
Facebook’ta 2 tane Profilim var. Onlardan birinde Prof.Dr. Şahin Filiz’in Yaşar Nuri Hocamız’ın gömüldüğü gün yazdığı ve Aydınlık Gazetesi’inde yayınlanan bir Yazısı’na yer vermiştim. Arşivim’den yayınladığım bu Gazete Küpürü’ndeki 24.06.2016’da yayınlanan “Aydınlıkçı Türk Filozofu” Yazısı ve Facebook Notu’ndan derlediğim Yazısı’nda Şahin Hocamız şunları yazıyordu:
.
PROF.DR. ŞAHİN FİLİZ’E GÖRE; YAŞAR NURİ ÖZTÜRK’ÜN
“İLAHİYATÇILAR”A ve “DİNDARLAR”A BIRAKTIĞI MİRAS!

Yaşar Nuri Öztürk “Türk Aydınlanması’nın Öncüsü”ydü. Atatürk Cumhuriyeti’nin “yılmaz, korkmaz ve geri adım atmaz nadir savunucularından”dı… O; İslâm şeref ve haysiyetini kendi onursuzlukları ve haysiyetsizlikleriyle karartmaya çalışan Sözde Din Adamları’nın “korkulu rüyası”, Gerçek Dindarlığın resmini çizebilen Gerçek bir Dindar, Gerçek bir Din Alimi’ydi.
İlmi; sadece Sevenleri’nin değil, Düşmanları’nın bile taktirini toplayacak düzeyde ve derinlikteydi.
YAŞAR NURİ ÖZTÜRK “SÖNMEYEN BİR AYDINLIK MEŞALESİ”YDİ… Bu meşale bizi “her yerde” aydınlatıyordu. Beden Ebedi Alem’e intikal etmişse de “SÖNMEYEN BİR AYDINLANMA ATEŞİ”Nİ BİZLERE MİRAS BIRAKMIŞTIR!
Ben onu “Çağdaş bir İslâm Bilgini” ve “Son Dönem Türk Filozofu” olarak adlandırıyorum ama İslâm Dünyası “Araplaşma sevdası”na Yaşar Nuri’nin kıymetini bilemedi. Fakat mücadeleyi sürdüreceğiz… Onun aydınlanma mücadelesinin “takipçisi ve neferi” olarak, bayrağı bizler devralıyoruz. Gerçi Yaşar Nuri Öztürk bir “BAYRAK”tı ama şimdi artık bir “SANCAK” oldu!!! (Facebook Paylaşımı / 31.10.2016)

Bu Paylaşım’ım “124 Beğeni” ve “75 Paylaşım” alırken, “15 Yorum”dan 14’ü övgü, 1 tanesi “güya eleştiri”ydi ama “buz gibi iftira”ydı ve şöyle yazmıştı:
Sayın Murat Yatağanbaba! “5 Vakit Namaz Müslüman’ın sırtında bir yük” diyen adam mı aydınlattı sizi. Yazık! (Arik Muhammed adlı Facebook Arkadaşım / 31.10.2016)
Şu cevabı yazdım:
Sizin “iftiralarınız” aydınlatacak değildik ya Arik Bey!!! Yaşar Nuri Hoca’nın “5 vakit Namaz Müslamanlar’ın sırtında bir yük” dediğini ispatlayın!… Hangi Gazete’deki “Köşe Yazısı”nda, hangi Televizyon “Programı”nda / İnternet “Videosu”nda, hangi “Kitabı”nda demiş?!
İşiniz-gücünüz “çamur ve iftira” atmak… Hoca’nın söylediklerini “düz mantık”la anlıyorsunuz, Hoca diyor “Cumhuriyet Haftası”, siz -o “düz mantığınızla”- anlıyorsunuz “Mangal Tahtası”… Ve bu da yetmiyormuş gibi bir de Yazıları’nı ve Konuşmaları’nı çarpıtıp “hiçbir şekilde demediği şeyleri” isnat ediyorsunuz.
Asıl “size” yazık!
Yaptığı bütün pislikleri, şerefsizlikleri, kahpelikleri kıldığı o 5 Vakit Namaz’la “örten” Dinci Uyuzlar’ı “Namaz’ı kullandıkları için” eleştirdiği doğrudur. Çünkü Kur’an da Maun Suresi’nde “lanet olsun onların kıldıkları Namazlar”a diyor… Siz bunu alın, “5 Vakit Namaz Müslümanlar’ın sırtında yük dedi” diye uydurun…
Bu “dedi” dediğiniz iddianızı İSPATLAYACAKSANIZ Beyefendi… İspatlayamazsanız EBEDİYEN İFTİRACI’sınız… “İftiracı”nın HÜKMÜ Kur’an’da nedir, açın okuyun!
