CHE GUEVARA ve KAZMA! (Barış Manço ve Che Guevara’nın “Farklı Ekonomi” Tezleri!)

Bugün, “Yakın Tarih”te benim “beslendiğim iki Ana Damar”dan biri olan Barış Ağabeyimiz’in “74.Doğum Yıldönümü”…

Onun anısına, üstünde çalışmakta olduğum Kitaplarım’dan birinde yer alan bir Makalem’in “özetini” yayınlıyorum.

Makalem’de hem bu “Yakın Tarih”te beslendiğim Barış Manço var, hem de “Eski ve Çok Eski Tarih”ten beslendiğim Diğer 2 Ana Damar olan Atatürk ve Hz.Muhammed… Konumuzsa “Öncelikli Değer”

.

.

Barış Manço “Kazma” adlı Şarkısı’nda şöyle diyor:

Diyeceğim o ki, kişi “yetinmeli”,
“Yaşam” dediğin kısacık bir çizgi,
“Namus”, “Şeref”, “Onur” hepsi güzel ama,
En önemlisi “Helâl” Alın Teri!…

(“Estağfrullah… Ne Haddimize” Albümü / A3 / “Türküola” Plak -1983)

Bu öncelik-önem “sadece” Barış Manço’nun Şarkısı’nda değil, “Barış Manço ile 7’den 77’ye”nin Yapımcısı / Arkadaşı ve Ortağı Erkmen Sağlam tarafından da dile getirildi.

Ayrıntıları’nı “BARIŞ MANÇO FELSEFESİ ve 4000 YILLIK TARİHİ” Kitabım’dan okuyabileceğiniz bu Açıklaması’nı; Kocaeli-Darıca’da “Türk Kültürü’nün Karbon Kâğıdı / Barış Manço Destanı” Kitabım’la aynı adı taşıyan Konferansım’da yapmıştı:

…Barış Manço’nun “temel taşı” aslında “Hak’kın Yolu’nda olmak / insanların hakkını teslim etmek”ten geçerdi. Yani Kul Hakkı “en ağır günah”tır!.. (Sayfa: 61)

Barış Manço’nun “Helâl Alın Teri / Kul Hakkı” konularındaki bu hassasiyetini bu şekilde vurguladıktan sonra, şu soruyu soralım ve cevabını öğrenelim:

Peki Şarkı’da “neden” meselâ “Sevgi-Saygı-Hoşgörü” veya “İyilik-Güzellik-Dürüstlük” dememiş de “Namus-Şeref-Onur” demiş?! Çünkü Barış Manço’nun bu Sözleri; “öylesine” söylenmiş Sözler değil, BİR “TEZ”E KARŞI SÖYLENMİŞ, “ANTİ TEZ”dir!

.

.

Küba Devrimi’nin Efsane İsmi Che Guevara “Hayat”ı tanımlarken şöyle diyor:

Hayat; ne “Aşk Davası”dır, ne de “Ekmek Kavgası”dır. Hayat “insan kalabilme mücadelesi”dir. “ŞEREF”inle, “NAMUS”unla, “ONUR”unla!

İşte Barış Manço bu “Tez”e karşı “Anti Tez” ortaya koyduğu için, Che Guevara’nın atıf yaptığı Değerler’i Şarkısı’nda dillendirip, “kendi düşüncesini / bu sayılan Değerler’den daha önemli gördüğü Değeri”ni söylüyor!

SİYASET’TE DEVRİM yapan Che Cuevara’ya göre öncelikli-önemli olan “Şeref-Namus-Onur”dur, SANAT’TA ve SAHNE’DE DEVRİM yapan Barış Manço’ya göre ise “Namus-Şeref-Onur” güzeldir ama öncelik-önem “Helâl-Alın Teri’nde”dir!

Peki “Gerçek Hayat”ta bu 2 Devrimci’den “hangisinin görüşü / önceliği” geçerlidir?! Bunun üstünde biraz düşünelim:

Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk “Kur’an Penceresi’nden Özgürlük ve İsyan” adlı Kitabı’nı Che Guevara’ya ithaf etmiş, Köşe Yazısı’nda ise şunu yazmıştı:

.

