
KİTAP SETİMİ “ADRESE TESLİM” KOLAYLIĞIYLA SİPARİŞ VEREBİLİRSİNİZ:
http://www.muratyataganbaba.com/kitaplarim
.
.
.
.
Atatürk’ün “Muasır Medeniyet’in Üstü Hedefi”nin 2 Engeli:
DOĞU’NUN GELENEĞİ ve BATI’NIN GÖRENEĞİ!
Türkiye’nin “illa ki Avrupa Birliği’ne girelim” ve / veya “ona değil illa ki Avrasya Birliği’ne girelim” denmesine tepki göstermiş ve “bu sığıntılıktır, Türkiye yönünü ister Avrupa’ya-Batı’ya, ister Avrasya’ya-Doğu’ya çevirsin ‘bu haliyle’ mutlu olamayacaktır. Türkiye “Avrupa Birliği’ne mi girsem de yırtsam, Avrasya Birliği’ne girsem de mi yırtsam diye bir sığıntı gibi yüzünü bir Batı’ya bir Doğu’ya çevirmeyi bırakmalı ve ÖNCE ‘kendi ayakları üstünde durmalıdır’, ondan sonra isterse Afrika Birliği’ne girsin” demiştim! Demekle de yetinmemiş ve Kur’an’daki “yüzünüzü Doğu’ya veya Batı’ya çevirmeniz erginlik-kurutuluş demek değildir” ayetini de “kanıt” göstermiştim! (“Kur’an’a Göre Avrupa Birliği” Makalem / “Güllerin Efendisi Hz. Muhammed Sürgünde” Kitabım / 2008)
Barış Manço’nun “Lahburger Bebek” şarkısını anlatırken “buradaki Lahburger; ‘Doğu’yu temsil eden Lahmacun ile ‘Batı’yı temsile eden Hamburger’in karışımı / çocukları, Lahmacun’un ‘Lah’ını, Hamburger’in de ‘burgeri’ni almış ve ‘Lahburger’i ortaya çıkarmış. Vermek istediği mesaj da “Türkiye’de doğan insanlar ne tam Doğulu’dur, ne de tam Batılı’dır, her iki kültürden de nasiplidir ve bu iki kültürden nasipli olması sayesinde de Dünya’nın gidişatını değiştirebilir” demiştim! (“Dünyanın Kaderi Lahburger Bebeklere Bağlı” Makalem / “Türk Kültürü’nün Karbon Kâğıdı, Barış Manço Destanı” Kitabım / 2006)
Şimdi… Alıntı yaptığım ilk kitabımın ilk baskısının üstünden 12 yıl geçti, 2020’ye geldik. Gördük ki “Doğu-Batı” konusunda Türkiye dediğimi dinlemedi ve -özellikle son 10 yılda Arap Baharı ile başlayıp Suriye ile süren süreçte- Batı-Amerika ile Doğu-Rusya arasında o kadar “git-gel, gel-git” yaptı ki, bırakın “sığıntılığı” falan, -“Siyaset Peygamber Mesleğidir” kitabımdaki ifademle- “masa masa dolaşan pavyon karıları”na döndü!
Alıntı yaptığım ikinci kitabımın üstünden de 14 yıl geçti, -üzülerek görüyorum ki- Türkiye Barış Manço’nun dediğini de dinlemdi ve “her iki kültürden nasipli” olmaktan çok “bu iki kültür arasında bocalamış” gibi duruyor!!! Öyle olunca da değil dünyanın gidişatını değiştirip-düzeltmek, “kendine bile” hayrı olmuyor! Yani Barış Manço “bu yarışta bayrağı Lahburger aldı” demiş ama -en azından şu anda- “bu yarışta Lahburger bayrağı alamamış veya kaptırmış” görünüyor!
.

Yaşar Nuri Hoca’nın “İç Eğitim Semineri” Konuşması:
DOĞU ve BATI KÜLTÜRLERİ,
TÜRKİYE’NİN ADETA “MENGENE”Sİ!
Yani Türkiye; ister siyasette “Batı Birliği’ne mi gireyim, yoksa Doğu Birliği’ne mi” diye bocalayarak, isterse de kültürde “Batılı gibi mi düşüneyim, yoksa Doğulu gibi mi” diye iki arada bir derede kalarak adeta Doğu-Batı arasında “mengene”ye sıkışmıştır!… Hadi sıkıştı diyelim, iyi de bu sıkışıklığı neden açamıyor?! Çünkü kültürde “her iki kültürden” ve siyasette “her iki coğrafyadan” da nasipli olmak yerine, “o kültürlerin ve coğrafyaların” etkisinde kalıyor! Yani buradaki o “mengene”, Doğu ile Batı’nın “gelenek-göreneği” olmuş oluyor! Öyle olunca da biz “Türk” gibi değil, Arap gibi veya İngiliz gibi düşünüyor ve davranıyoruz!!! Peki “ne yapılmalı” da bu mengeneden kurtulmalı?
Yaşar Nuri Hocamız 2006 yılında İzmir Çeşme’deki “1. Genişletilmiş İç Eğitim Semineri”nde bize şunu söylemişti: Japonya “hangi Birlik’e girdi de Avrupa’yı Amerika’yı solladı?!… Hiçbirine girmeden… İsviçre hangi Birlik’e girdi de İsviçre oldu, adamlar Avrupa’nın göbeğinde Avrupa Birliği’ne bile girmediler ama İsviçre oldular! Türkiye de ‘böyle’ bir ülkedir. Yani Türkiye ‘çaresi kendisi olan’ bir Ülke’dir, örnek olarak Japonya bize çok uzak ‘daha yakından örnek ver’ derseniz, ‘Atatürk Türkiyesi’ örnektir! Türkiye’nin Bütçesi tam 10 yıl ‘fazla’ vermiştir” demişti!
.