Yaşar Nuri Hoca “Mâûn Namazı kılanları” eleştiriyor, “Namaz kılanları” değil… Yani “Namaz kılmak” başka iştir, “Mâûn Namazı kılmak” başka iştir… Biri “rahmet”, diğeri ise “lanet” vesilesidir… Siz daha “buncağızı” ayırt edemiyorsunuz…
Neyse, sizin bu “şartlanmışlığınız”, “önyargılarınız”, “düz mantığınız”la uğraşacak vaktim yok, zamanıma “yazık”… Ama meydan da “boş” değil. İşin “aslı” yukarıda anlattığım gibidir, sizin “dinlediğinizi anlamadığınızdan” desteksiz “salladığınız” veya “size birilerinin aktarıp-öğrettiği” gibi ASLA DEĞİLDİR! (Aynı Gün’kü Cevabım…)
* * *
Arik adlı kişinin iftirasına verdiğim cevaba bir başka Facebook Arkadaşım ve aynı zamanda “10’lu Din-Siyaset-Kültür Setim”i Sipariş verip-almış bir Okuyucum şu Yorum’u yazdı / Soru’yu sordu:
Murat beye aynen katılıyorum, yalnız “anlayamadığım bir konu” da şudur:
Neden Yahudiler’e – Hrıstiyanlar’a vs. aynı Namaz emredilmedi?! Bunu bir “Çifte Standrat” ve bir “Ayrımcılık” olarak görüyorum ve insanların da birbirlerine karşı “Benim Din’im seninkinden daha doğru” anlayışı meydana getirmedi mi? Yetmedi insanoğlu çeşit çeşit mezhepler icat ettiler! (Hüseyin Özdemir / 01.11.2016)
Hüseyin Bey’in sorusunu sorarken kullandığı ifadeyi “kast ettiği” anlam bağlamında ele alırsak “1 Soru” var, fakat ifadeyi “Bilimsel” anlamı bağlamında ele alırsak, aslında “2 konu” var. 1- DİNLER, 2- NAMAZ
.
> “UYDURULMUŞ” 3 DİN ve KUR’AN’DAKİ “GERÇEK” TEK DİN!
“Yahudi ve Hristiyanlar’a aynı Namaz neden emredilmedi” sorusundan başlayalım… Bu “doğru değil”, çünkü “Hristiyanlık” diye bir şey yok… Hz.İsa da -Örfi-Tarihi anlamda- bir “Yahudi”ydi, Musa Peygamber’in Tebliğ ettiği Din’de “sapmalar” olmuş ve “o sapmaları düzeltmek” için Allah tarafından gönderilmişti… Fakat o öldükten sonra insanlar “Hristiyanlık” adı altında kendilerini isimlendirdi.
Yoksa Hristiyanlık diye bir şey olmadığı gibi Yahudilik diye de bir şey yok, “sadece Müslümanlık” var… Müslümanlar’ın bağlı olduğu Din’e de “İslâm” deniyor… Fakat Tarih içinde insanlar Yahudilik, Hristiyanlık, Müslümanlık diye “Dinler uydurdular”, yani bugün “Müslüman” denilenlerin “Kur’an’daki Müslümanlık”la bir alakası yok, “isim benzerliği”nden başka… “Kur’an’daki Müslümanlık” açısından bakarsak, bugün Tarihi ve Örfi anlamda kendilerine Yahudi veya Hristiyan diyenlerden bazıları, kendilerine gene Tarihi ve Örfi olarak Müslüman diyenlerden “daha Müslüman” olabilirler Allah indinde!
Şunu demek istiyorum:
Hz.Musa Yahudi, Hz.İsa Hristiyan DEĞİLDİ, her ikisi de Müslüman’dı yani “İslâm Dini”ne bağlıydı. Sadece bu ikisi değil, diğer Peygamberler de Yahudi veya Hristiyan değildi, “olmayan bir şeyi” olamazlardı!