.

Che ve başta Fidel Castro olmak üzere bütün Devrimci Arkadaşları birer “Atatürk Hayranı” idiler. Onu, “özgürlük ve bağımsızlık öncülerinin en büyüklerinden biri” biliyorlardı.

Che’nin Kader Arkadaşı Castro’nun, özellikle Che’nin bir tür “Akıl Hocası” sayılan ve radikal bir Atatürk Hayranı olan Jose Carlos Mariategu’nun tanıklığı bunun tartışılmaz belgesidir. (Yurt Gazetesi | 29.01.2015)

O halde Barış Manço’dan sonra (Che’nin “Hayran” olduğu “Öncüleri’nden biri” olan) “Atatürk”ün bu konuda “ne düşündüğü”ne de bir bakalım!

.

.

“Namus-Şeref-Onur” Değerleri’yle ilgili Atatürk “şunu” düşünüyor:

Bir Ulus’ta, “Şeref, Onur, Namus” ve insanlığın varlığı, o Ulus’un “Özgürlük ve Bağımsızlığı”na kendi menfaatlerini düşünmeden milletine sahip çıkan ve hizmet eden “Şerefli Mebuslar’ın varlığı”na bağlıdır!!!

Yani Atatürk’e göre de “öncelik” Şeref-Namus-Onur’da “değil”dir, “Özgürlük ve Bağımsızlık”tadır! Çünkü “Şeref-Onur-Namus” Değerleri; “Özgürlük ve Bağımsızlık” Değerleri’ne bağlıdır!… Eğer ki “Özgürlük ve Bağımsızlık” yoksa, o Kişi ve / veya Ulus’ta “Namus-Şeref-Onur” da “yok”tur!

Atatürk, “İktisat Kongresi”nde yaptığı Konuşma’da ise “Ulusal Egemenlik”i de Che’nin tersine “Ekmek”e yani “Ekonomik Özgürlük”e bağlamıştır:

Bir Ulus’un “hayatıyla doğrudan doğruya ilgili” olan Ekonomisi; “Çöküşünün de Yükselişi”nin de nedenidir! Zamanımız bir “İktisat Çağı”dır. Kılıç kullanan kol yorulur ama Saban kullanan kol yorulmaz, her gün daha çok güçlenir ve “toprağına daha iyi” sahip olur. Osmanlı İmparatorluğu her şeyden önce Saban’ın karşısında yenildi. Kılıç’la zafer kazananlar er geç yerlerini “Saban’la zafer kazananlara bırakmak” zorunda kalırlar… Ulusal Egemenlik, “İktisadî Egemenlik”le birleştirilmelidir yoksa kazanılan Askerî ve Siyasî başarılardan “olumlu sonuçlar” elde edilemez. (İzmir-1923)

Bu konunun üstünde Kitabı olan “Nutuk”ta da duruyor. “Özeti”ni verdiğim bu bilgilerin ayrıntılarını, üstünde çalışmakta olduğum “EGEMENLİK; KAYITSIZ-ŞARTSIZ ‘BORÇ VERENİN’DİR” adlı Kitabım’da yayınlayacağım!

İşte Che ve Arkadaşları “İktisadî Egemenlik” kısmını beceremedi… “Kılıç”la gerçekleştirdikleri Devrim’i Saban’la pekiştiremedi… Saban, o Devir’in Tarla’ta kullanılan bir Teknolojisi… Atatürk’ün “Saban” dediğini “Son Teknoloji” ve “Ekonomi” olarak anlayın…

*

Şu ana kadar 3 Tarihi Kişilik’in görüşlerini özetledik:

CHE GUEVARA “Hayat Ekmek Kavgası değildir” dedi,

BARIŞ MANÇO “en önemlisi Helâl Alın Teri”dir, yani Che’nin tam tersine “Ekmek-Emek”tir dedi,

MUSTAFA KEMÂL ATATÜRK de “Tam Bağımsızlık ancak ve ancak Ekonomik Özgürlük’le mümkündür”, yani öncelik “Ekmek-Emek”tir dedi!

