Laik Sistem’e “Fransız’ın Devrimi”yle Değil, “Allah’ın Vahyi”yle Geçildi!

Konuyu ele almaya “kendimin de okuduğu 2 Yazar ve Gazete’nin Yorumları”nı okuyarak başlayalım istiyorum. Çünkü bu konunun “ne kadar yanlış” şekilde savunulduğu ve cevap verildiğini görmemiz için bu gerekli… Konumuz Dinci Uyuzlar’ın “Kodamanları”ndan birinin yaptığı “Yeni Anayasa’da Laiklik olmamalı şekerim, çünkü ne demek olduğu belirsiz, yerine ‘Dindar Anayasa’ isterüük” sözleri, daha doğrusu 30 yıllık gevişi ve destekçilerinin gevişleri…

 

“Fraklı Yobaz” Manşeti’yle Dinci Uyuz’un Açıklaması’nı haberleştiren Aydınlık Gazetesi, “Yeni Anayasa’nın maskesi düştü” şeklinde vermiş…Devamında da Dinci Uyuz’un “Geçmişi”nde de yaptığı “benzeri uyuzluklar” sayılıp-dökülmüş… (27.04.2016)

Bu “maskesi düştü” şeklindeki konuşma ve haberlere “zaten saklamıyorlardı ki, hep öyleydiler, niye ‘yeni öğrenmiş’ gibi şaşırıyorsunuz” diyen de var, o da Yılmaz Özdil:

Bunların “gerçek yüzü”nün bu olduğunu, “asıl hedefleri”nin bu olduğunu bilmiyormuş gibi, sanki “ilk defa fark ediyormuş gibi” şaşanlara şaşmalı. Gizlemedi, saklamadı. “Dün de” böyleydi, “bugün de” aynı. Lafı hiç eğip-bükmeden, samimi şekilde diyor ki “Atatürk’ün Devrimleri’ne karşıyım, vakti geldi artık, Rejim’i değiştirmek istiyorum”

Lafı hiç eğip-bükmeden samimi cevap vermek lazım artık. Götün yiyorsa dene! (“Sözcü” Gazetesi / “Laik” Yazısı / 27.04.2016)

Yıllardır para verip okuduğum Aydınlık Gazetesi “Manşeti”nin ve Sözcü Gazetesi “Yazarı”nın yazdıkları elbette “doğru” ama konuyu ele alış biçimleri “yanlış”… Çünkü Fraklı Dinci Uyuz konuyu “Din” üzerinden ele alıp konuşuyor, Aydınlık ve Yılmaz Özdil ise “Siyaset”… Bu “bu şekilde” hiçbir zaman “etkili bir Savunma veya Karşı Tez” o-la-maz… Bırakın olmasını, bu tür cevaplar –farkında olmadan- “yenilgiyi baştan kabul etmek”tir!… Çünkü “Siyaset”; hiçbir zaman “Din”i yenemez! Şöyle ki:


> KAHVEDE OKEY DÖŞEYEN MEHMET ile AHMET AĞA’NIN,
   BU TARTIŞMALARI ve TARAFLARI “NASIL” ALGILADIĞI ÖNEMLİ!

Prof.Dr.Yaşar Nuri Öztürk’ün Genel Başkanlığı Dönemi’nde Halkın Yükselişi Partisi’nde “Aktif Siyaset” yapmıştım. O yıllarda Denizli Yerel / Bölgesel Radyosu Doğuş Fm.’e Canlı Yayın Konuğu olduğum Programlar’dan birinde şunu söylemiştim:

Sandık yıllardan beri aslında “2 Alternatif” ile önümüze konuyor: 1- Din, 2- Laiklik… Sonra Kahvedeki Ahmet Ağa bunları dinliyor ve şöyle diyor:

Bunlardan birinin bahsettiği bu “Allah-Din-Kitap-Peygamber” neyle ilgili? Benim “Ebedi Hayatım”la… Peki bunlardan diğerinin bahsettiği bu “Laiklik-Cumhuriyet-Demokrasi-Atatürk” neyle ilgili? Benim “50-60 yıllık Dünya Hayatım”la… Öyleyse kimse kusura bakmasın, benim 50-60 yıllık Dünya Hayatım için Ebedi Hayatım’ı mahvedemem, onun için de Sandık’ta “Din-Kitap-Allah” diyene oyumu veririm! (2006 Yılı)

Dinciler “Şeytani Düzen”i “hep böyle” işletti… “Nasıl işlediği”ni de görüyoruz, “tıkır tıkır” işliyor!… Dinciler “Saptırdıkları Din”i kullanarak işlerini böyle “tıkır tıkır” işletirken, Laikler ne yapıyor peki? “Tek” şey: “Geviş” getiriyorlar… Getirdikleri o geviş de “biz Laik Adam’ız, Din’le Kitap’la ilgilenmeyiz şekerim” gevişi…

 