Kur’an’da bu konudaki Ayetler’den ikisi şöyle:
Yoksa siz, “İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunları Yahudi yahut Hıristiyanlardı” mı diyorsunuz? Söyle onlara: “Siz mi daha bilgilisiniz yoksa Allah mı?” Allah’tan kendine ulaşmış bir tanıklığı gizleyenden daha zalim kim vardır! Allah, yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir. (“Bakara” Suresi / 140.Ayeti)
İbrahim ne bir Yahudi idi ne de bir Hıristiyan. O, sadece Hanîf bir müslümandı/Allah’a teslim olandı. O müşriklerden değildi. (“Âl-i İmran” Suresi / 67.Ayeti)
İyi de, “bu nasıl oluyor” da oluyor? İbrahim Peygamber’in “Müslümanlık”la NE ALAKASI var? Çünkü Hz.Muhammed’in doğmasına nerden baksan daha 2.500 yıl var!!! Ya diyeceksiniz “Kur’an’da ‘Tarih Hatası’ var” ya da bunda “başka bir iş” var!!! Hata-mata yok, “benim dediğim” olay anlatılıyor burada…
Allah İbrahim dahil Bütün Peygamberler’i “İslâm Dini”ni anlatmak, Tarih içinde oluşan “sapmaları dengelemek” için gönderdi, o halde İslâm Dini’nin Tebliğcisi ve aynı zamanda “Üyesi” oldukları için onlar da “Müslüman”dı, çünkü İslâm Dini’ne tabi olanlara “Müslüman” diyor Kur’an…
Yani “Müslümanlık” veya “İslâm Dini”; -sanıldığı gibi- “Hz.Muhammed’le başlamış” bir Din DE-ĞİL-DİR!
Görüldüğü gibi “Müslüman” demek “sadece Allah’a teslim olan” demek. Yani bugün kendilerine “Müslümanım” diyenlerin -çoğunun- “Kur’an’daki Müslümanlık”la “isim benzerliğinden başka alakası yok” derken “bilerek” söylüyorum!
Çünkü (ayrıntılarını “Şirk’e batmış İslâm Dünyası’nda Tevhit Mücadelesi veren “İçimdeki Polis: Allah” Kitabım’da da anlattığım gibi) bugün “Müslümanım” diyenlerin çoğu, “Mekke Müşrikleri’ne bile” rahmet okutacak kadar yani burunlarına kadar “Şirk”e batmış Müşrikler…
Hatta şunu da söyleyeyim:
Aralarında yani kendilerine “Müslümanım” diyenlerin içinde Şirk Dini’ne değil de Tevhit Dini’ne tabi olan “Gerçek Müslüman” sayısı, kendilerine “Yahudi”yim veya “Hristiyanım” diyenlerin içinde ne kadarsa “ancak o kadar”dır!
.
> “ALLAH’IN DİNİ” ORTADA YOK, “KULLARI’NIN ADLARI’YLA
ANILAN” DİN ADI ALTINDA “KIRINTILARI” VAR!
Bunlar Allah’ın Dini’ni sadece “bölmedi”, yetmezmiş gibi bir de “Adı’nı da değiştirdi”, hem de Allah’ın “Peygamberleri’ni kullanarak” bunu yaptı!!!
Peki “neden”, bunun “sebebi” neydi?
Allah’ın Ayetleri’ne uymamak ve Peygamberleri’ne iftira atıp onların adına “Hadis / Söz Uydurup” onu uygulamak, yani İslâm Dini’ni “işine geldiği gibi değiştirmek” için bunu yaptı…
Dolayısıyla da “İslâm Dini” yerine / bölerek Tarihi Süreç’te “uydurduğu” Yahudilik, Hristiyanlık, Müslümanlık’ın artık “Allah’ın Dini”yle bir alakasının kalmadığını onlar da aslında biliyordu… Bunun için de “Din’in Sahipliği”ni Allah’tan alıp “Peygamberleri”ne verdi! (“Güllerin Efendisi Hz.Muhammed Sürgünde” Kitabım’da “Dinlerarası Diyalog” Lakırtısı’nı eleştirirken “Dinlerarası Diyalog Anadolu’nun Hristiyanlaştırılmasıdır” Makalem’de de bahsettiğim gibi) Yahudilik, Hristiyanlık ve Müslümanlık’a; “Musevi”, “İsevi”, “Muhammedi” dedi!!! Hatta yetinmedi “İbrahimi Dinler” safsatasını da Litaratür’e soktu!
Yani bu “Şirk İfadeleri”yle de ortadadır ki, sadece Din’i “tanınmaz hale” getirmedi, bunu yaparken bizzat “Peygamberler”in “kendisini” kullandı!
.
> DİN’İN “ÜYELERİ-TEBLİĞCİLERİ”, ARTIK OLDU DİN’Nİ “SAHİBİ”…
“Şeytan’ın Orduları”ndan bahsediyor Kur’an, işte bunlar “onlar”dan! Hem de “Yüksek Rütbeli”ler bu Ordu’da! Allah’ın Dini’ni beğenmeyip; “Yahudilik-Musevilik”, “Hrisitayanlık-İsevilik”, “Müslümanlık-Muhamedilik” diyerek, İnsanlar’a “Din Kurucusu” demeye getiren Şeytan’a ve Ordusu’ndaki Yüksek Rütbeli Müşrikleri’ne diyeceğim şudur:
Din’in “Tek Sahibi ve Kurucusu” SADECE “ALLAH”TIR! Musa-İsa-Muhammed dahil Kur’an’da adı geçen-geçmeyen Bütün Peygamberler ise, Din’in “Sahibi ve Kurucusu” değil, “Üyesi ve Tebliğcisi”dir!