*

Ben bu konuda “Din ne diyor” sorusunu da gündeme getirmek istiyorum. Çünkü Kur’an-ı Kerim’in “mücadelesi”nin birincisi Şirk, yani “Müşriklik”se, ikincisi de “Ekonomik”tir!

Hatta Kur’an-ı Kerim Zenginler’i “Allah’ın nimetini inkâr etmek”le, yani “Korkunç bir itham”la suçluyor. “Kur’an Ayetleri”ne önümüzdeki bir-iki hafta içinde yayınlanmış olacak olan 15.Eserim “KUR’AN’DA PEYGAMBERLER’E VE ZENGİNLER’E ORTAK SUÇLAMA” Kitabım’da çok geniş yer verdim, bu Makalem’de ise aynı Kitabım’dan Peygamberimiz’den –konuyla doğrudan alakalı olduğu için- bir özet-alıntı yapacağım:

.

.

Abdurrahman Münavi’nin “Feyz-ül Kadir” adlı Hadis Kitabı’nda yazdığına göre, konumuzla ilgili Hadisi’nde Peygamberimiz de şöyle demiş:

Ekmeğe “hürmet” Ediniz… Muhakkak o, “Yerin ve Göğün Bereketi”ndendir…

Bunun bir anlamı da; “Yerler ve Gökler Ekmek’in üstünde duruyor”, yani “Emek”in… Hürmet, yani “saygı” gösterilmezse, bu durumda Yerler ve Gökler “yerinde duramaz”, yıkılır-çöker!

Bu Peygamber Sözü NEDEN VE NASILSA “yere düşen ekmeği öpüp-avluya koymak” şeklinde anlaşılıp-uygulanagelmiş!.. Oysa bu olsa olsa “zurnanın son deliği” olur… “Ekmek’e saygı” derken “zurnanın zırt dediği” yer ise “Ekmek’e yani Emek’e saygı”; Çalışan’ın alın terini vermekten / emeğini sömürmemekten / ekmeğinden tırtıklamamaktan” geçer!

Yani bir İşveren, Çalışanı’nı 100 liralık çalıştırıp 30 lira veriyor ve 70 lirasını cebine atıyorsa, yani Çalışanı’nın Ekmeği’nden / Emeği’nden tırtıklıyorsa, istediği kadar ayak altındaki ekmeği alıp-öpüp avluya koysun, “Yerler ve Gökler yerinde durmaz”, çünkü Ekmek’e saygı göstermemiştir!

Bunun bir anlamı da “Emek ve Ekmek’e yani Helâl Alın Teri’ne saygı” gösterilmezse / bunların üzerinde duran Yerler ve Gökler yerinde durmazsa, “kıyamet kopar”dır!… Yani o Toplum’da “EKONOMİK KIYAMET” kopacaktır! (Kitabım’daki “Ekmek-Emek ve Ekonomik Kıyamet” Makalem’den…)
.
.
> “EKONOMİ”SİZ NAMUS-ŞEREF-ONUR;
FUHUŞ-HIRSIZLIK-TERÖR’E “SERMAYE” OLUR!

Kopmuştur da zaten! Çünkü bugün Dünya, “Kapitalizm” ve “Komünizm” denen “2 Ucube İdeoloji”nin benimsediği “Ekonomik Sistem”le perişan olmuştur! Ekonomi’nin bütün dengeleri bozulmuş, neticede de Fuhuş-Hırsızlık-Terör her yeri istila etmiştir!

Fuhuş-Hırsızlık-Terör, artık birer “Müessese” de değil, “Trilyon Dolarlık” birer Dev Sektör’dür! Yani Che’nin vurgu yaptığı “Namus-Şeref-Onur” Değerleri, “Fuhuş-Hırsızlık-Terör” Zulmü karşısında o “değerini” kaybetmiştir veya en azından “koruyamamış”tır!