Bu “Salak Sürüsü” bir de “Atatürkçü”ymüşmüş!!! 🙂 Atatürk Din’i bu Dinci Uyuzlar’a bırakmamış ve parasını da cebinden vererek “Tefsiri”ni yazdırmıştır. Yani şimdiki Solcu ve Laik Uyuzlar gibi “ben Laik Adamım, Din’le Kitap’la ilginmem” DEMEMİŞ, “ilgilenmiş”tir. Mevcut Solcu ve Laikler’in genelinin ve de CHP’nin Şimdiki Yöneticileri’nin Kafası’ndan bakacak olursak; bu durumda “Din’le ilgilenen” Atatürk “Laik” değil “Şerifatçı” olmuş oluyor 🙂 🙂 🙂

Neyse… Yazımı CHP ve Solcu Kafası’nın bu “saçma-sapan Laiklik tanımı” ve de “Atatürk’le taban tabana zıt” uygulamalarıyla doldurmak istemiyorum, ayrıntıları “Atatürk’ün Cihadı: Cumhuriyet” Kitabım’dan okuyabilirsiniz!

Özetle; “Laiklik Dinsizliktir, biz Dindar Anayasa isterüük şekerim” diyenler; AKP’nin değil CHP’nin sayesinde / yüzünden şımardı ve azdı!…


> TÜRKİYE; “DİN’İ SAPTIRAN” DİNCİ UYUZLAR’LA, “LAİKLİĞİ
SAPTIRAN” LAİK UYUZLAR’DAN KURTULMALI, PEKİ “NASIL?!”… 

Bunun “anlamı” şu:

Siyaset’i şekillendiren Dinciler nasıl “Dinci Uyuz”sa, aynı Siyaset’i şekillendiren Laikler de “Laik Uyuz”… Koca Memleket işte bu “2 Uyuz” yüzünden kaşıya kaşıya her tarafını kızarttı ama kaşıntı gene de onyıllardır geçmiyor!

Peki bu “Uyuz”un “Tek ve Gerçek” Çaresi yani “Aşısı” nedir? Elbette “Din”dir

Çünkü bahsettiğim bu Dinci Uyuzlar bu “Kaşıntı Zehiri”ni “Din”den elde etti… O halde bu Zehir’in “Panzehiri” de “Din”den elde edilebilir! Onun için Türkiye’deki Solcular ve Laikler; bu “biz Din’e karışmayız” şeklindeki “salakça ve saçma-sapan saplantısından” kurtulmalılar… Kurtulmadıktan sonra okuduğum Aydınlık da Yılmaz Özdil de, bütün gayretlerine rağmen tıpkı Laik Uyuzlar’da olduğu gibi “yeteri kadar etkili” olamazlar!

“Yobaz Manşeti” veya  “Götün yiyorsa Restleşmesi” ile bu Panzehir üretilemez!… “Nasıl” üretilebileceği ile ilgili “hafiften” de olsa bir “doğru” yaklaşım da vardı!… …Ve Dinci Uyuz’un Konferans Konuşması ile ilgili şunu diyordu:

“Hukuk Bilgisi” ve “Siyasi Tarih Bilgisi” hatalıdır, sanıyorum “Din Bilgisi” de hatalıdır! (Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu / “Sözcü” Gazetesi / 27.04.2016)

 

Barolar Birliği Başkanı sadece “sanıyorken”,  Bülent Ecevit Üniversitesi Öğrencisi ise bundan “emin”:

Türkiye’nin şu an bir Suriye, Irak, Mısır “olmaması”nın tek nedeninin “Demokratik ve Laiklik” olduğunu anlamayan bu “yaratıklar”a tüm yorumlar “yetersiz” kalır. Atatürk size “fazla” gelmiş, o belli bi şey. Adamın “100 yıl öncesindeki ufku”, sizin o geri zekanızın “belki 200 yıl sonraki ufkunuzla aynı”, o yüzden anlayamıyorsunuz! Önünüze bir tepsi ile direk sunulan bir “Laik, Cumhuriyet” Türk Devleti, sizi fersah fersah aştı. Türkiye Cumhuriyeti’nin Son Kalesi olan Laiklik “bittiği” an “Türkiye” biter, bundan emin olabilirsiniz. Ve Türkiye bittiği an bir Mısır-Suriye gibi olmaz, tüm Dünya’yı yerinden oynatır. Hem Batı’nın hem Bizim insanlıkdışı yaratıklarımızın “aklını başına toplamaları” ümidiyle… Laikliğe dokundurmayız!!! (Önder Mehmet Eren / Facebook Notu / 26.04.2016)

Sonra da Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün “Kur’an Verileri Açısından Laiklik” Kitabı’nın Kapağı’nı paylaşıp şunları yazdı:

Bakıyorum da, Laikliğe laf edilirken “Hak, hukuk, insani değerler, özgürlük, insan hakları” gibi değerler bir çırpıda silinip atılarak öne sadece “Din” kavramı sürülüyor. Neymiş “Müslümanlık Laikliğe zıt”mış. “Hem Laik hem Müslüman” olunmazmış. Şu kitabı bir okuyun. Benim “ufuk meşalemi yakan ilk ışık” bu kitaptır. Sonra gelin diyin ki, “Müslümanlık Laiklik’e zıttır” diye… (Aynı günkü başka Not’u…)

Şunu söylemem gerekiyor:

Bu Dinci Uyuz’un Laikliğe çemkirmesinden sonra, Kurum ve Kişiler’in Açıklamaları’nı okurken, özellikle ve dikkatle “Din bağlamında ele alan var mı” diye baktım, Yazılı-Görsel-Sanal Medya’da denk geldiklerimin içinde maalesef yoktu. Bir tek işte bu Üniversite Öğrencisi “Önder Mehmet Eren”in Facebook Notu hariç!

