
Yüce Hakan “Sefer”e gitmiş,
Bilge Hatun 9 doğurmuş,
9 Oğlan 5 yaşına gelmiş,
9’u birden “Kılıç” kuşanmış!
(“Nazar Eyle” Şarkısı / “Yavuz” Plak / 1974)

“BİLGE HATUN” KİM?: Buradaki “Bilge Hatun”; (Türk Tarihi’nin “en önemli figürlerinden biri” kabul edilen Bilge Kağan’ın Annesi de olan) “İlbilge Hatun”… Bir diğer Oğlu da Kül Tikin…
“YÜCE HAKAN” KİM?: İlbilge Hatun’un “Kocası” ise; Doğu Göktürk Kağanlığı’nı yeniden kuran İlteriş Kağan… Dolayısıyla Barış Manço’nun “Yüce Hakan” dediği Hakan da İlteriş Kağan olmuş oluyor.
Hatun ve Hakan’ın “kim olduklarını” öğrendikten sonra, Şarkı’da bahsedilen “Sefer ve 9 doğurmak” kısmına geçebiliriz:
Az önce öğrendiniz, İlbilge Hatun’un aslında “9 değil 2” Oğlan’ı var! Yani Barış Manço’nun Şarkısı’ndaki gibi “9 Oğlan Çocuğu” doğurmamış!
Zaten Tarih’te “9 Çocuk birden” doğuran bir Kadın var mı bilmiyorum, “ikiz”, “üçüz”, “dördüz” duyuyoruz ama “dokuziz” doğuran pek duymadık! Zaten ben Şarkı’yı dinlerken “Bilge Hatun ‘Kedi’ mi ki ‘9 tane Enik’ gibi ‘9 tane Çocuk’ doğursun” derdim J Fakat bu Şarkı ile ilgili çalışırken “merak” ettim ve araştırdım, meğer “olabiliyormuş”, “dokuziz” değil ama “sekiziz” doğuran 3 Kadın varmış, bir tanesinin Haber’i şöyle:
> BİLGE HATUN “9” DOĞURMUŞ!!!
Dünyada ilk kez 1967’de tek bir doğumda 8 bebek birden dünyaya gelmiş ancak doğumdan 14 saat sonra hepsi hayatını kaybetmişti. ABD’de Teksas eyaletinde de 1998 yılında bir anne 8 bebek birden dünyaya getirmiş ve bebeklerden biri yaşatılamamıştı. (“Bir Seferde 8 Bebek Doğurdu” Haberi / “Milliyet” Gazetesi / 28.01.2009)
Demek ki 1900’lerde “8 Çocuk Doğuran” bir Kadın varsa, 600’lerde yaşamış bir Kadın da “9 Çocuk” doğurabilir… Doğurabilir ama Dünya’da “sayılı / çok az” olan bu tür “ayanı anda 8-9 Çocuk Doğurmak” gibi olay, eğer Ünlü bir Hakan’ın Karısı tarafından yapılmış olsaydı, “böylesine önemli bir olay”ın “kayda geçirilmemesi” düşünülemez… Oysa geçirilen Kayıt’ta İlbilge Hatun’un “9 değil 2 doğurduğu” ve bunların da “ikiz olmadığı” yazıyor! O zaman Barış Manço neden “Bilge Hatun 9 doğurmuş” diyor?!
“9 doğurmak” Türkçe’de bir “deyim” ve anlamı da “merakla, heyecanla, sabırsızlıkla beklemek” demek! (Türk Dil Kurumu / “9 Doğurmak” Maddesi / Tarihsiz)
O halde Barış Manço “Bilge Hatun 9 doğurmuş” derken “9 Çocuk doğurmuş” değil, Sefer’e çıkan ve Kocası olan Yüce Hakan İlteriş’i “acaba sağ-salim Sefer’den dönecek mi” diye “merakla, heyecanla, sabırsızlıkla beklemiş” demek istiyor!
> “OLMAYAN” BU 9 ÇOCUĞUN”, BÜYÜYÜP “KILIÇ KUŞANMASI” NE DEMEK?!

