
.
6 YILDIR ERTELEDİĞİM PROJEMİ, 2030 YILINA
KADAR TAMAMLAYABİLMEYİ UMUYUORUM!
.
4 BAVULLUK ve 50 VHS VİDEO BANTLIK “DEV” ARŞİVİMİ YAKMIŞTIM! Arşivi olanlar bilirler, hem çok zevkli hem de çok zahmetlidir, bir hayli de masraflı… Benim –tam sayıyı bilmiyorum, tahmini söylüyorum- yaklaşık “1000 Sayfalık” bir arşivim var! “Barış Manço”, “Yaşar Nuri Öztürk” ve “Murat Yatağanbaba”yla, yani benimle ilgili olan bu arşivimin % 10’u “dergi”, % 90’ı ise “gazete sayfası” arşivi…
Lise yıllarımda Denizli-Yatağan Kasabası’nda yaşarken “4 bavul dolusu” Barış Manço arşivimi yaktığımı hatırlıyorum! Denizli’de yaşarken de yaklaşık “50 VHS video bant”tan oluşan Yaşar Nuri Öztürk arşivimi de yakmıştım. Onlarınsa tamamına yakını “Ayşe Özgün Şov”da konuk olduğu programların kaydıydı… Köydekileri ocakta, Denizli’dekileri ise sobada yaktığımı hatırlıyorum ama sebebini tam hatırlamıyorum. Sanıyorum “koyacak yer” yoktu. Neticede “hobi”ydi. Fakat “büyüyünce ‘araştırmacı ve yazar’ olacağımı” bilseydim “yakmazdım” herhalde 🙂
ÇEKYATIN ALTINDAN, BAVULA, ORDAN ŞİMDİ DİJİDAL’E: Sonra 2000’li yıllara yaklaşırken araştırmalarım yoğunlaştıkça, “kendiliğinden” bir arşivim oluştu ve neredeyse 1000 sayfayı buldu. Bu arşivim Denizli’deyken yaklaşık ve karışık / düzensiz olarak 10 yıl “çekyatın altında” saklandı. Çünkü odada koyacak yer yoktu. İstanbul’a taşındığımda ise bir süre 5 geniş çekmeceli bir elbise dolabım vardı, konularına göre 3’e ayırıp 3 çekmecede tuttum, şu anda ise normal bavuldan 2 kat büyüklükteki bir bavulda duruyor.
SAYFALAR MAALESEF YIPRANIP-YIRTILIYOR: Problem şu ki, ne zaman bir konuyu çalışacak olsam arşivi açıyorum ve o 1000 sayfalık arşive dalıyorum, çünkü “ne aradığımı” biliyorum, bu konuda adeta “fotograf hafızası” denilen bir hafızam var. 10 yıl önce de arşive atmış olsam derhal gözümün önüne gelir. Fakat “çıkar, tek tek bak, bulunca onu ayırıp diğer yığını yeniden bavula doldur” derken her defasında gazete sayfaları zarar görüyor, bazıları da orasından burasından yırtılıyor veya yıpranıp-buruşuyor.

DİJİTALCİLER TARAMA İÇİN 7.000 TL İSTEDİ: 2013 yılında İstanbul’da bunları “tarattırıp dijitale aktarıp, orijinal sayfaları ise ciltlettirmeyi” düşündüm ama Ozalitciler “7.000 TL” para istedi. “Acaba 7 bin lirayı versem mi vermesem mi” diye düşünürken bir de “gazeteler taranabilmek için silindirden geçecek, yırtılanların sorumluluğunu kabul etmeyiz” deyince tamamen vazgeçtim. A4 bir tarayıcım vardı, onda “bir gazete sayfasını parça parça 4 defa tarattırıp photoshop’ta o 4 sayfayı birleştirip 1 gazete sayfasına getirerek” dijitale aktarmayı düşündüm ama o 4 parçayı bir araya getirip, harfleri üst üstte tutturup, 4 farklı ışığı tek ışığa getirmek neredeyse 3 saate mal oluyordu ve o girişim de bir sonuç vermedi…
TARAYARAK DEĞİL, AÇIKHAVADA YAPILAN “FOTOGRAF ÇEKİMİ”YLE DİJİTALE AKTARILCAK: Sonra geçen sene kardeşim Levent eskimiş cep telefonumun yerine “daha yenileri”nden birini hediye etti. Huwai marka bu telefonların “fotograf çekme” özelliği fena değil. Onunla fotoğraflarını çekerek dijitale aktarmayı düşündüm ama bu defa da “ışık” problem oldu, çünkü İstanbul’da ev arkadaşımla kaldığımız evdeki odam yeterince güneş ışığı almıyordu. Fotografta da “en önemli şey” ışık… O da olmadı. Yaklaşık 1 ay önce ise; “çalışma ofisi” olarak kullandığım Moda Sahilindeki İDEA tesislerinde bir çekim yaptım. Orası “Açıkhava” olduğu için güzel çekim oldu. Tek sıkıntı, cep telefonları fotograf çekerken “parmağı nereye basarsan” oraya odaklanıp-çekiyor. Dolayısıyla da ortaları net olurken, kenarlar biraz o kalitede olmuyor. Fakat gene de “okumakta” bir sorun olmuyor. Siteye yükleyip dizüstü bilgisayardan başka cep telefonundan da siteye baktım, orda da problem olmuyor, parmakla genişletildiğinde çok net okunabiliyor.
.
CUMA GÜNLERİ YAŞAR NURİ HOCA, PAZAR GÜNLERİ
BARIŞ MANÇO ARŞİVİMİ PAYLAŞMAYI PLANLIYORUM!