Anlı Şanlı Kurumlar’ın Başkanları’nın ve Ulusal Gazeteler’in Köşe Yazarları’nın üstünde “hiç durmadığı”, bu gerçek “bozulma / saptırma noktası”nı görebilen sadece oydu! Peki “nasıl” gördü bunu? Çünkü Din ve Siyaset konusunda Dünya Çapı’nda bir Uzman olan Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün “Laiklik” Kitabı’nı okumuş ve öğrenmişti.

Şunu “çok açık” söyleyeyim:

Şu anda bu “sadece” Öğrenci Eren tarafından değil, Laikliği savunan herkes tarafından gündeme getirilmeli ve Bütün Türkiye’de Ulusal Gazeteler ve Televizyonlar Yaşar Nuri Öztürk’ün bu “Laiklik” Kitabı’nı gündem yapmalıydı Yapmıyor, CHP’nin onyıllardır ha bire gaza basmasına rağmen olduğu yerde padinaj yapması gibi “bir adım ileri” gidemiyor! Hiç olmazsa “Hafta’nın 3 Günü” Köşe Yazıları’nı yazdığı Aydınlık Gazetesi bu “Laiklik” Kitabı’nı “Yazı Dizisi” yapmalıydı… Sözcü de yapmalıydı! Bırakın Yazı Dizisi yapmayı, “tek satır Haber” bile yayınlamadılar… “Haberleri” bile yoktur belki Hocamız’ın bu Kitabı’ndan… Olmayınca tek yaptıkları “Yobaz-Gerici” şeklindeki “Demode” Sözler’i tekrarlamak!

Yaşar Nuri Hocamız’ın kızgınlığı ve şikayeti de “bu yüzden” değil mi? Bu Solcu Tayfa’ya “Angutlar” demesi boşuna mı?

Hazır konusu geçmişken şunu da önereyim:

Yaşar Nuri Hocamız’ın bu “Laiklik” Kitabı, 120 sayfaydı, çünkü “Taslak” halindeyken yayınlandı… “Genişletilmiş Baskısı” hazırsa, yayınlanmasının şimdi “tam zamanı”dır!


> TÜRKİYE’DE LAİKLİĞİ “DİN BAĞLAMI”NDA ELE ALAN “SADECE

    2 KİŞİ” VAR: 1- YAŞAR NURİ ÖZTÜRK, 2- YATAĞANBABA

Bu konuyu Yaşar Nuri Öztürk’ten sonra “Din” bağlamında “Kitapları”nda ele alan” biri daha var bu Ülke’de… O da “Yatağanbaba” yani “benim”… Zaten özelde Türkiye, genelde Bütün İslâm Dünyası’nda “İslâm ve Laiklik” Konusu’nun üstünde “bu kadar çok” durup-anlatan Yaşar Nuri Öztürk ve Yatağanbaba’dan başka “Yazar” da yok “Gazeteci” de… Tam 3 Kitabım’da “Din-Laiklik” İlişkisi’ni inceledim!… “Ayrıntıları ve Kaynakları” adı geçen Kitaplarım’dan okuyabileceğinizi hatırlatarak, özetlerini vereyim:

 

Kur’an “Din’de Peygamberliği” bitirmiştir. Sebebi “bundan sonra hiç kimsenin Devlet’i Allah adına yönetmesine izin verilmeyecek olması”dır. Eskiden Kitleyi Din Adamları yönetirdi, Tarih buna “Ortaçağ Engizisyonu” diyor. Papazlar sadece Kilise’yi değil “Ülke’yi de” yönetmeye kalkınca, Halk buna tepki gösterdi ve dedi ki “siz sırf Kilise’de görevilirsiniz diye otomatikman Ülke’yi de yönetme hakkına sahip değilsiniz! Eğer Ülke’yi de yönetmek istiyorsanız, o zaman ‘Aday’ olacaksınız ve ancak ‘Halk seçerse’ yöneteceksiniz”

İşte bunu sağlayan Sistem’in ve Kur’an’ın istediği ‘Yönetim Biçimi’nin adı ‘Laiklik’tir!… Yani Laiklik “Din karşıtlığı” değil; “Din Adamları’nın Ülke Yönetimi’nde ‘otomatikman’ hak sahibi olmasını önleyen ve Ülke’yi, Din Adamları’nın Din Adamı olmayan ‘diğerleri gibi’ aday olur ve seçilirlerse ancak o zaman yönettiren” Sistem’in adıdır. Yani bu KUTSAL “İSYAN”; Allah’ın muradı ile “aynı hedef” içindir! Hatta Kur’an bu tür bir Din Sınıfı istemediğinden ‘Din Adamı’ tanımını bile kullanmamıştır!