Fakat Barış Manço “9 Oğlan büyüyüp hepsi birden Kılıç kuşanmış” da diyor! Yani bu “olmayan” Çocuklar büyüyüp-Kılıç kuşanıyor! Zaten “5 yaşına” gelen Dokuziz Çocuklar “Kılıç kuşansa” ne olur ki? Değil “kuşanıp-kullanmak” yerinden kaldıramaz bile… Mesela Türk Tarihi’nde “Çocuklar”ın “Silah kuşanıp” savaşması, Yakın Tarihimiz’de / Çanakkale Savaşı’nda olmuştur… “15’liler geliyor Kızlar’ın gözü yaşlı” şeklindeki Türkümüz’den de anlayabileceğimiz gibi “15 yaşında” Çocuklar da bu “var olmak – yok olmak” Savaşımız’a katılmışlar… Fakat Tarihimiz’de “5 yaşında” Silalanıp-Savaşan Çocuklar’ı ben bilmiyorum!
Bu ifade ise; İlbilge Hatun’un Kocası İlteriş Hakan’ın yıllarca Sefer’e çıkması / gitmesi sonucunda “bu korkuları, marakı, heyecanıyla yaşamayı öğrendi” anlamına geliyor… Yani “İlk Sefer’e çıktığı”ndaki taşıdığı korku gene var ama aradan yıllar geçmiş ve artık o korkuları “kılıç” kuşanmış! Bir başka ifadeyle “bu korkuları-heyecanıyla yaşamayı” öğrenmiş, korkuları-heyecanı-bekleyişleri “kılıç-kalkan” kuşanmış, bir tür “kabuk bağlamış” ve sertleşmiş, o “korkuları”nı bir tür “korumaya” dönüştürmüş psikolojik olarak…
> ŞARKI’DAKİ “SAYI” ile “SEFER SAYISI” VURGULANIYOR!

Hazır “Kılıç kuşanma” bahsi açılmışken, “Barış Manço neden bu 9 Oğlan ‘4 veya 7 yaşında’ değil de ‘5 yaşında’ Kılıç kuşanmış diyor” sorusunu da sormak gerekir, çünkü burada kullanılan “5” Rakamı “sıradan” bir Rakam değil! “9 Oğlan 5 Yaşı’na gelmiş” ifadesindeki rakamları çarptığımızda 9×5= 45 yapıyor! İlbilge Hatun ile İlteriş Hakan’ı da ekleyin, karşımıza çıkan Rakam / Sayı “47” oluyor!
Peki bu 47 nedir?!!!
47; İlbilge Hatun’un “merakla-heyecanla dönmesini beklediği” Kocası Yüce İlteriş Hakan’ın “düzenlediği Sefer Sayısı”dır:
10 yıl içinde, 17’si Çin’e olmak üzere 47 Sefer tertip eden İlteriş Kutlug Kağan, 20’sine bizzât katıldı. Hepsinde başarılı olup, “hiç yenilmediği” rivayet edilir. (Özgür Ansiklopedi Vikipedi / Tarihsiz)
> ŞARKI’DAKİ “SIRMA SAÇLI”; TÜRK EFSANELERİ’NDE ADI GEÇEN “SIRMA HATUN”…

Şarkı’da gene “sayılar” ve “tabirler”le şunu da söylemiş Barış Manço:
Sırma saçlı “40 GÜZEL” gelmiş,
Levent boylu “40 YİĞİT”e bakmış!
Barış Manço’nun “35 Güzel” veya “45 Yiğit” değil de “40 Güzel ve 40 Yiğit” demesi “tesadüf” değil… Bu “Türk Destanları”nda rastlanan bir “Güzel-Yiğit SAYISI” çünkü! Konu üstünde çalışan bir Akademisyen, “Manas Destanı ile ilgili bir istatistik” hakkında bilgi verirken şöyle diyor:
Dr.Süheyla Sarıtaş’ın araştırmasına göre; Manas Destanı’nda 127 yerde 40 Yiğit, 40 Savaşçı, 40 Cura, 40 Gelin, 40 Güzel, 40 Kulaç gibi ifadeler geçiyormuş. (Doç.Dr.Nergis Biray / Yüksek Lisans Çalışması / Pamukkale Üniversitesi’nden / Tarihsiz.)
> ŞARKI’DAKİ KAST EDİLEN “40 GÜZEL”;
SIRMA HATUN’NUN YANINDAKİ “40 DİLBER”…
“Ne” demişti Barış Manço “ilk” satırda?!:
“SIRMA” SAÇLI “40 Güzel” gelmiş!
