci Teşkilatı yok edeceğim derken Meclis Binası’nı da bombalar… Yarın Anıtkabir’i bombalamayacaklarının garantisi yoktur… Siz bırakın Meclis Binası’nı ve Anıtkabir’i, bu Donu Düşük Dinci Uyuzlar’ın “Tepişmesi” sırasında “Kâbe” bile bombalanabilir… Hatta şu sıralar IŞİD’in Kâbe’yi bombalayacağı bile konuşuluyor…
“Bu hale” getirilmiş bir İslâm Dini’nin sorumlusu, Fethullah Gülen kadar aynı zamanda Recep Tayyip Erdoğan’dır… Onun için “Dinciliği” bırakıp adam gibi “Dindar” olmalıdırlar… Bunun da “tek yolu”; “İslâm Mirası” ile bütünleştirilecek olan “Atatürk Mirası”dır…
Dinci Uyuzlar da zaten bunun için Atatürk’e “düşman”lar, Dindarlar ise zaten bunun için Atatürk’e “minnettar”lar…
“Bu düşmanlığı” en güzel ifade eden sözle Yazım’ı bitiriyorum. Yaşar Nuri Öztürk bunu önce 01.08.2008’de “Şimdi Kemalizm’e İhanet Zamanı” başlığıyla Hürriyet’te, sonra da 25.06.2015’de “Mustafa Kemâl’e Kahpelik” başlığıyla Aydınlık’ta yazmış ve şunu söylemişti:
Haçlı Batı; Türk Halkı’nın “Atatürk Mirası’ndan yararlanması”na seyirci kalır mı? Sen gel de bunu anlat Emperyalizm’le işbirliğini ‘en büyük keramet’ sayan bilcümle Dinci alçaklara. Analarının-bacılarının yatak odalarına giren Yunan İşgalcileri çoktan unuttular; Atatürk’ün içtiği rakıların kadeh çetelesini tutmaya devam ediyorlar. İman ve namus kıratları işte bu!
Haçlılar; Atatürk’ün yıkılması için “Kâbe’nin yıkılması”nı şart koşsalar, İslam dünyasında, bu imansız ve namussuz şartı “zevkle kabul edecek” çok sayıda alçak bulabilirler.
.
***
Bu Yazım’da “Tarih’te yaşanmış” bazı olayları “Tarih’e Not” ettim… Çünkü bunları “benden başka” Tarih’e kaydedebilecek başka bir yok, çünkü olayları ve konuları “benim kadar” ayrıntılı bilen yok! Tarihi Süreç’i bu şekilde “görüp-okuyubilecek” biri de yok!… İşte “AKP içinde” ve “AKP-FETÖ arasında” yaşanan “Yaşar Nuri Öztürk Kavgası”nın Tarihi Süreç’i “bu şekilde” oldu. Başka bir ifadeyle, “15 Temmuz Süreci”ne de böyle gelindi, yani Yaşar Nuri Öztürk’ün “Kur’an’daki İslâm” Tezi ile “Muhammed’le Mustafa’nın Bütünleştirilmesi” Projesi’ne yıllarca kulak tıkanmasından!
.
.

.
> KUR’AN “ÖKÜZ’E ÖĞÜT” KİTABI DE-ĞİL-DİR!
Onun için ısrarla altını çize çize vurguluyorum: Türkiye “böyle bir Süreç”ten geçerken, Taslaman-Dorman İkilisi’nin daha bu Ramazan Ayı’nda Tv 8’de “Caner Hocam İnternet Siteleri’nde Dünya’nın Öküz’ün Boynuzları’nda ve Balık’ın Sırtında / Ağzında olduğu şeklinde yazılar çıkıyor, nedir bunun aslı-astarı” gibi “zekâ fışkıran” (!) konuları konuşmaları; Din’e “hizmet” falan değildir!
Allah aşkına “2016 Türkiyesi ve Dünyası”nda daha halâ “Dünya’nın Öküz’nü Boynuzları üstünde durduğunu” sanan ve “Mecaz Anlatım’dan nasipsiz olduğundan” inanan varsa, bırakın o Öküzler’i “öküzlükleri”yle kalsınlar! Koca Ulusal Kanal Tv 8’de daha hala buna “cevap yetiştirme”nin mantığı nedir? Yani Ateist Öküzler’le Dinci Öküzler’in bu öküzlüklerinin sonu yok ki, “hangi birine” cevap yetiştireceksiniz!… Yetiştirseniz bile bu Öküzler öküzlüklerinden “vazgeçecekler” mi? Kur’an Ayetleri “İnsanlar”a öğüt verir, “Öküzler’e öğüt” işe yaramaz!