ATATÜRK TÜRKİYE’Yİ “BU MENGENE”DEN
KURTARMAYI “NASIL” BAŞARDI / İŞİN SIRRI!
Fakat Atatürk bunu nasıl başarmıştı? Şöyle: Batı ile ilişkileri kestirip-atmıyordu ama “Batı’nın namusuna güvenemeyiz” de diyordu! Aynı şekilde Doğu-Araplar ile de ilişkisini kestirip-atmıyordu ama meselâ Türk Tarihi yazılırken Türk Tarih Kurumu’na “Arap’ın ‘din’ diye yaşadığı gözlükle değil, ‘bilimsel’ olarak Türk Tarihi’ni yazacaksınız” diyerek, “Arap Kültürü”nün ESİRİ olmayı da reddediyordu. Atatürk insanlık tarihin “en büyük mucizeleri”nden biri olan ve hem “Batı Emperyalizmi”ne karşı çıkarak dünyada devlet kurabilen “tek lider” olmakla kalmamış, aynı zamanda “Doğu Emperyalizmi”ne de karşı durarak bunu başarmıştır!
İşin “sırrı” işte budur!
Yani hem Batı hem Doğu ile ilişkileri kesmemek, ama onların kültürünün güdümüne girmek yerine “ne mutlu Türküm diyene” diyerek “kendi kimliğiyle” yaşayıp “değer” üretmek! Hedef gösterdiği “Musaır Medeniyet seviyesinin de üstü”ne çıkmanın “tek yolu” da bu! Çünkü aksi taktirde bırakın “üstüne çıkmayı” falan, bu Batı ve / veya Doğu Medeniyeti’nin içinde bir “alt unsur” olarak kalmaya mahkûmdu…
.

Türkiye’nin ve Türkler’in “Bedeni” Özgür, “Beyni” Değil!
DOĞU-BATI’NIN “GELENEK-GÖRENEĞİ”NE KARŞI,
TÜRKLER “ÖZGÜR DÜŞÜNCE HAREKETİ” BAŞLATMALI!
Fikirleri Doğu’nun “gelenekleri”nden ve Batı’nın “görenekleri”nden hürriyete kavuşturarak, hakka ancak ‘hak olduğu’ için inanıp düstur kabul ederek bir ‘düşünce hareketi’nin başlatılması gerekir! (Prof. Dr. Hüseyin Atay / “Kur’an ve Hadiste İman Esasları” kitabı / Sayfa: 18 / Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları – 1959)
Yapacağımız iş işte bu: Doğu’nun geleneklerinden yani “bir toplumda ESKİDEN KALMIŞ OLMALARI dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, YAPTIRIM GÜCÜ OLAN kültürel kalıntılar, alışkanlıklar”dan ve de Batı’nın göreneğinden yani “bir şeyi eskiden beri görüldüğü gibi yapma alışkanlığı”ndan kurtularak “orijinal / yeni / ilkleri” yapıp-başarabiliriz.
Bu mengeneden kendisi kurtulan ve ülkesini de kurtaran Atatürk’ün “ilkleri” bu sayede oldu. Meselâ fabrikayı “Doğu’dan önce sanayileşen” Batı bulup-kurmuştur, Atatürk de fabrika kurmuştur ama “Batı’nın göreneği”ni taklit etmemiştir. Bu kurduğu fabrikalar “orijinalliği ve ilkliği” özelliklerinden ötürü Batı’da “Atatürk Tipi Fabrikalar” olarak anılmıştır! (Ayrıntılar “Peygamber Mesciti ve Atatürk Fabrikaları” Yazım’dan okunabilir.)
Siyasi açıdan bu örneği verdikten sonra, Doğu ve Doğu’yu adeta “esir” alan “din” ile ilgili de bir örnek vereyim: KUR’AN-I KERİM’İ Doğu’nun 1000 yıllık geleneği / sırf eskiden kalmış olmaları dolayısıyla ‘din budur’ diye dayatmasını / yaptırımını” AŞARAK OKUMAK gerekir. Bir başka ifadeyle “şu yaşadığımız zamandaki” sorunlarımız, problemlerimiz ve imkânlarımızla… Benim dün yayınladığım yazımdaki “Allah’ın İpi ne demektir” tespitim meselâ ayete “Doğu’nun geleneğinden kurtarıp-özgürlüğüne kavuşturarak” yapılmış bir yaklaşımdır! (Ayrıntılar “Allah’ın İpi ve Laiklik İlkesi” Yazım’dan okunabilir.)
.