Biraz önce anlattığım gibi Barış Manço’nun Şarkısı’ndaki “40 GÜZEL” rastgele / sallama bir ifade olmadığı gibi, “çok çok ilginç”tir, bu “SIRMA SAÇLI 40 GÜZEL” ifadesi de uydurma değil. Bunun kaynağı da “bir Türk Destanı”dır. Barış Manço “Sırma Saçlı” ve “40 Güzel” derken Türk-Altay Mitolojisi’nde geçen “Sırma Hatun ve Dilberleri”ni kast etmektedir:
Türk ve Altay Mitolojisi’nde “Güzel Kadın Motifi”ni simgeler. Yanında 40 Kız’dan oluşan Dilberleri vardır. Adı, Boyu Uzun Burla Hatun ve Saçı Uzun Sırma Hatun şeklinde (başka bir karakterle birlikte) Söylenceler’de geçer. (Deniz Karakurt / “Türk Söylence Sözlüğü” Eseri / “Sırma Hatun” Maddesi / 2011)
Şarkısı’nda “işte bunun için” mesela “Lüle Saçlı 30 Güzel gelmiş” değil de, “SIRMA SAÇLI 40 GÜZEL gelmiş” diyor, çünkü Efsane’de “Lüle Saçlı 30 Güzel” yok, “Sırma Saçlı bir Hatun ve kendisi gibi Dilber 40 Güzel” var!
Yani özetle; Barış Manço’nun Şarkısı’nda geçen “Sırma Saçlı”, Türk Tarihi / Efsanesi’ndeki “Sırma Hatun”un ta kendisidir!
> 40 GÜZEL DİLBER’İ NEDEN “LEVENT BOYLU” 40 YİĞİT’LE EVLENDİRİYOR?!

Peki Şarkısı’nda bunları neden “Levent boylu” Yiğitler’le vardırıyor yani evlendiriyor? Çünkü –az önce öğrendiğimiz gibi- bu Hatun ve Dilberler’in sadece “saçları değil aynı zamanda ‘boyları’ da ‘uzun’muş”, Şarkı’daki “Levent boylu” da “uzun boylu” ve “yakışıklı erkek” demek!
Dolayısıyla da “Uzun Saçlı Dilberler”i, “Uzun Boylu Yakışıklılar”la evlendirmiş oluyor, yani “boyu boyuna” uygun… Bu 40 Dilber ve Yakışıklı’nın “Suyu suyuna” da uygun mu, orasını bilmiyorum, çünkü Şarkısı’nda orasını anlatmamış! 🙂
> DÜĞÜN NEDEN “40 GECE” SÜRÜYOR?
Eskiden “Türkler’de Düğün”ler “40 gün 40 Gece” sürermiş:
Bir zamanlar 40 gün, 40 gece imiş, sonraları 7 gün 7 geceye inmiş, daha sonra 3 gün 3 geceye… Bugün, daha da azaltılarak iki güne indirilmiş durumda. Kırsal kesimlerde bile böyle oldu. Kentte ise, salonlarda iki-üç saate indirilmiş durumda. (Mahmut Tezcan / “Türk Ailesi” Antropolojisi / “Evlenme ve Düğün” Bölümü / Tarihsiz)
> DÜĞÜN’DE NEDEN “PASTA-BÖREK YENDİĞİ” DEĞİL de,
“DEVE ve KOYUN KESİLDİĞİ” VURGULANIYOR?