Ben “kendime Müslüman” olmadığım için, bu Tarih Sayfaları’nı “isteyen herkes okuyabilsin” istiyorum. Fakat Facebook’ta bunu yapmak mümkün değil, sığmıyor. Bunun üzerine şu an bu yazıyı okumakta olduğunuz sayfayı buldum wordpress’te… Genişliği / eni yaklaşık 1100 pixles, boyu ise sınırsız. Onun için arşivimi “büyük boy” olarak buradan paylaşacağım. Fakat bu 1000’e yakın sayfadan oluşan arşivi dijitale aktarıp burada yayınlayabilmek için de “konsantre olmak / bir düzen içinde yayınlamak” gerekiyor ki, 6 yıldır olduğu gibi proje gene yatmasın! Bunun için şunu düşündüm:
AYDA 8 SAYFA PAYLAŞILACAK: Yaşar Nuri Hoca Yurt Gazetesi, Habertürk Gazetesi, Star Gazetesi, Aydınlık Gazetesi’nde haftada 2-3 yazı yazıyordu değişik günlerde… Fakat “20 yıl aralıksız” yazdığı Hürriyet Gaztesi’nde ise Cuma günleri yazıyordu. Ben de Yaşar Nuri Öztürk arşivimi Cuma günleri 1 sayfa yayınlayacağım. Barış Manço’nun “7’den 77’ye” programı ve de Milliyet Gazetesi’nde yazdığı zamanlarki “Oku Bakiim” köşesi Pazar günleri yayınlanıyordu. Onun için de Barış Manço arşivimden Pazar günleri 1 safya yayınlayacağım. Böylece ayda 8 sayfa dijitale aktarılıp isteyen araştırmacıların faydalanabilmesi veya sevenlerinden okumak isteyenler için yayınlanmış olacak. Bu sayede o günlerde yayınlayarak -artık ikisi de rahmetlik olmuş olsalar da- hem “nostalji” yapmış oluruz, hem de her Cuma ve Pazar “bildiklerimizi tazeleriz, bilmediğimiz yeni biligiler” okumuş oluruz. “İyi” düşünmüşüm 🙂 Basın’da benimle ilgili çıkan haberlerin olduğu Tarih Sayfaları’nı hangi gün yayınlarım, ona henüz bir karar vermedim.
DÜZENLİ DEĞİL, RASTGELE PAYLAŞILACAK: Gönül isterdi ki, bunları “belli bir sıra ve düzende” yayınlayayım ama “o tasnifi-ayıklamayı” yapacak zamanım yok maalesef… Onun için bavulun en üstünde hangisi varsa onun fotogfrafını çekip paylaşacağım. Bu düzeni tutturabilir ve sürdürebilirsek, sanıyorum 100 ayda / 8 yılda hepsi yüklenmiş olur. Yüklendikçe “içerikleri” de not düşülmüş ve numaralandırılmış olacağından, içerik listesi word’de kelime sıralaması yaptırılarak “çok sağlıklı ve sonradan kolay ulaşılabilecek” bir arşiv de gelecek kuşaklara aktarılmış olur.
.

ARŞİVİMİ İLK DEFA TELEVİZYONDA GÖSTERMİŞTİM:
Bu arşivimi bugüne kadar Mustafa Tahir Hoca sayesinde gösterebilmiştim. Ulusal Kanal’da “Söz ve Işık” programını hazırlayıp-sunduğu zamanlar beni davet ettiğinde hangi konuyu işleyeceksek arşivimden o konudaki Tarih Sayfaları’nı hazırlayıp getiriyordum, bazılarını kendim kaldırıp kameraya göstererek anlatıyordum, bazen de arkamızdaki dev ekrana veriyor ve anlatıyorduk. Bundan sadece ben değil Mustafa Tahir Hoca da çok memnun oluyordu, bunu ilk defa yaptığımızda “programımızda ilk defa bu şekilde görsellerle destekli anlatım oldu” demişti. Şimdi o kanalda programı yok. Benim sunduğum “Eyvah Yarın Pazartesi” program projesini de kabul etmedi Ulusal Kanal… Olsun, ekrandan gösteremiyorsak, biz de burada sitede gösteririz ve gene insanların okuyup-bilgilenmesini sağlarız.
.

“KAMYON DOLUSU KİTAP” İLAHİYAT FAKÜLTESİ’NE,
“4 KLASÖR DOLUSU GAZETE KÜPÜRÜ” YATAĞANBABA’YA!
8 yıl içinde yükleyip, 2 yıl içinde de “sistematik” şekilde düzenleyip tamamlamayı düşündüğüm arşivimin içinde, Yaşar Nuri Hocamız’ın “Denizli’de benim aziz dostum var, doktor İzzet Turgut, onu bul ve benden selâm söyle” dediği İzzet Turgut amcanın arşivi de var. Çünkü kendisi diş doktoruydu ve emekli olunca ofisini kapattı, kitaplarını İzmir’deki bir İlahiyat Fakültesi’ne bağışladı, fakülte bir kamyonet gönderdi ve kitapları Denizli’den alıp İzmir’deki üniversiteye taşıdı. 20 yıldır biriktirdiği ve yaklaşık 4 klasörlük Yaşar Nuri Öztürk arşivini ise “bunun kıymetini en iyi sen bilirsin” diyerek üniversiteye değil bana vermişti. Nasipse bana geçen o arşiv de yayınlanacak.
.
İLK SAYFA YÜKLENDİ: Arşivimden “ilk sayfa”yı yükledim. Aşağıdaki Yaşar Nuri Öztürk’ün fotoğrafına tıklayıp-okuyabilirsiniz…

.



.

.