Türkiye’nin Seçmesi Gereken, Önündeki 2 Seçenek:
1- “FİKRİ HÜR, VİCDANI HÜR, İRFANI HÜR NESİLLER” OLMAK,
2- DOĞU GELENEĞİ’NE ve BATI GÖRENEĞİ’NE TESLİM OLMAK!
O halde “Muasır Medeniyet’in ÜSTÜNE çıkma”da çare; Arap veya İngiliz gibi düşünmek değil, Türk gibi düşünmek, yani Atatürk’ün ifadesiyle “aklı-fikri, vicdanı-irfanı HÜR NESİLLER” yetiştirmek, bunun için de -Hüseyin Atay’ın ifadsiyle “düşünce hareketi başlatmak”tır!.. Bunun yolu da “Doğu’nun geleneği ve Batı’nın göreneği”ne takılmadan, Batılı olmak adına Doğu’nun, Doğulu olmak adına Batı’nın “doğruları”na karşı çıkmamak, Batı’dan veya Doğu’dan çıkıp-çıkmadığına değil, “hak, yani doğru olup-olmadığına” bakmak ve “ONUN ÜSTÜNE YENİ BİR FİKİR inşa etmek gerekir! İşte o zaman “her iki kültürden de nasipli” insanlar olarak Batı’yı da Doğu’yu da geride bırakıp “muasır medeniyet seviyesinin üstüne” çıkabiliriz!
Bunu başaramazsak; bu iki kültürün “kültürel emperyalizmi”ne uğrar ve muasır medeniyetin “üstünde” değil, Doğu veya Batı medeniyetinin “altında” oluruz! Onlar da “altta kalanın canı çıksın” der ve muasır medeniyetin üstüne çıkmak yerine, canımız çıkar! Bu kültürlerin kölesi değil de özgür olmak istiyorsak, önce fikirlerimizi “özgürleştirmemiz” gerekir! Şimdi görünüşte Türkiye’nin “bedeni” özgürdür ama “fikri-beyni” 1938’den beri “köle”dir!
Çünkü o tarihten beri Türkiye’de genellikle Atatürk’ün “muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkma” hedefi yerine, Doğu’dan ve Batı’dan “kim ıslık çalarsa ona gülücük dağıtmak”tan ibaret olan “yosma siyaseti” hakimdir!!! “Her ıslık çalana gülücük dağıtan yosmalar”la, “muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkma”… Kimse kusura bakmasın ama bu 10.000 yıllık bir geçmişe sahip Türkler’in “aklı-fikri hür nesilleri”nin değil, “Doğu-Batı gelenek-göreneklerine sığınmış ve ikisinin arasında sıkışıp kalmış sığıntı-yosmalar”ın tercih edeceği bir yol olabilir anca!… Çünkü hem çok ezikçe, hem de çok gerizekalıca…
.
.
——————————————–
Murat Yatağanbaba | 07.03.2020
——————————————–
.
.
“Mart 2025” Notum:
YENİ KİTALARIMIN BASIMINA
DESTEKLERİNİZİ BEKLİYORUM:
“Atatürk’ün Fıkhı: Muasır Medeniyet”
Okuduğunuz bu bilgileri, yayınlamaya çalıştığım “ATATÜRK’ÜN FIKHI: MUASIR MEDENİYET” kitabımdan aktardım… Kitabımın basımı için yaklaşık 1.300 dolar gerekiyor. Basılılıp-yayınlanabilmesi için ister 1.000, ister 500, o da olmuyorsa ister 100-200 TL fark etmez, “imkânınıza göre” İMECE usulü desteklerinizi GÖNDERMENİZİ BEKLİYORUM. İlginize ve desteğinize şimdiden teşekkür ederim:
HESAP NUMARAM | TL IBAN:
İş Bankası: TR77 0006 4000 0011 0770 6831 20
YURT DIŞINDAN DESTEKLERİNİZ İÇİN:
Wester Union ile gönderip, miktarı ve gönderi numarasını WhatsApp mesajıyla yazabilirsiniz: 0537 411 59 83


Yorum bırakın