Ebu Leheb’in Kuruyan Elleri ve 2023 Seçimleri!


MURAT YATAĞANBABA KİTAPLARI

YATAĞANBABA KİTAPLARI’NI “adrese teslim” kolaylığıyla sipariş verebilirsiniz. (Afişi Tıklayın)

2023 SEÇİMLERİ ve EBU LEHEB’İN KURUYAN ELLERİ!

Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerine bir-kaç gün kaldı, seçime mi gidiyoruz, savaşa mı karıştı! Bu konuda hiç yazıp-konuşmayınca insanlar telefonla soruyor “ne düşünüyorsun/kime oy vereceksin” diye… “Nasıl” konuşayım ki? Ortada bir “fikir mücadelesi” yok, “fikir kabızları”nın rakiplerine sövüp-sayması, hatta –dün Erzurum’da olduğu gibi- seçimi “kana bulamak” girişimi kahpeliği var sadece. “Hain” suçlaması “sıradan bir laf atma”ya döndü adeta.

İlk ilkokulu bitirip ortaokula başladığım 80’lerin ortalarında tanıştım Türk Siyaseti’yle… “1970’lerde kardeş kardeşe düşman olmuştu” diyorlardı… Sonrasında da her yerde silahlar patlıyor, insanlar birbirlerini öldürüyorlardı, 1980 Darbesi de daha yeni olmuştu… Bir çocuk için “ne kadar üzücü” bir tanışma siyasetle… Şimdi gözlerim zor görüyor, kulaklaklarım zor duyuyor, beyazlayan saçım-sakalıma saç boyası yetişmiyor ama ülkem gene “aynı gerginlik”te yaşıyor ve seçimlere “gene öyle” giriyor.

Ülke insanı her konuda karpuz gibi ortasından ikiye bölünüyor ve elinden gelse biribirini yok edecek. Bu “nasıl bir” nefret!!! Dinin “en nefret ettiği” kin, bizim “tek gıdamız” olmuş. Böyle bir nefretin “galibi” olmaz, bu nefret –Taner Öngür’ün ifadesiyle- “hepimizi” mahfedecek!… Yapmayın abiler, yapmayın ablalar, yapmayın kardeşler… Birbirinize “hain” deyip-durmayın, işi bu kadar ucuzlatmayın, ama particilik bokuna işi o kadar cıvıklaştırıp ucuzlattınız ki, semt pazarlarında satılan ıspanak bile daha pahalı artık!

Özellikle Erdoğan’ın “çapulcu, sürtük, aşağılık, cibilliyetsiz, zürriyetsiz, soysuz, ahlâksız, zillet, kitapsız, Allah’sız” diye ağız dolusu sövüp-sayarak kutuplaştıran dili ve bu gerginlikten oy devşirmesi sizi kandırmasın. Ben sizi “hain” değil “kardeşlerim” olarak görüyorum, çünkü biz hepimiz “bu yurdun” evlâtlarıyız… Öyleysek, o zaman bu ülkenin nimetlerini de “biz” yemeliyiz. Yaşar Nuri Öztürk’ün ifadesiyle “bu ülkenin nimetlerini bu ülkenin çocukları yemelidir”… Yiyor musunuz, hepiniz/hepimiz gırtlağımıza kadar kredi kartlarına batmış durumda değil miyiz?!… “18 milyon” hanenin/ailenin olduğu ülkemizin mahkemelerinde “25 milyon” icra dosyası birikmiş. Yani birbirimize olan bu nefretimiz başımızı “göğe” erdirmemiş, “yerin dibi”ne sokmuş!  

.

KUR’AN’IN EBU LEHEB’LE “HEDEF” EĞİTİMİ!

 “E ne yapacağız” diyorsanız, “birbirinizi” düşman/hain görmeyeceksiniz, sizi yerin dibine sokan, alın terinizi boşa harcatana/sisteme düşman olacaksınız! Şöyle ki: Kur’an bu konuda bizi şöyle eğitiyor:

“Tebbet yedâ ebi lehebin / Ebu Leheb’in ELLERİ kurusun!..” (Tebbet Suresi | 1. Ayeti)

Ebu Leheb’in “peygamberin amcası” olduğu yaygın bir bilgi ama siyer/tarih profesörü Balcı “kişi değil zihniyet” olduğunu söylüyor. Ayet –İslâmoğlu’nun çok güzel yakaladığı gibi- “Ebu Leheb kurusun” demiyor, “elleri” kurusun diyor. Bu şu demek:

Mekke’nin bütün nimetlerini gasp edip toplumdaki bütün sosyal-ekonomik dengeleri bozan zihniyeti, yani bunları “kazanmasını sağlayan sistemi” düzeltin!