Bu ise şu demektir:
Hz.Muhammed de Kur’an’ın karşısında diz çökmeye “mahkum”dur!
Yani o Kitap’ta “ne yazıyorsa” onu uygulamaya ve anlatmaya… “Kafasından / keyfine göre” Tebliğ YAPAMAZ! Yani Din’e “kendinden” HİÇBİR ŞEY katamaz!…
Yapamaz ve katamazsa, o zaman “Musevi-İsevi Din” Şirki nedir?
“Muhammedi Din” saçmalığı nedir?
Muhammed’in bu Din’de EN UFAK BİR KATKISI “YOKTUR”, Allah “ne” dediyse “sadece onu” Tebliğ etmiştir. O halde bu Din’in “Patenti”; hem “Allah”ta hem de “Muhammed”te değil, “SADECE ALLAHTA”DIR!…
O kadar ki; Allah, Dini’nin “adını koymayı bile” Peygamberleri’ne bırakmamış ve “İslâm / Barış” diyerek “adını bile” KENDİSİ koymuştur!
.
.
> AVRUPA BİRLİĞİ’NİN YANLIŞ ANLADIĞI İÇİN “CUMA
HUTBESİ’NDEN ÇIKARTTIĞI” AYET, BUNA KANIT!
Allah’ın “sadece 1 Din” gönderdiği onun da adının “İslâm” olduğu, insanlarınsa sonradan “bazı sebeplerden” bu “Tek Din”i Tarih içinde “Yahudilik”, “Hristiyanlık”, “Müslümanlık” gibi -adını da değiştirip- bölerek “Dinler” icat ettiğine, Bütün Kanıtlar’ın “üstüne bağdaş-kurup oturan” EN BÜYÜK KANIT ise, işte şu Ayet’tir:
Allah katında Din İslam’dır/barış ve esenlik için Allah’a teslim olmaktır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık/doymazlık/azgınlık/denge noktasından sapma/yalancılık/zulüm/kibir/zinakârlık yüzünden “ihtilafa” düştü. Kim Allah’ın ayetlerine nankörlük/Allah’ın ayetlerini inkâr ederse, Allah, hesabı çabucak görecektir. (“Âl-i İmran” Suresi / 19.Ayeti)
.
Eskiden bu “Allah katında Din İslâm’dır” Ayeti okunurdu Cuma Hutbeleri’nde… “Salak Müslümanlar” gibi “Salak Hristiyanlar”dan oluşan Avrupa Birliği, Türkiye’ye baskı yapıp bu Ayet’i Cuma Hutbesi’nden çıkattırdı ve Diyanet de “Allah katında Din İslâm’dır”ın yerine, o günden beri “Allah Fuhuş’u yasaklar, Akraba’ya yardımı ister” mealindeki Ayet’i okutur oldu Cuma Hutbeleri’nde… Bunu “kabullenemeyen” bazı Cami İmamları, Diyanet’e rağmen “Allah katında Din İslâm’dır” Ayeti’ni okuyor ama çok azınlıktalar…
Ayrıntıları’nı “Güllerin Efendisi Hz.Muhammed Sürgün’de” Kitabım’daki -Denizli Müftüsü Halil Elitok’la yaptığımız Sohbet’e de yer verdiğim- “AB İbadetlerimize Burnunu Sokuyor” başlıklı Makalem’den okuyabileceğiniz bu konu, az önce anlattığım “yanlış anlama”ya en iyi örnek!
Salak Hristiyan, Ayet’teki “Din İslâm’dır”ı gidiyor “bugünkü” Müslümanlar’ın inandığı Din olan “Müslümanlığı kast ediyor” sanıyor! 🙂 Oysa o Ayet “Yahudilik-Hristiyanlık-Müslümanlık veya başka bir Din”i falan kast etmiyor “İslâm Dini”ni kast ediyor.
Peki kişi “ne yaparsa” “İslâm Dini”nin Üyesi olur?
Cevabı Yaşar Nuri Öztürk’ün Makalesi’nden öğreniyoruz:
Bir başka önemli nokta da, “Kur’an’ın Nüfus Kâğıdı”yla asla uğraşmamış olmasıdır. Kur’an, “söz ve iddia”ya değil, “niyete ve eyleme” bakar.