Şarkı’daki “40 Deve 40 Koyun kesilmiş” ifadesi de “bilinçli” bir ifade… Bu sayede bir “Eski Türk Geleneği”ni daha öğreniyoruz:
Kızı verirken “Çeyiz” olarak “Tarla ve Mal” verilirdi… …Kızına karşılık “Başlık Parası” olarak “4 Tülük Mal” alırlardı. (Doç.Dr. Mehmet Yüce – Bursa Uludağ Üniversitesi ve Öğretim Görevlisi Bibigül Dosbayeva Celalabat İktisat ve Girişimcilik Üniversitesi / “Modern Türklük Araştırma” Dergisi / Cilt: 4 / Sayı: 1 / Sayfa:9, Ankara Üniversitesi Yayını / Mart 2007)
Araştırmada Çeyiz olarak “Tarla ve Mal verildiği” yazıyor ve bu malın da “4 Tülük” olduğu anlatılıyor… Mal “Hayvan” demek! Peki “4 Tülük Hayvan” ne demek?:
Tülük; 100 tane “koyun, dana, at veya deve hayvanı” demek… 4 Tülük “400 Hayvan” demek! (Aynı Eser ve Yer)
O halde Barış Manço’nun Düğün’de “Deve ve Koyun kurban kesilmiş” demesinin sebebi; Eski Türk Geleneği’ndeki bu “Çeyiz Geleneği”ne bir atıftır! Çünkü Düğün’de “Pasta-Börek-Çörek yenmiş” veya “İçki-Kımız-Şerbet içilmiş” dese, bu pek de “ilginç” olmazdı, çünkü Düğünler’de “bunların yenilip-içildiğini” zaten hepimiz biliyoruz… “Ziyafet” anlamında elbette hayvan kesilip et yendiğini de biliriz ama Barış Manço’nun bu “40 Deve 40 Koyun” ifadesini / vurgusunu araştırdığımızda, Eski Türkler’de “Çeyiz” olarak “400 Deve-Koyun” alınıp-verildiğini “öğrenmiş” oluyoruz… Demek ki bunun yaklaşık % 20’si Düğün’de “Ziyafet-Kurban” için kesiliyor, % 80’i ise “Geçimlik” için kullanılıyor…
> ESKİ TÜRK DÜĞÜNLERİ’NDE “KOYUN KESME” TEKERLEMESİ
ve “TÜNDÜK” KALDIRILMASI!

Bu “Çeyiz” olarak “Koyun-Deve / Tülük” Geleneği’nde bir “hoşluk” da varmış. Çünkü bu Koyun kesmek / Kurban etmek, “Öylesi”ne değil, “Tören”le yapılırmış ve bir “Tekerlemesi” bile varmış 🙂
Gençler için “ayrı Otağ açılır”, bu Süreç’e “Tündük Kaldırılması” denir. Hazırlık bitince çadırlar kurulur, düğünün başlamasına izin verilir. Kızın Babası, Dünürü’ne “TÜNDÜĞÜNDÜ KALDIR, KOYUNUNU KES!” dedikten sonra Erkek Tarafı düğüne hazırladığı hayvanını keser, etini pişirir kızın evine götürür. Her şey gelince Kızın Babası “Köyündekiler’in dualarını almak için” çağırıp “Yemek” yedirir. (Aynı Eser / “Düğün Esnasında Gelenekler” Ara Başlığı / Sayfa: 13)
“Tündüğündü kaldır, Koyunun’u kes!” 🙂 … “Çok şirin”…
Az önce “Tündüğündü Kaldırmak” geçmişti, bir de “Tündüğünü Örtmek” varmış… (Kırgızca-Türkçe Sözlük / K. K. Yudahin’in / “БYРКӨК-BÜRKÖK” Maddesi / Tarhisiz.)
Bu Tündüğü, “Çadır’ın üst kısmında” bir bölüm… Örtmek “havanın bulutlu-yağışlı” olduğu anlamına geliyor… Öyleyse “Kaldırmak” da “açmak”, yani “günlük-güneşlik” anlamına… Koyunu kesip-ziyafet verilmeden önce “Tündüğündü kaldır, Koyunu’nu kes” dendiğine göre bunun anlamı da “hava günlük-güneşlik, etleri de pişir, yiyelim-içelim Düğün-Dernek kurulsun / başlasın artık” demek olmalı!
> BURLA HATUN’UN OĞLU’NU “KESİN-PİŞİRİN ve YEDİRİN!” EMRİ!

Şarkı’nın 2 kıtasının açıklaması böyle, gelelim 3.kıtasının açıklamasına:
Avucuma bir Kuş konmuş,
Biri tutmuş kanadın yolmuş,
Biri kesmiş, öteki yemiş,
Garip Barış “hani bana” demiş!
Şimdi “İlbilge Hatun” ve “Sırma Hatun” özelinden “Türk Gelenek Görenekleri” ve “Türk Destanları”nın anlatıldığı “Nazar Eyle” Şarkısı’nda, bu;
“Kuş”,
“Öldürmek”,
“Kesmek”,
“Pişirmek”,
ve “yemek” ne alaka?
Bazıları “kel alaka” demiş olabilir ama değil… Buradaki “Kuş Tekerlemesi”ni de “bilinçli” seçmiş Barış Manço!