HEDEF “kişileri/birbirimizi yok etmek” değil, “haksızlığı” yok etmektir. Bu o kadar kesindir ki, Yüce Allah Mekke’nin kanını emen tefecilere bile “ana malınız sizde kalsın, haksızlıkla kazandıklarınızı halka geri verin” diyor. (Bakara  Suresi | 279. Ayeti) Bu kötülüğü yapanların ana mallarını da alıp onları “tamamen yok etmek” gibi saçma bir hedefe bizi yönlendirmeye çalışmıyor!

Türkçemizde bu ayet “sivrisineklerle uğraşma, BATAKLIĞI KURUTMAYA çalış” diye deyimleşmiştir. Öyle ya, bataklık yoksa sivrisinek de olmaz. Sen istediğin kadar sivrisinek yok et, eğer ki bataklığı kurutmazsan “yine ve sürekli” ürerler bu kan-emiciler!… Sen bunu yaparak “ellerini/sistemi” kurutmak yerine kalkar da Ebu Leheb’in “kendisini” kurutmak gibi bir salaklığa gidersen, Ebu Leheb gider yerine Ebu Leblebi gelir ve “aynı düzen” devam eder!

Düşünülsün ki “azdığını” söylediği Firavun’a, -kardeş-peygamberler- Musa ve Harun’u gönderirken bile “yumuşak, tatlı bir dille söyleyin” diyor. (Tâ-Hâ Suresi | 44. Ayeti)

“Din” de, “dindarlık” da BUDUR hanımefendiler, beyefendiler ve de çiftcinsiyetliler… Aksini yapan, yani birbirine “sürtük, zillet, hain” diyenlerse Kur’an’a göre DİNSİZİN “EN ÖNDE GİDENLERİ”dir… Ağzınızdan çıkanları kulaklarınız duyacak!… Altını çizerek “tekrar” söylüyorum, toplumumuzda her kim ister siyaset ister din için “kini-nefreti-kutuplaşmayı” körüklüyorsa “dinsizin-imansızın EN ÖNDE GİDENLERİ”dir.

.

Bu Nasıl bir “Kahır ve Belâ”dır bu Milletin Başında?!!!

DÜN 25 YIL “OSMANLI”NIN BORCUNU ÖDEMİŞTİK,

ŞİMDİ 25 YIL “OSMANLI-CILAR”IN BORCUNU ÖDEYECEĞİZ!

Bu kutuplaşmaktan (“bölücülük”ten diye okunur) kurtulup, GÜÇLERİMİZİ BİRLEŞTİREREK Ebu Leheb’i değil “ellerini” yani o veya bu partiye oy veren 25 milyon insanımızı hacize maruz bırakan, Allah’ın soğanını bile 30 liraya çıkaran “sistemi” kurutacağız. Eğer günlerimiz/hayatımız Ebu Leheb’e sadece söverek geçer ve o eller “kurutulmazsa”, halkımızın/seçmenimizin kurtuluşu yoktur! Kurtuluş “kurutmak”tan geçmektedir.

Kurutmazsak; 80 milyondan çalınan paralar için önümüzdeki 30-40 yıl daha bu “5’li Çete” denen “Çağdaş Ebu Lehebler’e ve onların finoları olan 4.000’e yakın çetecikleri”ne çalışacağız demektir! Tıpkı Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet 1923’ten 1950’lere kadar tam 25 yıl nasıl ki “Osmanlı’nın borçları”nı ödediyse, biz de önümüzdeki 25 yıl bu “Osmanlıcılar”ın başımıza kaktığı borçlarını ödeyeceğiz. Götünüzden ter aka aka alın terinizle “kazandıklarınızı 25-30 yıl bunlara aktarıp-ödemek” veya bunlara peşkeş çekilen, çalıp-çırpıp-yediklerini “bunların götünden şırıngayla / zorla HEPSİNİ geri almak” seçimidir bu.

Şimdi biri “ödemeyeceğim/Ebu Leheb’en ELLERİNİ kurutacağım” diyor, öbürü “uluslararası hukuk söke söke alır/Ebu Leheb’in elleri KURUMAYACAK” diyor. Söz konusu para 400-500 milyar dolar civarında, bu parayla bugünkü gibi “2-3 tane Türkiye” sıfırdan kurulur. İşin aslı ve özeti şudur: Ya bu para gelir ve 80 milyonca “kardeşçe” bölüşülür, ya da Ebu Leheb’in elleri değil ülkemiz kurur!

Posted Mayıs 9, 2023 by yataganbaba