İslâm Dini “Öküz’e Öğüt Dini” DE-ĞİL-DİR!
Neden Taslaman-Dorman İkilisi üzerinde duruyorum. Çünkü ben bu 2 İlahiyatçımız’ı Türkiye ve İslâm Dünyası için bir “şans” olarak görüyorum. Bunların “kapasitesi” bu kadar değildir, bu yüzden enerjilerini ve bilgilerini bu “Ateist ve Dinci Çöplüğü’nü temizlemek”le harcamamalıdırlar…
Çünkü bu Ülke İnsanı ne “Dini”nden vazgeçiyor, ne de “Atatürkü”nden… Vazgeçmeyince ve bu ikisi “kavgalı” gösterilince de Ülke’de “huzur” olmuyor!…
Onun için “yapılacak iş”; özelde Taslaman-Dorman ve Diğer İlahiyatçılar’ın, aynı zamanda da Ülke İnsanı’nın Yaşar Nuri Öztürk’ün şu Kitapları’nı “mutlaka” okumaları ve “Muhammed’le Mustafa’nın Bütünleştirilmesi” Projesi’ni hayata geçirmeleridir!
Yani -ayrıntılarını Youtube Kanalım’da 10.000’den fazla tıklanıp-izlenen “FETÖ Darbesi’ne Yaşar Nuri’den Kesin Çözüm” adlı İnternet Sohbetim’den de izleyip-dinleyebileceğiniz gibi- “Hz.Muhammed’in Mirası İslâm” ile “Mustafa Kemâl’in Mirası Cumhuriyet”in çelişmediğini, Atatürk’ün “Uydurulan Din”e düşman olduğu “İndirilen Din”e ise Devrimleri’yle hizmet ettiği ortaya konmalıdır. Bu ortaya konamadıktan sonra, Dinciler’in ne “Atatürk Düşmanlığı” biter, ne de Kemalistler’in “Din Düşmanlığı”…
.
> 2 VAHİM HATA: DİN ve ATATÜRK’ÜN ANLATILMAYIP “DAYATILMASI”…
Çünkü biraz önce Emre Baransel’in hatırlattığı “Erdoğan’ın / Dinciler’in Din’i dayatması” değildir tek problem, aynı zamanda da “Kemalistler’ni Atatürk’ü dayatması”dır… Yaşar Nuri Öztürk “biri Atatürk’ü ve Laikliği dayattı, bu da antitezini doğurdu ve öbürü de sıkışınca Din’i dayattı, oysa ki bunlar dayatılmamalı anlatılmalıydı” diyor! Anlatılmayıp-dayatılınca, “İslâm-Cumhuriyet” veya “Atatürk-Din” Kavgası, FETÖ Terör Örgütü’nün beslenip-palazlanmasını sağladı ve Türkiye “uçurumun eşiğinden” döndü…
İşin garibi bu 10 Kasım’da da İlahiyatçılar gene Fıkıh ve Tefsir’e gömülmüşken, “Atatürk ve İslâm” konusunda Yazı yazan da gene Emre Baransel oldu. Facebook’ta güzel bir Yazı yazıp-paylaştı. Atatürk’ün yaptıklarıyla Kur’an’daki Ayetler’i “çok güzel” bağdaştırdı, verdiği örnekler çok güzeldi…
Bu “bilmediğinin düşmanı” olan 2 Kesim’i kavga etmek yerine kucaklaştıracak, yani Dinciler’in Atatürk’e, Kemalistler’in Din’e “nefretle bakması”nı önleyip “işin aslını” öğretip Ülke insanını “kucaklaştıracak” bilgileri içeren Yaşar Nuri Hoca’nın Kitapları’nı tekrar hatırlatıyorum:
“Allah ile Aldatmak”,
“Maun Suresi”,
“Kur’an Penceresinden Kurtuluş Savaşı’na bir Bakış”,
“Kur’an Verileri Açısından Laiklik”,
“İmam-ı Azam”,
“Lanetli Soy”,
“Firavun”,
“Kötülük Toplumu”,
“Ebu Zer”,
“Özgürlük ve İsyan”…
Bunlardan 3 tanesini, Almanya Stuttgart’ta yaşayan Türkolog ve Siyaset Bilimci aynı zamanda da Müzisyen olan Kardeşim Levent Yatağanbaba istemişti, Kardeşim Ahmet’le birlikte aldık ve Almanya’ya dönerken götürdü, Levent de şu anda okuyor…