Yani Allah Peygamberliği “bitirerek”; Din Adamları’nın / Görevlileri’nin insanları “Allah adına” Yönetme Devri’ni de bitirmiş / kapatmış onun yerine “Halkı ‘Halk’ın seçtiği kişilerin Yönetmesi Devri”ni açmıştır!

Allah’ın “Peygamberliği bitirişi”nin anlamı / sebebi “bu”dur, “Peygamber yapacak insan bulmakta zorlanması” değildir!!!

Açılan bu Devir’in yani Ülke Yönetimi’ni Dini temsil eden kişilerin elinden alınmasının adı da “Cumhuriyet ve Laiklik”dir, dolayısıyla da bu iki kavramın “Din’le çeliştiği” alçakça bir yalandır! (“Peygamberliğin Bitişi Laikliğin Başlangıcıdır” Makalem / Sayfa: 84-85 / Yatağanbaba Yayınları / Denizli-2007)


> ALLAH’TAN PEYGAMBERİ’NE EMİR: YÖNETECEĞİN
   İNSANLARDAN ÖNCE “ONAY” AL ve ONDAN SONRA YÖNET!!!

Bunun “pratik”te uygulaması da yapılmış ve Allah Hz.Muhammed’e Kur’an’da “Ülke’yi de yöneteceksen, Kadınlar’dan da bey’at (Yönetmek için Onay) al” diye emretmiştir. Yani Hz.Muhammed, Arabistan’ı “Peygamber” Kimliği’yle değil, “Siyasetçi” Kimliği’yle yönetmiştir. Allah mesela “benim Vahiyim’i tebliğ ederken insanlardan ‘onay’ al” demediği halde, “Ülke’yi yönetirken insanlardan‘onay’ al” demiştir!…

Neden?

Çünkü Allah insanların artık bir “tekamüle” geldiğini düşündüğü için, insanları artık “kendisinin gönderdiği Peygamberler”in değil, “insanların Kendi Seçtikleri’nin Yönetmesi”ni istemiş ve bunun için de Peygamberliği bitirmiştir! Onun için de Hz.Muhammed daha “hayatta”yken “Vahiy’i Tebliğ” sırasında kullandırmasına rağmen Devlet Yönetimi’nde “Peygamber Kimliği”ni kullandırmamış, “git bey’at al / Yetki iste” demiş ve “Seçildikten sonra” Devlet’i yönettirmiştir!

Yani Allah; bırakın Papazlar’ın, Hahamlar’ın, İmamlar’ın, KENDİ SEÇTİĞİ / ATADIĞI PEYGAMBERİ’NİN BİLE “otomakitman Devlet’i de yönetmesi”ni İSTEMEMİŞTİR!

Bu şu demektir:

“Laik Sistem”i İnsanlık ve İslâm Tarihi’ne –bu Dinci Uyuzlar’ın iddia edildiği gibi- Fransız Devrimi ve Atatürk Devrimi değil, 1400 yıl önce “bizzat Allah’ın Vahyi” sokmuştur! Yani Laiklik; “Atatürk Devrimi” değil “Allah Devrimi”dir! Hem de “Peygamberliği bitirdiği” bir Devrim!

 

Hazır Allah’ın Kur’an’da Hz.Muhammed’den “insanlardan gidip bey’at almasını istediğini” öğretmişken, “Kur’an Devlet Yönetimi’nde başka neler istiyor”, onu da öğreteyim:

Kur’an’da Ülke Yönetimi ile ilgili “Bey’at”tan başka, “Şûra” İlkesi de vardır. Bey’at; “Yönetim için Halk’tan onay” almak, Şûra ise; “Yönetenler’in Yönetilenleri, Yönetilenlerin de Yönetenleri” denetlemesi demek…

Hz Muhammed “Peygamber” sıfatı ile Allah’tan gelen emirleri “kimseye sormadan” tebliğ ediyordu! Ama aynı Muhammed Devleti yöneteceği zaman, KUR’AN EMRETTİĞİ İÇİN “Halk’tan Bey’at” alıyordu… Yani Hz.Muhammed “ben Peygamber’im ben yöneteceğim” diyerek, yani “dayatarak” değil, “seçilerek” iş başına gelmiş ve Devleti yönetmiştir.

3.sü de “Adalet”tir!

Peki prosedürü?! Prosedürü’ne girmemiştir, girseydi o zaman Kur’an’ın “Evrensel bir Kitap” değil bir “Kabile Kitabı” olurdu, çünkü bu Prosüdür Dünya’nın bir yanında bir türlü, öbür tarafında başka türlüdür. Dün başkadır bugün başka. Akşamdan sabaha değişebilir. İşte bu bakımdan Kur’an “ayrıntı”ya girmemiş işin “özü”nü vermiştir!