Açık ifadesiyle, Yahudilerden, Hıristiyanlardan, Sâbiîlerden ve Kur’an’a inananlardan üç koşulu yerine getiren herkes cennete gider. Yani Müslüman, nüfus kâğıdında ne yazarsa yazsın, yeterlilik şartları olan şu üç değeri taşıyan kişidir:
1- Yaratıcı kudrete iman,
2- Âhirete yani hayatın ölüm dediğimiz dönüşümle bitmediğine iman,
3- Barış ve esenlik için değer üretmek, insanlığa hizmet vermek.
Sayılan üç koşulu yerine getirenler, ‘kurtulanlar’dır; insan olmanın onur burcu onlarındır. Nüfus kâğıdının ise Yaratıcı katında hiçbir anlamı yoktur. (“Putin’in İslâm Anlayışı” Yazısı / “Hürriyet” Gazetesi / 15.08.2008)
.
.

Kur’an’a dolayısıyla “Allah’a göre” işte bunlar “İslâm Dini”nin “olmazsa olmazları”dır. Yaşar Nuri Hocamız’ın “Bakara Suresi 62.Ayeti”ne atıf yaptığı bu “Yeterlilik Şartları”nı taşıyan ama “Örfi-Tarihi anlamda ise” ister Yahudi, ister Hristiyan veya ister Müslüman olsun “İslâm Dini”nin Üyesi’dir, taşımıyorsa, “Müslüman” bile olsa “İslâm Dini Üyesi” DEĞİLDİR!
Hatta bu “Yeterlilik Şartları”nı taşıyorsa, kişi isterse kendisine “Ateistim” desin, Allah katında o “İslâm Dini” mensubudur, yani “Barışsever İnsan”dır. Onun içindir ki Avusturya-Viyana Konferansı’nda Yaşar Nuri Öztürk “aynen şöyle” demiştir:
Türkiye’de “Ateist” olduğunu söyleyen Aziz Nesin kadar kaç tane Namuslu Adam Dincilerin arasında var? Cennet kimsenin “Babası’nın Ahırı” değil. Bu “Dinciler’in Allahı’na inanmadığı” için Allah Aziz Nesin’i Cenneti’ne koyacaktır, ben Kur’an’dan bunu alıyorum!
Çünkü Dinciler’in Allah’ı “Kur’an’ın anlattığı Allah” değil. Eğer “Allah” derken Kur’an’ın bize anlattığı Allah’ı anlıyorsak, Mâûn Suresi’ni ihlal eden 17 Aralık Soyguncuları Dinciler’in Allah’ı yoktur, asıl Allahsız onlardır, Aziz Nesin değil! (“E-Gazete Dönence” / Sayı: 437 / 04.11.2014)
Konuyu anlayabilmenizde, Yaşar Nuri Hocamız’ın “Aziz Nesin” Açıklaması’nın yanında “Putin” Açıklaması da yardımcı olacak. Bir ara Putin’in “Müslüman olup-olmadığı” tartışılmıştı, o sıralarda yazdığı Köşe Yazısı’nın bir bölümünde şöyle diyor:
Gelişmeler, Putin’in ‘Müslüman’olduğu yolunda değil, ‘Putin Kur’an Mü’mini oluyor’ yolunda yorumlanmalıdır. Aman, Allah korusun, Putin gibi bir Devlet Adamı, bugünkü Emevî İslamı’na teslim olursa hepimizin canı yanar. Putin, olacaksa, ‘Kur’an Mü’mini’ olsun. İşte o zaman bu yüzyılın en büyük devrimi gerçekleşir. (“Putin bir Kur’an Mü’mini mi” Yazısı / “Aydınlık” Gazetesi / 17.12.2015)
“Anlaşıldı” sanıyorum! “Ben Müslümanım” demek, “Allah’ın İslâm Dini’ne mensup” demek değil! “Emevi’nin İslâm Dini’ne mensup” da olabilir o kişi! “Hangi İslâm”a mensup olduğunu da ancak ve ancak “Kur’an’daki Ölçülere” göre öğrenip-bilebilir!
Özetle; Hüseyin Bey’in “Diğer DİNLER‘de neden yok” sorusu, “bilgisizlik”tir! Çünkü “Dinler” diye bir şey yok, “Tek Din” var… Fakat Hüseyin Bey’in suçu yok, o bunları nerden bilecek, kendisine “Hocaefendi” denilen Fethullah Gülen bile “DİNLER Arası Diyalog” diyor! 🙂 🙂 🙂 “Gülmekten” karnıma ağrılar girecek… “Salya-Sümük Dinci Uyuz”un daha “Dil Bilgisi”nden haberi yok, çünkü Kur’an’dan haberi yok, bu Dil’den nasipsiz kalkıyor bir de “Din Bilgisi ve Diyalogu” diye Gündem’i işgâl ediyor!
