
BİR KUR’AN DÜŞMANLIĞI: DİNCİ KERAMETİ!
“Saray Soytarısı” #İmamGazzâlî ’ nin Gösterdiği Yol,
“Saray Düşmanı” #İmamAzam ’ın Gösterdiği Yol…
Bu yazımda İmam-ı Azam ile İmam-ı Gazzâlî’nin taban tabana zıt “keramet anlayışı”ndan bahsetmek istiyorum, çünkü özelde Türk insanı, genelde de bütün Müslümanlar yoluna “birinden biri”nin gösterdiği yolda yürüyecek. Gerçi zaten “asırlardır” birinin yolunda yürüyor ve battıkça batıyor, o yürüdüğü yol da “Saray Soytarısı” Gazzâlî’nin yoludur!… İslâm Dünyası bu yoldan dönmeli ve Saray’ın “yaşı 70’i geçmesine rağmen sakallarını yola yola, döve döve öldürdüğü” İmam-ı Azam’ın yani “Saray Düşmanı”nın yolunda yürümelidir!
Konuyu öğrenip-anlayabilmeniz için, önce #YaşarNuriÖztürk Hocamız’ın 2 televizyon programı ve 1 kitabından kısa bilgiler aktaracağım:
.
🔻
İMAM-I AZAM: DİNCİLERİN KERAMETİ,
“SAHTEKÂRLIKLARININ PERDESİ”DİR!
İlmi dışladılar… İlim gitti, onun yerine “sahtekarlık” geldi, sahtekarlığın “perdesi” diyor İmam-ı Azam “keramet”tir, perde budur. Kur’an’ın “bunların anladığı manada” bir keramet anlayışı yoktur. İmam-ı Azam diyor ki, bunlar “keramet” diyor ve “keramet gösteren veli”dir diyor, ben de diyorum “eğer Allah’ın velisi varsa, bu ilim adamları’dır. Eğer ilim adamları Allah’ın velisi değilse Allah’ın velisi yok demektir.”
İmam-ı Azam “bunu” söyledi. Ötekisi ise “keramet” dedi ilmi “dışladı”… Atatürk ise; İmam Gazzâlî’nin “kafası üstüne çevirdiği” İslâm’ı, 900 yıl sonra tekrar “ayakları üstüne” oturttu!
PEKİ KİM HAKLI? “KERAMET” DİYENLER Mİ, “İLİM” DİYENLER Mİ?!: Kur’an hükmünü vermiş, diyor ki “ilimden nasibi olmayanların kalplerini Allah mühürlemiştir!” Yav sen “mühürlenmiş kalp”le nerden keramet göstereceksin, nereden ilham, nereden sezgi alıyorsun? Senin kalbin mühürlü,” ilim düşmanlığı” yaparak sen nereden keramet sahibi oluyorsun! Bu ‘Sahtekarlık Saltanatı’nı kurmuş, dincilik işte “bu”dur! (Cem Tv. / 17.02.2012)
İMAM GAZZÎLÎ – İMAM AZAM: Şimdi İmam-ı Azam “böyle” diyor: Akıl ve ilim… İmam-ı Azam’dan 350 yıl sonra Gazzâlî geldi, dedi ki “hayır, böyle ilim-akıl bunlar o kadar önemli değil, bunlar olsa da olur olmasa da, esas bu ‘batıni fark edişler’ yani eramet önemlidir!…”
“AKIL DÜŞMANI” İMAM GAZZÂLÎ, İSLÂM DÜNYASI’NI KÖLELEŞTİRDİ! Sonuçta ne oldu? Akıl prangalandı, “akıl’ın ve bilim kurumları”nın yerine “tarikatlar ve tarikat sahtekarlığı” oturdu, işte 900 yıldır islâm dünyasını “bu sahtekarlık” güdüyor… Sonuç?! Sonuç; İSLÂM DÜNYASI’NIN “kerametten nasibi olmadığı”nı söylediği medeni dünyanın önünde diz çökmesi-KÖLELEŞMESİ…
Uçaklarla havaya çıkan, denizaltılarla suyun altında giden-yaşayan insanlarınkine keramet demediler, filanca filancanın kalbini okur, havada uçar, suyun altından gider türünden kerametlerle islâm dünyasının 1000 yılını aldılar, işte geldiğimiz yer ortada…
İMAM GAZZÂLÎ – GAZİ ATATÜRK: Şimdi cumhuriyet inkılabı, bu “tepesinin üstüne ters döndürülen” islâm anlayışını “ayaklarının üstüne” oturttu, yani “akılcı” mihverine, Gazzâlî’nin “saptırdığı çizgi”den kurtardı, tekrar “akılcı Kur’an çizgisi”ne oturttu!.. Bu böyleyken, yani Atatürk’ün islâma bu büyük hizmetine rağmen, AKLA DÜŞMAN olan bu kerametçiler, bu inkılapları da “dinsizlik”le itham ettiler!!! (Show Tv. / 27.04.2012)
Hocamız iki ayrı televizyon kanalında anlattığı bu konuyu, kitabında ise “6 sayfa” anlatıyor, bir yerinde ise şu bilgiyi de veriyor:
İşin özeti şudur: İslâm dünyasını, özellikle Türkiye’yi kanserojen bir ur gibi saran tarikat dinciliği, Kur’an’ın sözünü ettiği keremi (veya kerameti) yozlaştırmış, Kur’an dışı bir alana taşımıştır. Bunun sonucu olarak, birileri okyanusları aşar gökleri fethederken, Müslüman kitleler su üstünde yürüyen, havada uçabilen, güzel rüyalar gören “keramet sahipleri” aramakla asırlarını harcamıştır. Oysaki Kur’an’ın insandan beklediği keramet; deniz altlarını tünellerle aşmak, kıtaları jetlerle geçmek, ay’a gidecek araçlar yapmak, kısacası yerin altını ve üstünü bilgi, düşünce, gayret fetihleriyle donatmaktı. İslâm dünyasını tasallutu altına alan akıl düşmanı dincilikler, Kur’an’ın istediği ve beklediği gerçek kerametleri gösterenleri “gâvur, cehennemlik” diye küçük gördü, böyle yaptığı için de kendi dünyasında böylelerini asla yetiştiremedi. (“Kur’an’ın Temel Kavramları” Kitabı / “Keramet” Maddesi / 1. Clit – Sayfa: 630)
.