15 yıl önce 120 MİLYAR DOLAR borcumuz varken, Türkiye’de Devlet’in Kerhaneleri’ndeki “Vesikalı Fahişeler”den başka ATO’nun Açıklaması’na göre Sokaklar’da 100.000 Hayat Kadını vardı… 2016 itibariyle ise Türkiye’nin borcu “10 kat” artarak 1 TRİLYON DOLAR’a dayandı, buna paralel olarak da Türkiye’nin Sokakları’ndaki “Merdivenaltı / Vesikasız Orospu” sayısı, gene ATO’ya göre “1 MİLYON”a yaklaştı! Yani “Fuhuş” da tıpkı Borçumuz gibi “10 kat” arttı!!!

Bütün bunlar bize gösteriyor ki, sadece Egemenlik değil, “Namus-Şeref-Onur” da -Che’nin Tezi’nin tam tersine- “Ekonomi / Ekmek”e bağlıdır! Sen insanına “Helâl Alın Teri”yle kazanacak “İş-Aş” imkanı sağlayamazsan, “kendini” de satar, “başkasını” da soyar, Fuhuş ve Hırsızlık “tavan” yapar!… Fuhuş ve Hırsızlık tavan yapınca da “Namus-Şeref-Onur” da yere çakılır! Arjantin’deki Ekonomik Kriz’de Halk’ın Esnaf’ı “nasıl yağmaladığını” bir hatırlayın!

.

.

Dolayısıyla “işin özeti” şudur:

Ekonomi’nin “motor gücü”, Kapitalist Sistem’in insanlığa dayattığı gibi “Nimetler’in Adaletsiz Paylaşımı” da olmamalıdır, Komünist Sistem’in insanlığa dayattığı gibi “Sefalet’in Eşit Paylaşımı” da olmamalıdır! İkisi de bir işe yaramaz çünkü… Olması gereken “Barış Manço’nun ortaya koyduğu Tezi”dir. Yani Ekonomi’nin “motor gücü” Kapital (Faiz-Tefe / Para’dan Para kazanma yani Sermaye) değil “Ekmek-Emek” olmalıdır! Eğer motor güç “Emek” değil de “Sermaye” olursa; Dünya, Kadınları da “Sermaye” olarak görür ki zaten de “öyle” görmüştür! Fuhuş Sektörü’nde Kadınlar’a Seks yaptırıp komisyon alan Pezevenkler, çalıştırdıkları bu Kadınlar’a “Sermaye” derler!!!

Cem Karaca bir Şarkısı’nda -ayrıntılarını; Türkiye’nin “İlk ve Tek Sanat Apolocya / Savunma” Kitabı olan “Allah Hepinize Böyle Dönekliği Nasip Etsin” adlı Cem Karaca Kitabım’daki “Cem Karaca ve Kapitalizm / Üçün Biri” adlı Makalem’den de okuyabileceğiniz gibi- bunu şöyle anlatıyor:

Şehirler güler ama Kurt gibi kapar seni,
Hayat güzeldir ama “Sermaye” yapar seni!!!

(“Nöbetçi’nin Türküsü” Şarkısı…)

Oysa ki, Ekonomi’nin motor gücü “Kapital / Sermaye” değil de “İnsan Emeği-Alın Teri” olursa, bu Türkiye’deki 1 Milyon Kadın, aşını –Namusu’nu, Şerefi’ni, Onuru’nu yitirmiş bir şekilde- Seks’ten değil, “Helâl bir İş’te ve Helâl Alın Teri”yle kazanacak, dolayısıyla da Namusu’nu, Şerefi’ni ve Onuru’nu yitirmemiş olacaktır!

Bu konu Edip Akbayram’ın Şarkısı’nda da işlenmiştir! Sözleri şöyle:

İstanbul’dan ayva gelir nar gelir,
Döndüm baktım bir “Edalı Yâr” gelir
“Gelir” dersem “dar” gelir,
Gün aşırı “Alacaklılar” gelir,
Anam dayanamam, bu iş bana “zor” gelir!

