
Kitaplarımı “Adrese Teslim Sipariş İçin Tıklayın:
http://www.muratyataganbaba.com/kitaplarim
Çalışmalarıma/Yeni Kitaplarımın Basımına Destek Olmak İçin:
http://www.muratyataganbaba.com/iletisim
.
.
.
.
.
BARDAK ve KAVANOZ!
(Düz metin aşağıda… Dergi formatında/tadında okumak isteyenler, diz veya masa üstü bilgisayarda küpürü tıklayıp yukarıdaki + işaretine bir-kaç defa basıp “tam ekran” büyüterek okuyabilirler…)
Türkçemizde pozitif/olumlu düşünmeyi özendirmek için “bardağın dolu tarafına görmek” diye bir deyim var. Demek ki, bir de dikkatini aynı bardağın “yarısının boş” olduğuna odaklayanlar var. Peki bunlardan hangisi doğru. Bana göre ikisi de değil. Nedense Türk insanının önüne hemen hemen her konuda “ya öyle ya böyle” seçeneği/dayatması sunuluyor. Oysa ki erdemli kişi ne “yarısı dolu” diye bakıp kendini avutup züğürt tesellisine sığınır, ne de “yarısı boş” diyerek moralini bozup karaları bağlar. Türk insanı bu “tuzağı” fark etmeli ve gerçekte “dayatma”dan ibaret olduğundan, sunulan bu “seçenek saçmalığı”nda sıkışıp kalmamalı, “geliştirmeye/değiştirmeye” çalışmalıdır!
PINAR ÖĞÜNÇ: “BARDAĞI ANLAMAK” GEREKİR!
Yeni kitabı ve aynı zamanda ilk romanı olan “Şu Anda Burada Mıyız”ın yazarı Pınar Öğünç, bunu değiştirmeye çalışanlardan:
“Gittikçe daha fazla eksilerek yaşıyoruz. Dünyada seyir böyle ama Türkiye misliyle ağır yaşıyor. Özgürlüklerimiz eksiliyor, haklarımız eksiliyor, emeğimizin değeri düşüyor, zamana hakimiyetimiz azalıyor, hayallerimiz küçülüyor. Evlerimizde, şehirlerimizde barınamıyoruz.
Biz dediğim, bu gidişatın sorumlusu olmayan ve bundan çıkar sağlamayan insanların büyük kısmı aslında. Umut; bardağın dolu tarafına bakmaktan değil de bardağı anlamaktan doğabilir belki de! ‘Neden yarım bardak su var, kim seçiyor o bardağı, nasıl tekrar doldururuz!” (Pınar Öğünç / “Melis Çalapkulu” Röportajı / “Oksijen 2” Gazetesi / 12-18 Ocak 2024)
Peki Öğünç’ün bahsettiği bu sorgulama nasıl yapılacak ve bardağın tekrar dolmasına nasıl çalışılacak? Bunun “2 cevabı” var, ilki “bireysel”, ikincisi de “kitlesel” olarak yapılacaklar… Bireysel olarak yapılacağa, “nesillerimizi nasıl yetiştirmeliyiz” sorusu girer. Cevabını Sezener’in yazısından özetleyerek aktarıyorum:
ATİLLA SEZENER: “KAVANOZU ANLAMAK” GEREKİR!
“Öğretmen sınıfa büyük bir kavanozla geldi. Öğrencilerin meraklı bakışları arasında torbasından çıkarıp içine büyük taşlar yerleştirdi, taş için yer kalmayınca ‘doldu mu’ diye sordu?! Öğrenciler ‘evet’ deyince, bu defa da bir kova küçük çakıl taşları çıkarıp kavanoza döküp tekrar sordu: ‘Doldu mu?’ Öğrenciler işin sanıldığı kadar basit olmadığını anladıklarından ‘hayır dolmadı’ dediler. ‘Aferin’ diyen öğretmen bu defa da bir kova kum çıkarıp kavanoza döktü, ‘doldu mu’ diye tekrar sordu, öğrenciler gene “hayır” dediler. Son olarak bir sürahi suyu kavanoza döktü ve bu defa tamamen doldurdu.
Bu olaydan çıkarılacak dersi sorduğunda bir öğrenci ‘günlük iş programımız ne kadar dolu olursa olsun, yeni işler için zaman bulabiliriz’ dedi. Bilge öğretmen ‘bu doğru olabilir, fakat çıkartılması gereken asıl ders şudur: Eğer büyük taş parçalarını baştan kavanoza koymazsanız daha sonra asla koyamazsınız! O halde hayatınızdaki büyük taş parçaları hangileri? Onları ilk iş olarak kavanoza koyuyor musunuz? Yoksa bu kavanozu kumlarla ve suyla doldurup büyük parçaları dışarıda mı bırakıyorsunuz?”
Bu olayı/hikâyeyi aktaran yazar şu çok isabetli ve önemli kıstasla bitiriyor yazısını:
“Kişinin bilgeliğe ulaşması, erdemli bir hayat yaşaması bu sorunun cevabını bilmesi ve onu hayata uygulamasıdır!” (“Kavanozdaki Taşlar” Yazısı / “Boş Kavanoz” Kitabı / “Deha” Yayınları – 1999)
İnanılmaz güzel bir bilgi bu boş kavanozun “nasıl doldurulması gerektiği” örneği… Çocuklarını “bu şuurla” büyüten anne-babalar, onların hayatlarını “bilge ve erdemli” bir şekilde yaşamasını sağlarlar.
YAŞAR NURİ ÖZTÜRK: “AMBARI ANLAMAK” GEREKİR!
Peki “kitlesel” olarak ne yapılacak?! Ayrıntıları Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün “İslâm’ı Anlamaya Doğru” kitabında yer alan “Ambar ve Fareler” yazısından okuyabileceğinizi hatırlatarak, konumuzla ilgili sözü aktarmakla yetiniyorum:
“Yukarıdan istediğin kadar çuval boşalt, eğer altta fareler varsa o ambar tam dolmaz!!!”
İşte kitlesel olarak da bunu yapacağız. “Şu mezhep bu mezhep” veya “o parti bu parti” kavgalarını ve kutuplaşmalarını bırakıp, alın terimizden tırtıklayan hırsız-kuduz fareleri “ülkemizin nimet ambarları”dan HEP BİRLİKTE temizleyeceğiz!… Yoksa kıyamete kadar ne doğru sıralamayla dolacak tamamı boş kavanozlar, ne de yarısı boş bardak ve ambarlar!
.
.
———————————————
Murat Yatağanbaba | 30.07.2024
———————————————
.
.
Not – 1: Okuduğunuz bu makale, “tutulan 28 yıllık notlardan” oluşturulmuştur.
Not – 2: Yazımdaki “boş kavanoz” olayını, ilköğretimde öğretmenler sınıflarında uygulayabilirler. Çocuklar “bu şuurla” büyürlerse, hayatları kurtulur, çünkü kavanozları/hayatları “doğru sıralamayla” doldurulmuş olur!


Yorum bırakın