Herkes de okumalı… Ben sadece Kardeşim’e değil, Türkiye Dışı’nda olup da Hocamız’ın Kitapları’nı bulamayanlar, Benim Kitaplarım’ı Sipariş verdiklerinde eğer isterlerse, onlar için de üşenmeyip Kitapçı’ya gidip-alıyor ve Kendi Kitaplarım’la birlikte Yurt Dışı’na gönderiyorum ki okuyabilsinler… Okuyanlar da fırsat buldukça anlatabilsinler… “Anlatmalı” ki “dayatılmamalı”, anlatılmayınca -otomatik olarak- Toplum’a dayatılıyor çünkü…
“Atatürk” diye Toplum’a dayatılan da “Rakı içiyordu” dayatması, “İslâm” diye Toplum’a dayatılan da “kıçıma kazık girdi, yediğim kazık sonucu Orucum bozuldu mu Hocam”, “sakız çiğneyince Oruç bozuluyor mu Hocam”, “Üç Harfliler / Cinler’le evlenilebilir mi Hocam”, “Midye yemek caiz midir Hocam” türü, “seviyesizliğin, öküzlüğün, dangalaklığın Dorukları”nda sorular… Kitle’nin “çok büyük bir kesimi” Din deyince “bunları” anlıyor, ha bir de Yasin-i Şerif okuyup ölüsünü Cennet’e göndermeyi…
Oysa “Din” denilen müessese bu rezilliklerle alakalı değildir, Din “ezilen insanların hakkını korumak için” vardır. Yani yapısı itibariyle “Anti Emperyalist” bir müessesedir! Din Anti Emperyalist olduğu gibi Atatürk de Anti Emperyalist’tir!
> ERDOĞAN “UÇKUR DİNİ”NE MÂHKÛM da OLABİLİRDİ!
Şu soruyu sorarak Tarih’e düştüğümüz bu “ayrıntılı not”u tamamlayalım:
Amerika ve Vatikan Destekli Fethullah Gülen’in “Ilımlı İslâmı”na karşı, ya Yaşar Nuri Öztürk’ün “Kur’an İslâmı” OLMASAYDI Recep Tayyip Erdoğan ve Tayfası Dinciler’in hali “ne” olacaktı?! Emperyalist Dini olan “Ilımlı İslâm” ve “Ilımlı Peygamberi” Fethullah Gülen’in karşısına “Dünya Öküz’ün boynuzları üzerindedir” diyen Öküzler’in Dini’ni veya “Yanmayan Kefen” ile “sertleşmeyen ölü erkek cinsellik organına Kur’an’daki ‘Allah diridir’ Ayeti’ni okuyup-üfürün o zaman şeyiniz kalkar yani dirilir ve karınızla güreşebilirsiniz” diyen “Uçkur Dini”ni mi çıkaracaktı?! Bu “Öküz Dini” ile “Uçkur Dini”, Fethullah’ın “dişinin kovuğuna bile” yetmezdi!
Sağlığında, daha doğrusu Hastalığı’nın Son Dönemleri’nde kendisine etmediğin zulüm kalmayan Yaşar Nuri Öztürk’e ve Anlattığı Din’e yat-kalk dua et Tayyip Erdoğan! Çünkü FETÖ’yü yıllar ve yıllar besleyip-büyüten, yardım-yataklık eden, özetle “burnuna kadar” bu pisliğe batan sen “Tayyip” falan olamazsın! Seninkisi “sadece isim benzerliği”dir!… Tayyip yani “temiz” olabilmen için “Allah ve Milletimiz bizi affetsin” dediğin tövbende “samimi” olman gerekir! Onun “kanıtı” da Konjonktür icabı “Atatürk’e ve Kur’an’daki İslâm’a sarılman” değildir. Bu ikisi “yılan” değil ki denize yani FETÖ’NÜN kucağına düşünce bunlara sarılasın! Sen bu Topraklar’ın bu “en büyük ve kutsal 2 Değeri”ni böyle işine gelince kullanıp, işin bitince kaldırıp atamazsın!