“Şura-Bey’at-Adil olun” dedi mi, dedi! O zaman sen Parlamento’nu “nasıl oluşturursan” oluştur, Seçimi’ni “nasıl yaparsan yap”, verdiğin yetkiyi “nasıl geri alırsan” al, bunlarla uğraşmıyor Kur’an. Bey’at-Şûra-Adalet “var mı yok mu”, buna bakıyor. (“En Büyük Kumarbaz: Osmanlı İmpaatorluğu” Makalem / “Kur’an’da Ülke Yönetimi İlkeleri” Ara Başlığı / Sayfa: 19-20 / Yatağanbaba Yayınları / 2.Baskı / Denizli-2008)

Peki bu “böyle”yse, “Dindar Anayasa isterüüük” diyen Dinci Uyuz’a “sormak” gerekir: Anayasa’yı “bu 3 Madde”den mi oluşturacaksın? Çünkü Kur’an’da “Devlet Yönetimi”yle ilgili başka bir Ayet yok!


> DİNDAR ANAYASA’NIN MADDELERİ “KUR’AN”DAN MI OLUŞACAK?

Hazır bu konuya girmişken, Kur’an’ın “neden” Anayasa olmayacağı üstünde “biraz daha” duralım. Çünkü sebebi, bu konuda “zaten sadece 3 Madde / Ayet” olması da değil, böyle bir istek veya beklenti; Kur’an’ı “küçümsemek”tir! Bunun “neden ve nasıl” Kur’an’ı “küçümseme” olduğunu birazdan Yaşar Nuri Hocamız’dan öğreneceğiz. Fakat bununla yetinmeyecek ve  “Kur’an’dan Anayasa olur mu” sorusunu cevaplamaya “Dindar Anayasa”nın Maddeleri’ni “oluşturabilecek / alıntı yapılabilecek” olduklarından; Şeriat-Fıkıh, Mezhep ve Hadisler’den “Anayasa” olur mu, onlara da kısaca değinerek devam edeceğiz:

Peki bu “Dindar Anayasa” adı altındaki Kokuşmuş “Dinci Anayasa” iddiası, diyelim ki “samimi” olsun! Yani böyle bir talebi Dinci Uyuzlar değil de Samimi Dindarlar dillendirmiş olsun! Dinciler değil de Dindarlar dillendirmiş olsa, elbette gündeme Kur’an gelir. Peki “Dindar Anayasa” derken, mesela “Kur’an-ı Kerim” Anayasa olur mu?!

Bunun cevabının (ayrıntılarını Yaşar Nuri Öztürk Hocamız’ın “İslâm Nasıl Yozlaştırıldı” Kitabı’ndan okuyabileceğinizi hatırlatarak) özetini vereyim:

 

Hocamız’ın “İslâm Nasıl Yozlaştırıldı” Kitabı çıktığında Star Gazetesi bunu “Tam Sayfa” Haber yapmıştı… Bir bölümünde Hocamız şunları söylüyordu:

Hakimiyet kavramını, Siyasal çıkarlar için “istismar” edenlerin işledikleri bir hata da “Anayasa Kur’an olmalıdır” sloganını kullanmalarıdır. Bu söylem Kur’an’a “açık bir saygısızlık”tır. Çünkü Anayasa, “Toplum’dan Toplum’a değişen bir Belge”dir. “Devlet sayısı kadar” Anayasa vardır ve olmalıdır. Müslüman Ülkeler’in de “kendilerine özgü” Anayasaları vardır ve olacaktır. Kur’an, “Tüm İnsanlığın ‘Ufuk’ Kitabı” olarak Anayasalar’a “ruh” verecektir. Ona “Anayasalar’a Ufuk ve Işık Veren Kitap” denebilir ama “Anayasa” denemez. Denirse Kur’an “küçültülmüş” olur.

Çünkü Kur’an; hedefleri bakımından Anayasaları çok aşan, tekniği açısından Anayasa’ya asla benzemeyen bir Kitap’tır, böyle bir Kitap’ı “Anayasa” diye damgalayarak bundan “Siyasal çıkar” sağlamak, Kur’an’a saygısı olan insanların “karşı çıkması gereken bir çarpıklık”tır. (“Star” Gazetesi / 28.05.2000)

 

Dinci Uyuz’un “Dindar Anayasa isterüük” derken kastı; mesela “İslâm Fıkhı / Şeriat” mı? Eğer öyleyse “Siyaset Peygamber Mesleğidir” Kitabım’daki “Şeriat Müslümanları Değil, Yahudiler’i Zengin Etti” adlı Makalem’i hatırlatmak gerekir. “İlk Yazılı Anayasa: Medine Andlaşması” Ara Başlığı altında şu bilgileri vermişim (özetleyerek aktarıyorum):

İslâm Şeriatı’nda yani Türkçesi’yle Hukuk’ta (Fıkıh) Müslüman olmayan Araplar’a ve Yahudiler’e Zimmi (Azınlık) Muamelesi yapılır! Bu İslâm Hukuku’na göre Azınlıklar;

1- Savaş’a ve Asker’e alınmazlar!
2- Memurluk’a da alınmazlar!
3- Ticaret ve Sanat’ta tamamen serbestirler!