Şöyle ki:
Türk Destanları’nda bu “Sırma Hatun”, az önce öğrendiğimiz gibi “Burla Hatun”la birlikte anılıyor… Barış Manço da “birlikte” anmış!
“Kesip, Pişirip-Yemek” ile ilgili “Burla Hatun Destanı” ise kısaca şöyle:
Kazan Kağan’ın yokluğunda, Yurd’u “Düşman İşgâli”ne uğrar ve Burla Hatun ile 40 Savaşçı Kadın’ı ile Oğlu dahil “Esir” düşerler… “Sonrası”nı Dede Korkut Hikayesi’nde şöyle anlatıyor:
Beyler, bilir misiniz, Kazan’a “nasıl darbe vurmak” gerek? Boyu Uzun Burla Hatunu’nu getirelim, bize “kadeh sunsun” dedi! Boyu Uzun Burla bunu işitti. Yüreğiyle canına odlar düştü. 40 İnce Belli Kız’ın içine girdi, öğüt verdi: “Hanginize yapışırlarsa, Kazan’ın Hatunu hanginizdir diye, 40 yerden ses verirsiniz” dedi.
Şökli Melik’ten adam geldi: “Kazan Bey’in Hatunu hanginizdir” dedi. “40 yerden” ses geldi. “Hangisidir” bilemediler. Kâfire haber verdiler. “Birine yapıştık, 40 yerden avaz geldi, bilmedik hangisidir” dediler. Kâfir dedi: “Bre varın Kazan’ı Oğlu Oruz’u çekin, çengele asın. Kıyma kıyma ak etinden çekin. Kara kavurma pişirip 40 Bey Kızı’na iletin. Her kim yedi, o değil, her kim yemedi, odur! Alın gelin, kadeh sunsun” dedi. (Yunus Zeyrek / “Dede Korkut” Kitabı / “Ötüken Neşriyat” Yayınları)
Hikâye’nin devamında “bunlar olmadan” Kazan Kağan gelip Ailesi’ni kurtarıyor…
Tabi ki bu iş Kazan Kağan’ın Karısı Burla Hanım’a “Kadeh doldutturmak”kla kalmayacak, eğer kim olduğunu bulabilirse koynuna alıp-ırzına da geçecekti! Peki Kazan Kağan yetişip-kurtarmasaydı, Burla Hatun “Oğlu’nun etinden yapılan Kavurma”yı “yiyecek” miydi? Yani “kimliğini -‘Oğlu’nun Eti olduğunu bile bile Kavurma’dan yiyerek- gizleyecek miydi, yoksa “Kocası’nın Düşmanı’nın koynuna” mı girecekti?!
Metin Ekici “Türk Destanları’nda ‘ölümü pahasına’ da olsa eşine sadık kalan çok sayıda Anne vardır” dedikten sonra “bu olayı” örnek verip şunları yazıyor:
Oğlu Uruz’un tavrı nettir. Uruz Annesi’ne “gerektiğinde oğlunun etini yemesini, asla düşmanın yatağına girmemesini, Kazan’ın Namusu’nu ayaklar altına aldırmamasını” öğütler. Burla Hatun’un da Oğlu’yla “aynı fikirde”dir, Kocası Kazan’a sadık kalır. (“Dede Korkut Kitabı’nda Kadın Tipler” Kitabı / Uluslararası Dede Korkut Bilgi Şleni Bildirileri / 19-21.10.1999 / AKM Yayınları-Ankara / Sayfa: 130 ||| Alıntı’yı Yapan: Yrd.Doç.Dr. Halil İbrahim Şahin / “Karadeniz Araştırmaları” Dergisi / Bahar 2012 – Sayı: 33 / Balıkesir Üniversitesi)
İşte İlbilge Hatun ve Sırma Hatun’un konu edildiği Şarkısı’nda Barış Manço “kesmiş-pişirmiş-yemiş” Tekerlemesi’ne bu yüzden yer veriyor. Yani Destanlar’da “40 Dilber ve 40 Savaşçı Kadın”ı olan Sırma Hatun ve Burla Hatun genellikle “birlikte” anıldığı için Barış Manço da öyle anıyor ve bu “kesip-pişirip-yedirme” Sınavlı bu Türk Destanı’na atıf yapıyor.