Tövben’de “samimi”ysen, Allah gücüne güç katsın ve FETÖ’nün aslı ve özeti“Atatürk ve Laik Rejim Düşmanlığı” olan Emperyalist Dini Ilımlı İslâm’ın kökünü bir güzel kurut!
Samimi değilsen ve “takiye” yapıyorsan; hiç kusura bakma ama “ben tayyibim masturbasyonuna” ancak Türk Dil Kurumu’nu inandırabilirsin, çünkü “tayyiplik iddian” Sözlük anlamından ibaret kalır… Allah’ın da umurunda bile olmazsın. Çünkü Allah “Nuru’nu tamamlamak” için “gerçek tayyipler”i destekleyecektir, senin gibi “sadece ismi benzeyenler”e muhtaç ve mahkum değildir!
.
> “KUR’AN MÜ’MİNLERİ EKİPLERİ” ÖNÜMÜZDEKİ
SÜREÇ’TE “TARİH SAHNESİ”NE ÇIKACAK / ÇIKMALI!
Özelde Türk Milleti’nin, genelde de İslâm Ümmeti’nin Haçlı Emperyalist Zulmü’ne karşı “tek çıkış yolu” olan Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün “Muhammed’le Mustafa’nın Bütünleştirilmesi” Projesi’nin peşini bırakmayacak, dayatmayıp-anlatacak “Gerçek Kur’an Mü’minleri” vardır bu Ülke’de…
Sen “Devlet’in Mühürü” elindeyken işin icabını yapmazsan, bu bahsettiğim Mü’minler’in maddi-manevi güçleriyle bir araya gelip “Ekip” olması ve bu “Proje”yi gerçekleştirmek için Tarih Sahnesi’ne çıkması “Allah’ın izni ve desteği”yle çok uzak değildir ve gerçekleşecektir!
Bu konuda Diyarbakırı’ndan Gaziantepi’ne, İzmiri’nden Yurt Dışı’na kadar hemen her hafta onlarca Mesaj ve Telefon alıyorum “Murat Bey, bu konularda Projeniz varsa destek olmak istiyoruz” diyen… Çünkü beni “Yaşar Nuri Öztürk’ün Mirası’nın Emanetçisi” görüyor insanlar… Hatta “Yaşar Nuri Öztürk’ün Yâdigarı” görenler de var…
Projeler’e gelince, “var” tabi… Bunun “Kitap” boyutu, “Televizyon Programı” boyutu, “Makele içerikli Dergi” boyutu, “Gazete” boyutu var, “Sinema” boyutu var… Önümüzdeki 10 yıl içinde -ömrüm varsa- Kur’an Mü’minleri’nin desteğiyle Projelerim’in hepsini tek tek gerçekleştirmeye çalışacağım… Gerçi bunların çoğu “lafta” kalır, iş icraata geldi miydi bunların çoğu “arazi” olur, elini cebine atmaz. (Bu konuda yakında –Yaşar Nuri Hoca’nın da çok şikayetçi olduğu- “Alevisi’nden Tavukçusu’na Aynı Kafa / Kur’an Mü’minliği ve Maide 2 Nasipsizliği” adlı bir Yazı da yayınlayıp, Dinciler’in Dindarlar’ı nasıl ve neden böyle “pas-pas gibi ezdiğini” gözler önüne sereceğim.)
Ve bundan sonra “bu konulardaki Görüşme istekleri”ne “hayır” demeyeceğim, özellikle zaman ayırıp-görüşeceğim… İlk görüşme de Kurban Bayramı’ndan sonra (işlerimden ötürü gerçekleşmedi, belki Yılbaşı’na doğru gerçekleşir) İstanbul’da Gönüldaşım ve “13’lü Din-Siyaset-Kültür Kitapları” Setimi alıp-okumuş bir Okuyucum da olan Burhan Alper Modanlıoğlu’nun isteğiyle bir araya geleceğimiz tanımadığım bir Kur’an Mü’mini’yle olacak. Anladığım kadarıyla bu kişinin Projesi yokmuş ama eğer bir Proje olursa gerçekleşmesi için “kaynak bulabilecek” biriymiş…
İnsanların “bu şekilde” bir araya gelebilmesi işte “bu bakımdan” çok ama çok önemli… Çünkü ben bunları “tek başıma” gerçekleştiremem… Benim “Kitap Satışlarım”dan kazandığım % 5’lik Telif Gelirim’den başka bir Gelirim yok… O da her yıl Binlerce Kitabım satılsa da, ancak Kendime ve Yeni Kitaplarım’ın Basımı’na yetiyor… Projelerim’in gerçekleşmesi için birilerinin de bu işin “masrafı”nı halletmesi gerekir. Yoksa ben “Projelerim”in, öteki de “Parası”nın “turşusunu” kurarız, hiçbir işe yaramaz çünkü… Proje var Para yok, Para var Proje yok!!! “Ne işe” yarayacak? Onun için “Proje ve Para Sahibi” Kişiler’in bir araya gelmesi ve “birlikte” hareket etmesi, yani bir “Ekip” olması gerekir!