Oysa ki adı her ne kadar “İslâm Hukuku” olsa da, bu Maddeler Kur’an ve Peygamberimiz’in uygulamasına tamamen terstir. Çünkü Hz.Muhammed –Prof.Dr.Muhammed Hamidullah’a göre- bir Devlet Başkanı tarafından ilan edilen İlk Yazılı Anayasa olan “Medine Andlaşması”nda “bunun tam tersini” yapmıştır:


> HZ.MUHAMMED’İN İMZALADIĞI “İLK ANAYASA”DA “YAHUDİ” MADDELERİ!

– Yahudiler’den bize uyanlara yardım edilecek ve muamelelerde eşitlik sağlanacak. Onlara haksızlık yapılmayacak ve düşmanlarına yardım edilmeyecek.

– Yahudiler de Müslümanlar safında savaşırlarsa, “ganimetten hisse” alacaklardır.

– Müslümanlar’ın ve Yahudiler’in Dostları da “asıl üye” olan kendileri gibi haklara sahiptir. Kendilerine bir zarar gelmeyeceği gibi, kendileri de bu Anlaşma’ya karşı hareket etmeyeceklerdir.

Bazı Maddeleri’ni verdiğim bu “Medine Andlaşması”, yani Hz.Muhammed tarafından imzalanan İlk Yazılı Anayasa’da hiçbir şekilde Yahudiler’e “azınlık” muamelesi yapılmadığı, hatta “Yahudiler’in Dostları”na bile “tam hak” verildiği görülüyor.

Fakat Hz.Muhammed öldükten sonra, “binbir türlü üçkâğıt”ın da karıştığı ve “ne olduğu belirsiz bir çorba”ya dönen ve adı “Şeriat” olan bu İslâm Hukuku (Fıkıh) adlı ucube, zaman içinde AÇIKÇA Kur’an ve Peygamberi ortadan kaldırıp, tamamen bir “Kabile Siyaseti” seviyesine inmiştir.

Hz.Muhammed “Savaş’ta Müslümanlar’la birlikte savaşan Yahudiler’e ganimetten hisse verilecek” diyor, bunlar ise “bu ganimetten pay vermemek” için Yahudiler’i Asker’e (Savaş’a) almıyor, Memur yapmıyorlar. Akılları sıra böyle yaparak aşağılamak istiyorlar! Ama –şimdi görüyoruz ki- zaman içinde bu ters tepiyor… Askerlik’ten ve Memurluk’tan men edilip, Sanat ve Ticaret’te serbest bırakılan Yahudiler, Bütün Dünya’nın hakimi oldular, çünkü Ekonomi’yi onlar yönetip-yönlendiriyor! (Yatağanbaba Yayınları / 3.Baskı / Sayfa: 78-79 / Denizli-Kasım 2005)

İşte bu “Dindar Anayasa isterüük” diye böğüren Dinci Uyuz’un beslendiği o pis damar “bunu” yapmıştır! Şimdi bu Dinci Dinsiz ve Kara Cahil Dinci Uyuz’un, “Dindar Anayasa isterüük şekerim” derken “ne yapmak istediğini” anladınız mı? Kendi İnancı’nı taşıyan Diğer Dinci Uyuzlar’la beraber “işine geldiği gibi” o Anayasa’yı şekillendirecek, Allah ve Peygamber ise umurunda olmayacak, bunun Mekke’deki Fıkıhçı / Hukukçu Dedeleri de öyle yapmıştı çünkü…

Yani Dedeleri; Hz.Muhammed’in imzaladığı ve bir LAİK ANAYASA olan Medine Andlaşması’nı “beğenmeyip” değiştirdi ve yerine “Dindar Anayasa” getirerek, “Sadece Müslümanları” kayıran ve Diğer Dinler’i / İnançlar’ı horlayan Maddeleri doldurdu ve Peygamber’in Sahiplendiği “Yahudileri” dışladı… Bu “pis damar”dan beslenen Günümüz Dincileri de, Dedeleri gibi “Laik Anayasa”yı kaldırıp-atacak, yerine getirecekleri “Dindar Anayasa”yla da başka Dinler’den ve Mezhepler’den olanları, Kendi Dini ve Mezhebi’nden olanlara ezdirecek!