🔻
TÜRK TOPLUMU 130.000 “KERAMETÇİ
ASALAKI” SIRTINDA “NİYE” BESLİYOR!
Yaşar Nuri Hocamız’dan aktardığım bütün bu bilgilerden sonra, sanırım şunu anlamışsınızdır: Neden Müslümanlar bir türlü özgürleşemiyorlar? Çünkü akılları prangalı ve o prangaları da asırlardır kıramıyorlar. Dinci AKP siyaseti ve zihniyeti iş başına geldiğinde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 80.000 Personeli vardı, şimdi ise 130.000!!! 130.000 Diyanet Personeli’ne karşı ise Sağlık Bakanlığı’nın 100.000 Personeli var. Fakat bir hastalık olduğunda Diyanet’in “Allah’ım bizi bu hastalıktan kurtar” demekten başka bir bok yediği yok.
Diyanet’ten birini kuduz köpek ısırsa göbeğinden vuracakları iğne’yi de “sağlıkçılar” vuracak, ateşi çıktığında götünden aldığı fitil’i de “sağlıkçılar” sokacak. Diyanet’teki toplumun sırtında ASALAK GİBİ BESLENEN 130.000 “kerametçi diyanetçi” göbeğinden-götüne kadar sağlıkçılara yani “bilim adamları”na bağlılar. İşin daha da kötüsü şu ki; o kuduz aşısını ve ateş fitilini de “gâvur” dedikleri buldu.
.
🔻
TÜRK TOPLUMU “İMAM” ADLI “ARACILAR” OLMADAN
2 REKAT NAMAZI KILAMAYACAK KADAR “SALAK” MI?!
Bunun anlamı; “asıl keramet”i, o göbeğinden-götüne kadar bağlı oldukları “sağlıkçılar” ve “gâvurar” gösterdi!… Bu “böyle”yken NASIL OLUYOR da bu ülkede diyanet personeli sağlık personelinden fazla olabiliyor! Sanki Türkiye ve Türk insanı “dinsizin-imansızın önde gideni” de, bu kadar çok hacı-hoca tayfası ha bire din anlatıyor. Sanki bu fakir ve borç batağındaki Türk insanının sırtından geçinen 130.000 asalak olmasa, Türk insanı o 2 rekat namazı kılamayacak veya Allah bu “namaz kıldırıcı aracılar” olmasa kılınan namazları kabul etmeyecek!!!
“Şeriat Devleti” İran’da bile bu kadar diyanet personeli de yok, bizdeki 7 Bakanlık’ın bütçesinden daha fazla bir parayı bu işlere ayırmak gibi “süzme salaklıkları” da yok! Diyanet’teki bu kadar paranın da % 80’inden fazlası “personel maaşına” harcanıyor, yani o 2 rekat namaz kıldırıp, başımıza bir iş geldiğinde “Allah’ım bize yardım et” diyecek heriflere… İyi de o 2 rekat namazı bu millet kılamıyorsa veya bir zorluk başımızda olduğunda “Allah’ım yardım et” diyemiyorsa, bu millet bu kadar mı salak? Anası-babası “oğlum çalıp-çırpma, insanların hakkını yeme, bozgunculuk çıkarma, barışsever ol, Allah’a hiçbir şeyi denk tutup da ortak koşma” diye öğüt veremiyor mu?
.
🔻
PARA; İMAM GAZZÂLÎ’NİN DEDİĞİ YERE DEĞİL,
İMAM AZAM’IN DEDİĞİ YERE AKTARILMALIDIR!
Bu para İmam Gazzâlî’nin dediği ve istediği gibi “sırtımızdaki bu kan emici asalaklar”a değil, İmam-ı Azam’ın dediği ve istediği “keramet sahipleri”ne, yani “bilim insanları”na aktarılmalıdır. Çünkü düz beyinli dincinin sandığının aksine, Allah’ın “indirdiği” tek şey kitaptaki vahiyler değildir, “bilim” de Allah’ın indirdiği bir ayet-vahiy’dir.
Asıl keramet de bu ikincisindedir. Çünkü “araştırma-geliştirme”yi o alandakiler yapar. 2 rekat namazı ve duayı HER İNSAN kılıp-yapabilir ama değişen hastalıklara, evrim-mutasyon geçiren mikrop-virüslere karşı bizi ayakta tutacak ilaçları “herkes” yapamaz, Allah’ın “bilim ayeti” üzerinde çalışan biliminsanları yapabilirler. Bu böyleyken bir ülkenin bunlara değil de “aracı-asalaklara” yatırım yapması ve Sağlık Bakanlığı personeli 100.000’de kalırken, Diyanet İşleri Başkanlığı personeli’nin ise 130.000’e çıkarılması; din değil dinsizliktir! Bu Allah’a açıkça “savaş açmak”tır.
.
.
——————————————–
Murat Yatağanbaba | 22.03.2017
——————————————–
.
.