Hatta Ebu Cehil Hz.Muhammed’e “Kâbe’de Namaz kılmak senin değil bizim hakkımız” diyerek “kavga” bile ediyordu… Yani “Peygamber’le Din Kavgası”na girişecek kadar Dindar biriydi Ebu Cehil. Fakat Hz.Muhammed’in tebliğ ettiği “Tevhit Dini”ne değil “Şirk Dini”nin bir Dindarı’ydı, “tek fark” buydu, yoksa Namaz’ı “ikisi” de kılıyordu!
Bu aynı zamanda şu demektir:
Aslında “Dinler” diye de bir şey yok! Sadece

Bu “Teknik Bilgi”yi verdikten sonra, gelelim “Örfi Bilgi”yle soruyu cevaplamaya…
Meselâ “Yahudiler” derken “Musa Peygamber’in Din tebliğ ettiği insanlar” kast ediliyorsa, Namaz Yahudiler’e de (dolayısıyla –az önce anlttığım gibi- Hristiyanlar’a da) emredilmiştir.
Kur’an Ayeti’yle buna şu “kanıt”ı gösterebilirim:
Mûsa’ya ve Kardeşi’ne şunu vahyettik: Kavminiz için kendilerini yerleştirmek üzere Mısır’da evler hazırlayın. Evlerinizi kıble yapın/karşılıklı yapın ve namazı/duayı yerine getirin! İnananlara müjde ver. (“Yunus” Suresi / 87.Ayeti)
.

Siz bırakın Yahudi veya Hristiyanlar’a da Namaz’ın emredilmiş olmasını ve kılmalarını falan, Mekke Müşrikleri bile Namaz kılıyordu, buna da “kanıt” şu Kur’an Ayeti’dir:
Onların o evdeki namazı/duası; ıslık çalmak, el çırpmak/engel olmaktan başka bir şey değildir. O halde, inkâr etmekte olduğunuz için tadın azabı. (“Enfâl” Suresi / 35.Ayeti)
Yani Mekke Müşrikleri de Namaz kılıyordu ama saptırmışlar, “Secdesi-Rükusu” yerine veya ilaveten “Islığı-Alkışı” olan bir Namaz uydurmuşlar ama “neticede” onlar da Namaz kılıyorlar… Yani “neden aynı Namaz emredilmedi sorunuza” da bir cevaptır bu Ayet. Emredilmiş ama Sonraki Nesiller saptırmış!
Hatta Ebu Cehil Hz.Muhammed’e “Kâbe’de Namaz kılmak senin değil bizim hakkımız” diyerek “kavga” bile ediyordu… Yani “Peygamber’le Din Kavgası”na girişecek kadar Dindar biriydi Ebu Cehil. Fakat Hz.Muhammed’in tebliğ ettiği “Tevhit Dini”ne değil “Şirk Dini”nin bir Dindarı’ydı, “tek fark” buydu, yoksa Namaz’ı “ikisi” de kılıyordu!
Hazır konusu açılmışken şunu da söyleyeyim. Namaz; “Peygamberimiz’den Önce” nasıl değiştirildiyse; “Peygamberimiz’den Sonra” da değiştirildi!
Mekke Müşrikleri’nin “Islık ve Alkış” da soktuğu Namaz’ı, Peygamberimiz “beni nasıl kılıyor görüyorsanız öyle kılın” diyerek düzeltmesine rağmen, o öldükten sonra Muaviye “gene” değiştirdi… Bu defa elbette gene “Islık ve Alkış”la bunu yapmadı ama Peygamberimiz’in Uygulamaları’na / Sünneti’ne “tamamen ters” kıldırdı, Namaz’ı “bid’atlara” boğdurdu…
Ben bu konunun ayrıntılarını; Şirk’e batmış İslâm Dünyası’nda bir “Tevhit Mücadelesi” veren “İÇİMDEKİ POLİS: ALLAH” Kitabım’da yer alan “Hz.Muhammed Askıda Hükümsüz” adlı Makalem’de “Listesi’ni yayınlayarak / Maddeler halinde” anlattım, ordan okunabilir…
.
.

“Tek Din” göndermişse, “İbadetleri de aynı”dır… Yani siz bırakın Yahudi ve Hristiyanlar derken “Musa ve İsa Peygamber Dönemi’nde Namaz’ın olup-olmadığını” falan, Namaz “Adem Peygamber’den beri var olan / emredilen” bir ibadettir ama Sonraki Nesiller Namaz’ı terk etmiştir! Hüseyin beyin “Yahudiler ve Hristiyanlar vs.’da Namaz niye yok” dediklerine de bir cevap olan “kanıtı” da şu Ayetler’dir:
Kitap’ta Mûsa‘yı da an. Çünkü o, içtenlik ve dürüstlüğe erdirilmişti ve o bir resul, bir peygamberdi. Ona Tûr’un sağ tarafından seslendik. Onu, fısıldaşan kimse kadar yaklaştırdık. Rahmetimizden ona kardeşi Hârun‘u bir peygamber olarak armağan ettik.