Yani o günkü Dinci Uyuzlar Hz.Muhammed İmzalı “Laik” Anayasa’yı bile beğenmemiş, bugünkü Dinci Uyazlar Atatürk İmzalı “Laik” Anayasa’yı beğenmemiş “çok” mu?! 🙂

 

Diyelim ki “Dindar Anayasa”dan kasıt “Kur’an” olmadığı gibi “Şeriat-Hukuk / Fıkıh” da değil de, “Mezhep Maddeleri / Kabulleri” olsun… Yani bir düşünün, bu durumda adı “Dindar Anayasa” olacak, tamam ama “Maddeleri” nasıl belirlenecek? Sünnisi’nin de Alevisi’nin de “Din” diye yaşadıkları farklı! Bugün “en çok bağlısı” olan Mezhepler’e bakacak olursak; “Hanefi” Mezhebi farklı, “Maliki” Mezhebi farklı, “Hambeli” Mezhebi farklı, “Şafii” Mezhebi farklı…

Mezhep farklılıklarını da geçin, Sünniler’in / bir Mezhep’in bağlılarının “Din” anlayışında bile farklılıklar var! Cübbeli Dincisi’nin “İsmailağası”nın Din anlayışı farklı, “Süleymancı”sının farklı, “Nurcusu”nun farklı, “Yeni Asyacılar”ın farklı, “Akitciler”in farklı, “Fethullaçı”sının farklı, “Menzilci”sinin farklı, “Aczimendicisi”nin farklı… Türkiye adeta Tarikat ve Dergâh Çöplüğü… 50 Tane var bu “cı-cı cü-cü”lerden! “Dindar Anayasa” bu “cı-cı cü-cü”lerden hangisinin “Uydurduğu Din’in Mezhep-Tarikat Kabulleri”ne göre oluşturulacak?


> “TARİKAT” DEĞİL “CEMAAT” KABULLERİNDEN mi OLUŞACAK?!
O ZAMAN “DİNDAR ANAYASA”; BİR TÜR “NE İSTEDİ DE VERMEDİK” ANAYASASI‘NA DÖNÜŞÜR!

Meselâ AKP İktidarı’nda 10 yıl önce Laiklik’i Anayasa’dan çıkarılmış ve “Dindar Anayasa” yapılmış olsaydı “ne” olacaktı?!!! Gayet basit! Şimdi “Haşhaşiler” diye sövüp “İnleri”ne giren AKP’nin Başı, kavga ilk başladığında “ne istedi de yapmadık” diye sitem etmemiş miydi? İşte “bu” olacaktı! Yani “Dindar Anayasa” aslında “Ne İstedi de Yapmadık Anayasası”dır! O gün Fethullahçılar “güçlü”ydü ve “İktidardakiler” de “oy için ‘ne isterse’ yapmıştı”, yarın başka bir “cı-cı cü-cü” güçlü olur, Anayasa “onların isteklerine / Din anlayışına göre” yapılır!

AKP’nin “en tepesindeki” bazı mensupları “daha yeni” böyle bir tecrübe yaşamışken, nasıl oluyor da daha hala bu “Laiklik Dinsizliktir Dindar Anayasa olsun” diyebiliyor! Sebebi “basit” ve şu:

Çünkü; AKP “bitik” durumda, Ekonomi 1 Trilyon Dolar borca batmış, yani Egemenliğimiz gitmiş. (Ayrıntıları yakında çıkacak olan “Egemenlik Kayıtsız-Şartsız ‘Borç’ Verenindir” Kitabım’da anlatacağım…) 19 Milyon Ev’in olduğu Türkiye’de Mahkemeler’de 15 Milyon “İcra Dosyası” birikmişHırsızlık-Fuhuş yapmak ve Uyuşturcu kullanmak % 300-500-700 artmış… Türkiye “her yönden dibe” vurmuş… Ekonomisi bitik, Ahlakı bitik, Tarım’ı (Saman’a bile muhtaç / dışarıdan ithal edecek kadar) bitik… “Ne” yapacaklar? Eldeki “Tek Sermayeleri” olan “Dini” kullanıp Seçmen’in yumuşak karnına oynayacaklar! Seçmen’e bu “Din Malzemeli  Morfin”i verip uyuşturacaklar!


> DİNDAR ANAYASA “HADİSLER”DEN (!) mi OLUŞTURULACAK?

O ZAMAN “DİNDAR ANAYASA” OLUVERİR SANA, “LÂNETLİ ANAYASA”…

Daha bir de işin içine “Hadisçiler”in Din anlayışı da girerse, siz o zaman seyreyleyin cümbüşü 🙂  Çünkü Hanefi Mezhebi Üyeleri ile Hadisçiler’in Tarih’te “lanetleşmesi” de var… “En Sahih Hadis Kitabı”nın Sahibi diye sunulan İmam-ı Buhari, “En Büyük İmam” diye sunulan İmam-ı Azam’ın “Din’den çıkmış bir Kâfir” olduğunu söylüyor! (Konunun ayrıntıları Yaşar Nuri Öztürk Hocamız’ın 2008’de yayınlanan “İmam-ı Azam”, özetini ise ondan 8 yıl önce 2000 yılında yayınlanan Yatağanbaba’nın (yani benim) “Saçmalıkname” Kitabım’da yer alan “İmam-ı Azam Kâfir Miydi?!” ve “Buharika / İmam Buhari’nin Katıldığım ve Katılmadığım Görüşleri” Makalelerim’den okuyabilirsiniz…)

Bu böyleyken “Dindar Anayasa isterüük” diyen Zır Cahil Dinci Uyuz “İmam-ı Buhari’nin Kitabı’ndaki Hadisleri”yle mi Dindar Anayasa’yı oluşturacak, yoksa “İmam-ı Azam’ın Mezhebi”yle mi?! Hangisiyle oluşturursa oluştursun “Lanetli Anayasa” hazırlamış olacak! Çünkü dediğim gibi bu “en tepedeki 2 İmam”ın Taraftarları “birbirini lanetlemiş”tir! Ülke’deki “gerginlik-kutuplaşma”yı da arar oluruz, çünkü yerini bir “lanetlik-tepişme” alır!