“Garip Barış ‘hani bana’ demiş” bölümü ise, Karısı ve Oğlu düşman tarafından esir edilince, “onların öldürüleceği”nden endişe eden Kazan Kağan’ın “elimde avucumda ne varsa aldılar, bana bir şey kalmadı” anlamında olabilir.
“Özetleyelim” mi?:
YÜCE HAKAN: İlteriş Kağan.
BİLGE HATUN: İlbilge Hatun.
9 DOĞURMAK:
Heyecanla beklemek, merak etmek, endişelenmek.
9 OĞLAN 5 YAŞINA GELMİŞ:
Eşi İlbilge Hatun ve kendisiyle birlikte İlteriş Han’ın “Toplam Sefer Sayısı” olan 47 Sayısı.
SIRMA SAÇLI:
Boyları Uzun Sırma Hatun (ve birlikte anıldığı) Burla Hatun.
SIRMA SAÇLI 40 GÜZEL:
Sırma Hatun’nun “40 Dilber”i ve Burla Hatun’un “40 Savaşçı Kadın”ı.
LEVENT BOYLU 40 YİĞİT:
Uzun boylu ve yakışıklı erkekler.
40 GECE DÜĞÜN-DERNEK:
Eski Türkler’de Düğünler, 40 Gün 40 Gece sürermiş…
40 DEVE 40 KOYUN:
Eski Türkler’de “Başlık Parası ve Çeyiz” olarak “4 Tülük / 400 Hayvan” geçerliymiş ve Düğün-Dernek “Koyun Tekerlemesi”nin söylenmesinden sonra başlarmış…
İşte bu Göktürkler’den Kırgızlar’ın Destanları’na kadar uzanan “kavramlar-deyimler-deyişler” ve de “olaylar” Barış Manço’nun “Nazar Eyle” Şarkısı’nda böyle yer almış 🙂
Yüce Hakan Sefer’e gitmiş,
Bilge Hatun 9 doğurmuş,
9 Oğlan 5 yaşına gelmiş,
9’u birden kılıç kuşanmış…
Avucuma bir kuş konmuş,
Biri tutmuş kanadın yolmuş,
Biri kesmiş, öteki yemiş,
Garip Barış hani bana demiş!
Sırma saçlı 40 Güzel gelmiş,
Levent boylu 40 Yiğit’e bakmış,
Düğün-Dernek 40 Gece sürmüş,
40 Deve, 40 Koyun kurban kesilmiş!
.
.
NOT-1: Okumuş olduğunuz Makalem; Dosyası 2010’dan önce açılan yani yaklaşık 10 yıldır üstünde çalıştığım “Rock Şairi–Asfalt Ozanı / Barış Manço Külliyatı” Kitabım’da yer alacak Makaleler’den birinin “Özeti”ydi…
Barış Manço’nun “kendine has” o “eğlenceli-güleryüzlü anlatımı”yla söylediği Şarkıları’nın “Sözleri”nde, işte böylesine “inanılmaz” bir Tarihi birikim yatıyor… Türk Milleti’nin “En Büyük Evlâtları”ndan ve de “Ozanları”ndan biri olan Barış Manço’nun “bir Şarkı Sözü”nün daha “anlamı”nı Yeni Nesiller’e öğretmenin ve de “Dünya Müzik ve Edebiyat Tarihi”ne “kaydetme”nin mutluluğunu ve gururunu yaşıyorum! Okuduğunuz için teşekkür ederim…
NOT-2:
AFİŞ ve ARA BAŞLIK KÜPÜRLERİ TASARIMLARI: Yatağanbaba Grafik-Tasarım
FOTOGRAFLAR: Kaynağı belirsiz Google Arşivi… (Afiş’teki Barış Manço Fotografı’nı Resim’e çeviren “kim” bilmiyorum… “Çok beğendiğim için” kullandım… Çalışma’nın Sahibi görür ve “kendisinin” olduğunu söylerse adını yazacağım…)
.
.
YAYINLANMIŞ “BARIŞ MANÇO” KİTAPLARIM:
“ADRESE TESLİM” KOLAYLIĞIYLA ve KAMPANYALI SİPARİŞ VEREBİLİRSİNİZ!:
Sipariş İçin Tıklayın: http://www.muratyataganbaba.com/kitaplarim
.
.

– Yatağanbaba | 20 Haziran 2016 –