Kitap’ta İsmail‘i de an. Çünkü o, vaadinde sadıktı; bir resuldü, bir peygamberdi. Ailesine namazı/duayı, zekâtı emrederdi. Rabbi katında hoşnutluk kazanmış bir kişiydi.
Kitap’ta İdris‘i de an. Çünkü o, özü-sözü tam uyuşan bir kişiydi, bir peygamberdi. Onu yüce bir mekâna yükselttik.
İşte bunlar, Allah’ın kendilerine nimet lütfettiği peygamberlerdendir: Âdem’in soyundan, Nûh’la birlikte taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail’in soyundan, kılavuzluk edip seçtiğimiz kimselerden. Kendilerine Rahman’ın ayetleri okunduğunda, ağlayarak secdelere kapanırlardı. Ama arkalarından öyle bir nesil geldi ki; namazı/duayı yitirdiler, şehvetlere uydular. Bunlar, azgınlıklarının cezasını bulacaklardır. (“Meryem” Suresi / 51-59.Ayetler)
Arık’ın “Yaşar Nuri – 5 Vakit Namaz Yük” iftirasına dönecek olursak… Bu kişi ve “Zihniyeti”nin attığı iftirada olduğu gibi “demediği” değil “dediği” sözün üstünde duralım biraz!… Yaşar Nuri Hoca ölmezden önce biliyorsunuz en çok “Namaz bu Ümmet’in başına belâ edilmiştir” sözü ile “tartışma konusu” olmuştu. Prof.Dr. Hüseyin Atay’a atıf yaparak söylediği bu sözü de az önceki örnekteki gibi kimilerince “çarpıtıldı” kimilerince de “yanlış anlaşıldı”…
* * *

Ben bu konuyu yayınlamaya çalıştığım Yeni Kitabım’da yaklaşık 40 sayfada “özetleyip” anlattım… Makelem Hocamız’ın bu “Namaz Ümmet’in başına belâ edildi” sözüne atıf yaparak “Namaz Ümmet’in Başına NASIL Belâ Edildi” adını taşıyor! Bu “Nasıl” sorusunu cevaplarken veya anlatırken, Tarih’te şu 3 Dönem’de çok hızlı bir git-gel / seyahat yaparak anlatıyorum:
1- Namaz Ümmet’in Başına “Sahabe Dönemi”nde NASIL Belâ Edildi?!
2- Namaz Ümmet’in Başına “Osmanlı Dönemi”nde NASIL Belâ Edildi?!
3- Namaz Ümmet’in Başına “Türkiye Dönemi”nde NASIL Belâ Edildi?!
Bu konuyu anlatmak için 500 sayfalık bir Kitap yazmak gerekir, yazarım da… Fakat “kim / kaç kişi” okuyacak… Onun için 40 sayfada özetleyip-analttım ki herkes okuyup-anlayabilsin. Ayrıca bu konuyu benden başka “40 sayfada özetleyebilecek” biri yok Dünya’da… Çünkü bu 3 Dönem’i anlatmak için 100’lerce örnek olayı yazıp-anlatmak gerekir, çünkü Kaynaklar bunlarla dolu… Bense, kendime has tarzımla bu 100’lerce örnekten 1’er tane seçtim. Sahabe-Osmanlı-Türkiye Dönemleri’ni “en uc ve anlaşılır” 3 olayla anlattım.
“KUR’AN’DA PEYGAMBERLER’E ve ZENGİNLER’E ORTAK SUÇLAMA” adını taşıyan bu Kitabım’ı Haziran ayında Facebook Hesabım’dan duyurmuş ve basılıp-yayınlanabilmesi için Okuyucularım’ı İMECE Usulü destek olmaya davet etmiştim… Eskiden bunları rahmetli Süreyya Erışık Ağabeyimiz hallediyordu, o öleli beri Yeni Kitaplarım’ı Matbaa’da bastırmakta zorlanıyorum. Oysa ki bir Kitap’ın basılabilmesi için kalınlığına / sayfa sayısına göre 4-5.000 TL gerekiyor… 4-5 kişi 1.000’er TL veya 10 kişi 500’er TL destek olsa, bu İMECE bilinci ve şuuruyla yazdığım Kitaplar Bilgisayarım’da hapsolmaz, kolayca yayınlanır.