Yani “ulan” Dinci Uyuz ve Uyuzlar; “Hadis’den Anayasa” demek istiyorsanız “sonucu”nu yazdım, “Mezhep’ten Anayasa” demek istiyorsanız “sonucu”nu yazdım, “Fıkıh’tan Anayasa” demek istiyorsanız “sonucu”nu yazdım, “Kur’an’dan Anayasa” demek istiyorsanız onun da “sonucu”nu yazdım… Yani “DİNDAR ANAYASA” hangisinden oluşursa oluşsun “Allah’ın muradına” TAMAMEN TERSTİR!


> AFOROZ’DAN – MÜRTET’E DİNDAR ANAYASA’NIN “DOĞAL” SONUCU:
ENGİZİSYON “PAPAZLARI” GİBİ, ENGİZİSYON “İMAMLARI” SALTANATI ve ZULMÜ!

“Devlet Yönetimi”ni bu Dinci Uyuzlar’a verdiğinizde, olacak olan “belli”dir yani! Hristiyanlık’ta “Engizisyon Papazlığı”, zaten olduğu gibi Müslümanlık’a geçmiştir ve “Engizisyon İmamlığı” Dünya’yı “kan gölü”ne çevirir… Engizisyon İmamları önüne geleni “Mürtet oldun şekerim” diyerek “katli vacib” hale getirir!… Çünkü bu Dinci Uyuzlar’ın “Uydurdukları Dinleri”nde Mürtet’in / Din’den çıkanın “katli vacip”tir yani “katledilerek öldürülür”…

“Ay şekerim beni kesmezler” diyen bir “salak” varsa içinizde “Tarih”i hatırlayın:


> İMAM-I AZAM ve HZ.ALİ’NİN KATİLİ; “DİNDAR ANAYASA”DIR!

Bunlar İmam-ı Azam’a bile “Din’den çıktı Kâfir oldu” diyebilmiştir, dolayısıyla da seni-beni yani “işine gelmeyen” herkesi en ufak hatasında / her bahaneyle “Din’den çıkıp Kâfir olmak”la suçlayacak kesip-doğramaya girişecektir.

Bu Dinci Uyuzlar’ın Saltanatı sırasında, Hz.Hasan ve Hüseyin’in “katledildiği”, Hz.Ali’nin ise “sadece” katledilmediği, 80 yıl Mescit’te “ardından lanet okutturulup üstüne de Cemaat’e ‘amin’ dedittirildiğini” unutmayın… Hz.Ali’ye bile “Kâfir” diyen Dinci Uyuzlar, sana-bana “Müslüman” gözüyle bakar mı?!!! Yani “Dindar Anayasa”nın varacağı yer; dün Emevi-Muaviye, bugün ise IŞİD ve Devlet Yönetim Biçimi’dir!

Yani siz Devlet Yönetimi’ni bu Dinci Uyuzlar’a bıraktığınızda, bunların Müslümanlar’a yaptığı ve yapacağı kötülüğü o “Gavur” dedikleri yapmadı ve yapmaz, Tarih boyunca bu “böyle” olmuştur. İstitistikler “Katledilen Müslümanlar”la ilgili % 5’ini Gayri Müslimler’in, % 95’ini ise bu “Mezhep-Tarikat-Cemaat-Fıkıh-Hadis bahaneleri”yle Müslümanlar’ın “BİRBİRİNİ KATLETTİĞİ”Nİ ortaya koyuyor!

Yani ve özetle; “Dindar Anayasa istiyorum şekerim” şeklindeki bu “Dinci” Söylem’in Türkçesi; “bana rahat battı, onun için ben ‘belamı’ arıyorum, hatta ‘İntihar’ etmek istiyorum” demektir!

.

.
MAKALEM’DE ADI GEÇEN KİTAPLARIM’IN da İÇİNDE OLDUĞU
“8’Lİ DİN-SİYASET İLİŞKİSİ KİTAPLARI” SETİM’İN KAMPANYASI: 120 TL YERİNE;
– Türkiye İçi (Kargo Dahil) 50 TL
– Avrupa (Posta Dahil) 75 TL
– Amerika (Posta Dahil) 90 TL

– Türkiye İçi “Adrese Teslim – Kapıda Ödeme”…
– Türkiye Dışı “PayPal ile Ödeme – Adrese Teslim”…
– PayPal: muratyataganbaba@gmail.com | Tel: 0537 411 59 83

Posted Nisan 29, 2016 by yataganbaba