“İki elin kanda olsa gel” diyor Telgraf’ın,
Ben seni nasıl unuturum “Vesikalı” Yârim!

(“Vesikalı Yârim” Şarkısı…)

Bu “içimizi burkan” Sözler’den anlıyoruz ki, “Dar Gelirli” olduğu için evlenemeyen bir Delikanlı, cinsel ihtiyacını gidermek için Genelev’e gide-gele, orda çalışan bir kızla samimiyetini ilerletmiş ve ona “Yâr” demeye başlamış. Genelev’deki Sermaye de aynı şekilde Delikanlı’ya gönlünü kaptırmış ki “iki elin kanda olsa” gel diye “Telgraflar” çeker olmuş!

Delikanlı’ya da yazık, Kız’a da yazık! O Genelev’de Sermaye olarak Çalışan “Vesikalı Kadın”ın da herkes gibi “mutlu bir Yuva” kurmaya hakkı yok mu? Aynı şekilde o Delikanlı’nın da gördüğü o “Edalı Yâr”a evlenme teklifi etmeye hakkı yok mu?! Var ama “dar gelirli” olduğundan edemiyor! Ekonomi, işte böyle “sadece Türkiye’deki 1.000.000 Fahişesi”yle, Dünya’da ise onun 50-100 katıyla, “Milyonlarca Hayat”ı mahvediyor!

Hadi şimdi milyarlarca insanın “kanını emen” bu Faizci-Tefeci Kapitalist Sistem’in “Nimetler’in Adaletsiz Paylaşımı”yla veya Komünist Sistem’in “Sefalet’in Eşit Paylaşımı”yla bu “kararan hayatları ve hayalleri ve hatta sevdaları”nı düzeltin, yani bunlara “Helâl Alın Teri”yle çalışıp-kazanma imkanı sağlamadan “Namuslu-Şerefli-Onurlu” bir Hayat verin de görelim!!!

Komünizm’in “o kadar İnsani İlkeleri” olmasına rağmen, Kapitalizm denen bu “Rezil Ekonomik Sistem” karşısında bir türlü insanlardan ilgi görmemesinin ve 200’e yakın Devlet’in olduğu Dünya’da 2-3 Devlet’te uygulanmasının (!) sebebi de budur! “Eşit Paylaşım” ididasında olsa da “Sefaleti” hiç kimse paylaşmak istemez… Adam gider –her ne kadar Kapitalizm de “Nimetler’i adaletsiz paylaştırsa” da- “olsun, belki bir fırsat yakalarım ve ben de bu Kapitalist Sistem’de yırtabilirim, Komünist Düzen’e gitsem yırtma şansım hiç yok, hepsi sefalet içinde” diyor ve çaresiz “Namussuz-Şerefsiz-Onursuz” olmayı göze alıp / bu Değerleri 2.plana atıp “Kapitalist Kölesi” oluyor!

Yani İnsanoğlu bu Kapitalist ve Komünist Ekonomileri’ye yani “bu kafayla” Barış Manço’nun Şarkısı’nda dediği gibi “hiçbir Balta’ya Sap” olmaz, olsa olsa “Sap’ın ucundaki Kazma” olur!… Yani Zenginler’in “Ekonomi Ateşi’ni sürekli kurcalamakta kullandıkları” birer Maşası!… Dolayısıyla da onların elleri Ekonomi Ateşi’nde “hiç yanmaz”, yanan hep Maşa olarak kullandıkları bizler oluruz!

.

.

Barış Manço “Kazma”da nasıl ki “en güzel Pilav Dimyat’ta pişer, yanında Hoşaf ne güzel gider, sen yan-gelip yatar karnın guruldarken, evdeki Bulgur herkese yeter derken “Ekonomik Dengesizlik-Haksızlık” eleştirisi yaptığı gibi, “Osman” Şarkısı da “doğrudan” bu konuyu eleştiriyor…

Şarkı’da “Helâl Alın Teri” tırtıklandığı için “hak ettiği kadar” bir Gelir’i olmayan “Yoksul, Malsız-Mülksüz” Delikanlı, aşık olduğu Ağa Kızı’yla evlenemeyince “intihar” ediyor!