“Sadece davet edenler”le buluşmayacağım bu konuda, kendim de “bu Proje’nin gerçekleşmesini sağlayabilir” dediğim bazı İmkân Sahibi Büyüklerimiz’i de ziyaret edip Projelerim’i anlatacağım…
.
> “MUHAMMED’LE MUSTAFA’NIN BÜTÜNLEŞTİRİLMESİ”
PROJESİ’NİN “BAŞLANGIÇ” NOKTASI; “M I S I R”DIR!
Biz “Fert ve Ekip’le gayret” ederken, dönelim gene Siyaset’e yani “Devlet’i Yönetenler”e…
“Özetle Erdoğan; “İslâmlar Savaşı”nda Emperyalist Uşağı ve Ilımlı İslâm Peygamberi FETÖ’nün karşısına Yaşar Nuri Öztürk’ün “Kur’an’daki İslâmı”nı çıkardın ve “günü” kurtardın!!! Fakat “yarınları” da kurtarmak için “2.Adım”ı da atmak zorundasın! O da gene Yaşar Nuri Öztürk’ün “Muhammed’le Mustafa’nın Bütünleştirilmesi” Projesi’dir!
“Nerden ve nasıl başlayacağını” eğer bilmiyorsan, taa Atatürk’ün yaşadığı 1930’lara gitmene bile gerek yok, “çok daha yakın Tarih”ten başlayabilirsin, çünkü “bu bile” yeter! “Başlayacağın nokta”yı söyleyerek Makalem’i bitireyim:
Tam da Eylül 2011’de Mısır’da Mısırlılar’a “Yeni Mısır’ın Laik bir Anayasa’ya sahip olmasını tavsiye ediyorum” dediğin yerden başla!!!
Bizde bir söz vardır, “Karakol’da doğru söyler Mahkeme’de şaşar” diye! 🙂 15 yıldır Türkiye’yi yöneten Erdoğan da öyle! Bu konuda “Dışarı”da doğru söylüyor ama “İçeride” –Tribünler’e oynamak- için şaşıyor. Yani “o da” bal gibi biliyor, “tek çıkış yolu”nun Atatürk’ün Rejimi olan “Laik-Sosyal Hukuk Devleti” olduğunu ve Mısırlılar’a da bu yüzden “başka çareniz yok” diyor!
———————-

.

.

.
.
YATAĞANBABA KİTAPLARI KAMPANYASI

——-> ETİKET FİYATI: 163 TL <——–
KAMPANYALI FİYATI: 75 TL – 160 TL
1- TÜRKİYE İÇİ: 75 TL (Kargo Dahil | Adrese Teslim – Kapıda Ödeme)
2- TÜRKİYE DIŞI: 105-160 TL (Posta Dahil | PayPal ile Ödeme – Adrese Teslim)
– Avrupa-Asya-KKTC-Kuzey Afrika Kıtası: 105 TL / 30 Euro
– Amerika Kıtası: 135 TL
– Avustralya Kıtası: 160 TL
Türkiye İçi Sipariş İçin: Murat Yatağanbaba Tel: 0537 411 59 83
Türkiye Dışı Sipariş İçin: Ahmet Yatağanbaba PayPal Hesabı: ahmety@gmx.de
“YENİ ÇALIŞMALARIM”ı Yayınlamama “Destek Olmak İsteyenler” İçin Hesap Numaram:

YAPI KREDİ BANKASI | MURAT YATAĞANBABA:
– IBAN: TR940006701000000092452501
– TC NO: 28639493048
.

– 10.12.2016 –