Bu Makelem vesilesiyle “tekrar” duyuruyorum. Belki o Paylaşımım’ı görmemiş olup da 15.Kitabım’ın basımına destek olmak isteyen “Gönlü ve Kesesi Bol” Mü’minler olabilir bu Soru-Cevap Makalem’i okuyanların arasında. Onların benimle irtibata geçmesini bekliyorum…
* * *
> KUR’AN: ALLAH “AYRIMCI” veya “DÖNEK” DEĞİLDİR!
Bu bilgileri verdikten sonra söylemek istediğim şudur:
Yaşar Nuri Hoca’yı beğenmeyip “iftira” atan ve Benim Kitaplarım’ı alıp-okumamış Arik Bey’in de, Yaşar Nuri Hoca’yı beğenen ve Benim Kitaplarım’ı alıp-okumuş olan Hüseyin Bey’in de aslında “hatası” AYNI!!!
“Bilgi” sahibi olmadan “Fikir” sahibi olmak!
Hüseyin Bey “bunu çifte standart ve ayrımcılık olarak görüyorum” diyor, yani OLMAYAN veya YANLIŞ BİLGİSİYLE “Yorum” yapıyor. Siz böyle “bana göre” diyerek “Yorum” yaparsanız, karşı taraf ta “sen kimsin” der!
Arik Bey de “falanca şöyle dedi” diyor, yani o da OLMAYAN veya YANLIŞ BİLGİSİYLE “Yorum” yapıyor. O zaman ben de “desteksiz sallıyorsun” derim!
İkisinin de yapacağı iş; ÖNCE ÖĞRENMEKTİR, yani “sormak”… Sormadan öğrenilmez, öğrenilmeden yapılan Yorumlar da “isabetli” olmaz.
Özetle; “Türk Aydınlanması’nın Öncüsü” Yaşar Nuri Öztürk “5 Vakit Namaz Müslüman’ın sırtında yük” falan demedi, “benim dediğimi” dedi yani “Lanetlenmiş Mâûn Namazı”nı kast edip anlattı.
Sadece Müslümanlar’ın değil “Alemler’in Rabbi” Allah da “değişik adlarda Din göndermedi, sadece Müslümanlar’a Namaz’ı emredip de çifte standart ve ayrımcılık” da yapmadı, “benim dediğimi” yaptı, yani Adem Peygamber’den beri “Aynı ve Tek Dini” vahyetti, Namaz Bütün Peygamberler’e ve Ümmeti’ne emredildi, sadece bazı istisnai durumlarda Tarihi Süreç’te yapılanlara “Ceza” veya “Ödül” olarak ve de şartların zorlamasıyla küçük farklılıklar elbette oldu.
Hatta kendisi hakkında “çifte standartçı, ayrımcı, her Dini’ne göre değişik emirler verdi” diyenlere Kur’an’da şöyle itiraz etti:
Dünya hayatında da âhirette de müjde vardır onlara. Allah’ın kelimelerinde değişme/değiştirme olmaz. İşte budur o büyük kurtuluş. (“Yunus” Suresi / 64.Ayeti)
Allah’ın yol ve yönteminde “değişme” asla bulamazsın! Allah’ın yol ve yönteminde “döneklik” de bulamazsın! (“Fâtır” Suresi / 43.Ayeti)
———–
NOT: Hüseyin Bey’in sorusunda “MEZHEPLER” de vardı ama o konuya bu Yazım’da girmeyeceğim. Çünkü 2014 yılında ben o konuyu 45 dakikalık bir Çekim’de anlattım. Para bulunursa Montajı yapılacak ve CD olarak yayınlanacak, yayınlandığında konu “Görüntülü Sohbetim”den izlenip-dinlenebilir…
———–
YATAĞANBABA KİTAPLARI KAMPANYASI (İLK 10 KİTAP)
Etiket Fiyatı: 163 TL… Kargo-Posta Ücreti “Dahil” KAMPANYALI Fiyatı:
Türkiye İçi: 75 TL (Kargo Dahil | Adrese Teslim – Kapıda Ödeme)
Türkiye Dışı: 105-160 TL (Posta Dahil | PayPal ile Ödeme – Adrese Teslim)
– Avrupa-Asya-KKTC-Kuzey Afrika Kıtası: 105 TL / 30 Euro
– Amerika Kıtası: 135 TL
– Avustralya Kıtası: 160 TL
Türkiye İçi Sipariş İçin: Murat Yatağanbaba Tel: 0537 411 59 83
Türkiye Dışı Sipariş İçin: Ahmet Yatağanbaba PayPal Hesabı: ahmety@gmx.de
“YENİ ÇALIŞMALARIM”ı Yayınlayabilmem için, Destek Olmak İsteyenler’e Hesap Numaram:

YAPI KREDİ BANKASI | MURAT YATAĞANBABA:
– IBAN: TR940006701000000092452501
– TC Kimlik No: 28639493048