Yani siz önceliği “Helâl Alın Teri”ne vermezseniz, “Namus-Şeref-Onur” Değerleri “Fuhuş-Hırsızlık-Terör”le yok olmaz sadece, bazen Che’nin anlatıp-tanımlamaya çalıştığı ve “Hayat” dediği o “hayatlar” da yok olabilir! Çünkü Che’nin küçümsediği Aşk Davası ve Ekmek Kavgası’na, Ekonomik çaresizlik yüzünden “Hayatı’na son veren” milyonlar var Dünya’da! Gazeteler’in 3.Sayfaları’ndan Şarkı-Türküler’e kadar geçmiş bu “intihar”lar! Küçümsemek yerine, Atatürk’ün vurguladığı gibi “İktisadi Tedbirler” alınsaydı, bu “İntiharlar” olur muydu? İntihar da İktisat yani Ekonomi bağlantılıdır.

*

Konu anlaşıldı sanıyorum! Ekonomi’deki motor güçün “Sermaye mi – Emek mi” olması gerektiği ile ilgili ayrıntıları -dediğim gibi- yayınlanmak üzere olan “Kur’an’da Peygamberler’e ve Zenginler’e Ortak Suçlama” Kitabım’dan okuyabileceksiniz… Kitabım’da Che gibi bir Diğer Komünist olan Karl Marx’ın en bilinen ve popüler olan Tezleri’nden “Artık Değeri” de gündeme getiriyorum, çünkü Yaşar Nuri Öztürk’ün tesbitine ve ortaya koyduğu “kanıtı”na göre, çok önemli olan bu “Artık Değer” Ekonomisi’ni, Karl Marx’tan 1400 sene önce “Kur’an-ı Kerim” gündeme getirmiş!!!

Keşke Dünya Kur’an’da bir “EMİR” olduğunu bilmese bile, Karl Marx’ın “bulduğunu” sanıp da bu “Artık Değeri” uygulayabilseydi! Dünya o zaman “Namuslu-Şerefli-Onurlu” bir Dünya olurdu. Ama Komünistler maalesef Kapitalizm’in defterini dürecek bu “güzellikleri” uygulamaya koyamadılar ve sadece “Sefaleti eşit” paylaşmakla yetinip, kendilerine de Dünya’ya da “yazık” ettiler… Zaten eğer okuduysanız, Castro öldüğünde onun ve Che’nin aleyhinde yazanlar hep aynı şeyi yazdılar: “Anladık Kapitalizm’e karşı çıkıp Devrim yaptılar da bu Devrim ‘ne işe’ yaradı, Küba’da sefalet diz boyu, Halk fakirlikten kırılıyor!…”

Doğru diyorlar “yaramadı” hiçbir işe de yaramaz zaten! Çünkü onlar, “hayranı” oldukları halde Atatürk’ün yaptığını yapıp “Bağımsızlıkları”nı “Ekonomik Devrim”le pekiştiremediler! Oysa ki Atatürk bu “Hayat = Ekmek-Emek” üzerinde “çok ciddi” şekilde durdu, “Üretim Ekonomisi”ne geçti ve o “hayatta” olduğu sürece Türkiye Bütçesi “fazla” verdi! Şimdi ise Bütçe “açık verme manyağı” oldu!… Cari Açık’ın “kırmadığı Rekor” kalmadı… 1 Trilyon Dolarlık borcumuzla da artık Egemenliğimiz; yani Namusumuz-Şerefimiz-Onurumuz yok oldu… 19 milyon Ev’in olduğu Türkiye’nin Mahkemeleri tam 15 milyon “İcra Dosyası” ile doldu… Başka bir ifadeyle Türkiye ve Türk Halkı “Alacaklı Ülkeler’in / Tefeciler”in sömürdüğü “SERMAYESİ” oldu!

.

.
> “HELÂL ALIN TERİ” = “KARMA EKONOMİ”…

Bundan “kurtulmanın” yani Egemenliğimizi “tekrar” kazanmanın yolu da; “Helâl Alın Teri” Tezi’ni uygulamaya koyacak olan “Borçlanmaya dayalı Faiz Sistemi” değil, Atatürk’ün uygulamaya koyduğu “Karma Ekonomi Sistemi”dir!

Bu Karma Sistem bir de Kur’an ve Karl’ın “Artık Değer” Sistemi, yani “İşçi’nin aldığı Ücret haricinde de İşveren’de bir hakkı / alacağı olduğu” Sistem’le pekiştirilebilirse; işte ancak o zaman Cem Karaca’nın Şarkısı’ndaki Nöbet tutan Asker’in Yâr’i “fakirlikten bıkıp şehirde zengin olma hayali”yle köyünü terk edip de şehirde Sermaye olma riskine rağmen rızkını aramaya gitmez! Çünkü “kendi köyü”nde işi olur ve aşını Helâl Alın Teri’ye kazanır!…

Aksi taktirde “sonuç” belli:

Edip Akbayram’ın Şarkısı’ndaki Delikanlı’nın gönlünü kaptırdığı Kızlar ya Zenginler’e ya Kerhane’ye, Barış Manço’nun Şarkısı’ndaki Şerife’nin sevdiği Osman da “Kara Toprak”a düşmeye devam eder!

Ya Kerhane, ya Kara Toprak, ya da SEFALET!… …İşte Kapitalizm’in ve Komünizm’in önümüze koyabildiği “seçenekler” bundan ibaret!

“ARTIK DEĞER” ve de “ÖNCELİKLİ DEĞER”DEdir bu işin çaresi ve çözümü… Yani Che Guevara’nın “çok taktir ettiğim” yönleri olsa da, bu konuda onun değil Karl Marx’ın “Artık Değeri” ve gene Che’nin değil Barış Manço’nun “Öncelikli Değeri”ni “doğru” buluyorum!

 

*

 

Neyse dediğim gibi konunun ayrıntılarını ve de işin çaresini; bir-kaç hafta sonra inşallah yayınlanacak olan Kitabım’da yayınlayağım!

Bu “özeti”ni yayınladığım Makalem’in “tamamı”nı ise, üstünde çalışmakta olduğum ve önümüzdeki yıllarda bitirip-yayınlamayı umduğum “Barış Manço’nun Para-Ekonomi” ile ilgili Şarkıları ve Sözleri’ni konu eden “BARIŞ MANÇO ve DIRAL DEDE EKONOMİSİ” adlı Kitabım’dan yayınlayacağım!

*

Bu Makalem vesilesiyle, “hayatımın anlamlarından biri” olan, Şarkı Sözleri’yle bana “inanılmaz ufuklar açıp-bilgilendiren” Barış Ağabeyimiz’e bir kere daha Allah’tan “rahmet” diliyor, 74.Doğum Yıldönümü’nde de onu “özlem ve saygı”yla anıyorum…

.

.

 

 

CHE GUEVARA:
Namus-Şeref-Onur’la yaşamaktır “önemli” olan!…

BARIŞ MANÇO:
Namus-Şeref-Onur hepsi güzel ama “en önemlisi” Helâl Alın Teri…

.

.

YATAĞANBABA “5’Lİ BARIŞ MANÇO KİTAPLARI” SETİ KAMPANYASI:
93 tl Yerine; Kargo dahil, “Adrese Teslim-Kapıda Ödeme”li: 55 tl
(Adresinizi, Facebook Profillerim’de “Özel Mesaj” Bölümü’nden yazabilirsiniz…)

VEYA: 0537 411 59 83  |  muratyataganbaba@gmail.com

 

.

– YATAĞANBABA | 02.01.2017 –

Posted Ocak 2, 2017 by yataganbaba